GAZİ MUSTAFA KEMAL'İN KONYA YETİMLER YURDUNU ZİYARETİ
          Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa, 3 NİSAN 1922 tarihinde, Rusya’nın ANKARA Büyükelçisi Aralof, Azerbaycan Büyükelçisi İbrahim Abilof ve konukları ile birlikte Konya’da o zamanki  Sanat mektebi binası içinde bulunan yetimler yurdun’ nun erkek ve kızlara ait kısımlarını ziyareti esnasında burada şehit çocuklarının gönüllerini alarak onlarla birlikte yaşanan  bir  olayın bilgilerini  okuyucularımla paylaşmak istiyorum.

            Büyük önder, bu ziyaret esnasında yetimhane hakkında yurt müdürü Kazım beyden bilgi almış ve bu ziyaret sırasında yetimhanenin kız öğrencileri kısmında bulunan şehit kızı NESİBE nin bu ziyaretle ve daha sonraki ziyaretle ilgili olarak

“Hakimiyeti Milliye Gazetesinde”  yayımlanan bir anısında şöyle diyor.

 

         “...SENESİNİ ŞİMDİ PEK KESTİREMİYORUM,  FAKAT MEVSİM BİR İLK BAHARDI.

 

YURDUN ŞURASINDAN BURASINDAN TOPLANMIŞ BİR SÜRÜ YETİM  ÇOCUK KONYA

 

 ÖKSÜZLER  MEKTEBİNDE BARINIYORDUK.

                 

               BİR ÖĞLE ZAMANIYDI.

        

TAHTA  MASALARIN ÖNÜNDEKİ SIRALARA OTURMUŞ, BAKIR TASLARDAN BULGUR

 

 PİLAVIMIZI KAŞIKLIYORDUK.

 

         BİRDEN YEMEKHANENİN KAPISI AÇILDI.

 

         GAZİ MUSTAFA KEMAL, MAİYETİ İLE BİRLİKTE İÇERİ GİRDİ.

 

         O GÜZEL GÖZLERİYLE, HEPİMİZE AYRI AYRI BAKTI,

 

SAÇLARI ALTIN  GİBİYDİ, SANKİ ODAYA GİREN BİR İNSAN DEĞİL DE GÖK  GÜNEŞTİ.

 

         BİZE  KİMSE BİRŞEY SÖYLEMEMİŞTİ.

 

         FAKAT BİZ HEPBİRDEN AYAĞA KALKTIK.

        

         SEVİNÇTEN İÇİMİZ TİTRİYORDU.

        

 GAZİ;” OTURUN DEDİ...YEMEKTE AYAĞA KALKILMAZ.”

 

OTURDUK, O GELDİ HEPİMİZİN TASLARINDAN BİRER KAŞIK PİLAV YEDİ.

 

O  ZAMAN GARİP GÖNÜLLERİMİZ ŞAD OLMUŞTU.

 

         ARTIK  ANASIZ,  BABASIZ, EVSİZ OCAKSIZ DEĞİLDİK.

 

         SAÇLARIMIZI OMUZLARIMIZI OKŞADI:

 

         “DOYUYORMUSUNUZ ÇOCUKLAR? DİYE SORDU.

 

HİÇBİRGÜN BİZİ DOYURMAYAN PİLAVLARIMIZA O DAKİKADA DOYMUŞTUK.

 

         ERTESİ GÜN KULAKTAN KULAĞA BİZE KADAR GELDİ. SON KAŞIKTA TAŞ

 

 ÇIKMIŞ, GAZİ KÖPÜRMÜŞ.

 

        BUNDAN SONRA HEP PİRİNÇ PİLAVI İLE MUHALLEBİ YEDİK.

 

BİR SABAH BİZE ABDEST ALMAMIZI, HAZRETİ MEVLANA’ YA GİDECEĞİMİZİ

 

SÖYLEDİLER.

 

         ABDEST ALDIK... YÜZLERİMİZ SARI... YÜREKLERİMİZ HEYACANLA YOLA

 

DÜŞTÜK.

         GÖZLERİMİZDE;  BİZİMLE PİLAVIMIZI PAYLAŞAN ADAM VARDI.

 

          ONUN SAĞLIĞI İÇİN,.. VATANIN KURTARILMASI İÇİN..OVALARI İNLETEREK,

 

 FERYAT EDEREK ALLAHA YALVARIP DUA ETTİK.

 

        .... BİR GÜN GENE KAPIMIZ AÇILDI.(21 MART 1923) İÇERİYE O GİRDİ.

 

 KOLLARI ARASINDA MEKTEPTEKİ ÖKSÜZ SAYISI KADAR AL  AL.. LALELER VARDI.

 

         “ÇOCUKLAR....DEDİ “ DUALARINIZ KABUL OLDU. VATANIMIZ KURTULUYOR.

 

 BİR ZAFER DAHA KAZANDIK”

 

         SONRA SEVİNÇ GÖZYAŞLARIMIZI KENDİ ELİYLE SİLDİ.

 

         HERBİRİMİZE BİRER TANE LALE VERDİ

 

“BUNLARI KİTAPLARINIZIN İÇİNDE SAKLAYIN BİR HAFTA SONRA GELİP GÖRECEĞİM

 

“ DEDİ.

 

         SEVİNÇTEN DELİ OLDUK. SANKİ HER BİRİMİZE SAKLAMAMIZ İÇİN, ÇIKARIP

 

YÜREĞİMİZİ VERMİŞTİ.

 

         KİMBİLİR BELKİDE, O BAYRAK RENKLİ BAHAR ÇİÇEKLERİ, ŞEHİT

 

BABALARIMIZIN KANIYLA BOYANMIŞTIR DİYE EVLATLARINA GETİRMİŞTİ.”

               

                           SONUÇ VE DEĞERLENDİRME

 

       BU GERÇEK BİR OLAYDIR. BU ARAŞTIRMAYI YAPARKEN BÜYÜK ATAMIZIN

 

TARAFIMDAN ÇOK İYİ BİLİNEN AŞAĞIDAKİ ÖZELLİKLERİNE BİR KERE DAHA VURGU

 

YAPMAK İHTİYACINI DUYDUM.

    

         ÇÜNKÜ; UZUNCA BİR ZAMANDIR ATAMIZIN KURDUĞU LAİK CUMHURİYETİN

 

DEĞERLERİ VE KURUMLARINA "AHLAKSIZCA" SALDIRILARIN  ARTTIĞI  TALİHSİZ BİR

 

SÜREÇ YAŞAMAKTAYIZ.

 

         BİR ÜLKE VAR OLACAKSA BENİMSEDİĞİ DEĞERLER VE KURUMLARIYLA VAR

 

OLUR.

 

          ENDİŞEMİZ; CUMHURİYETİN KURULUŞ FELSEFESİNİ TERS YÜZ EDEREK  ONUN

 

DEĞERLER VE KURUMLARINI YIKARAK YERİNE KENDİ KÜLTÜR VE İNAÇLARI

 

DOĞRULTUSUNDA YENİ BİR TÜRKİYE YARATMAYA ÇALIŞAN "TAKİYECİ" VE

 

ATATÜRK DÜŞMANLARININ BU ÇABALARI KARŞISINDA DAHA FAZLA SESSİZ

 

KALAMAYIZ.

 

ATATÜRKE NEKADAR ÇAMUR ATARLARSA ATSINLAR O ASLINDA;

 

 BİR FİKİR ADAMIDIR . Halkı bilinçlendirmeyi  gaye edinmiştir.

           

            Atatürk,Ordusu ile toprak kazanmıştır.

           

           Atatürk deneme ve yanılma metoduna başvurmamıştır.

          

          O bir hesap adamıdır.

 

          Sosyolojik olaylarda deneme yapılmayacağını çok iyi bilirdi.

 

          Sosyolojik olaylar Tarihi seyri içinde akar gider.

        

          Atatürk, Halkın çıkarını gözeten bir sistem kurmuştur.O

 

          nedenle kendisi bir halk adamıdır.

          

          Savaş meydanlarında kazandığını, masada pekiştiren bir liderdir.

            Atatürk Emperyalizme karşıdır.Mücadelesi hep emperyalist ülkelerle olmuştur.

         

           Atatürk’ün dönemindeki devlet yönetimimiz, otoriter bir

 

rejimdi,Ama asla totaliter bir rejim yaratılmadı.

 

            Atatürk, hiçbir zaman şef, Duçe, Führer olmadı.

 

            Atatürk Rejimi GÜNÜMÜZDE HAKARET EDİLDİĞİ GİBİ  

 

militarist değildir.

 

            Türk Silahlı kuvvetleri, Cumhuriyetin koruyucusudur.Ama

 

Rejimin “Gestoposu” değildir.

 

            Devletimiz güce dayalı değil, halka dayalıdır.

 

            Atatürk,Ülkenin kaderini, Aşiret reislerine ve Tarikat

 

Şeyhlerine bırakılamayacak kadar önem atfediyordu.Bu nedenle

 

Ordularımız İzmir’e girdikten sonra Atatürk’ün Ankara’ya

 

dönüşünde kendisine Hacı bayram  gidilerek dua edilmesi teklif

 

edildiğinde “..Memleket evlatlarının kazandığı  zaferde hacı

 

bayramın payı nedir? ”diyerek soru sormuş ve bu ziyareti

 

yapmamıştır.

 

            Atatürk,Emredici ve buyurucu lider değil “İkna edici” liderdir.

            Atatürk, tüm başarıları millete maletmiştir.

 

            Lider demek, düşünen, yaratan ve uygulayan demektir.

 

            Atatürk için Ulus ve demokrasi çok önemlidir.

 

            ATATÜRK’ÜN 10 YILDA 42 DEVRİMİ VARDIR.

 

Bunların hepsi halka yönelik olmuştur.

 

          KURTULUŞ SAVAŞINDA TAŞIDIĞI MERMİ ISLANMASIN DİYE

 

BEBEĞİNİN ÖRTÜSÜNÜ Mermiye  örten anne, "bu vatan benim

 

çocuğumdan daha önemlidir", duygu ve heyacanını yaşamış ve

 

göstermiştir.

       

        İnkarcılık ve nankörlük yaparken hiç olmaz ise bunları hatırlayın.

                                   27 ocak 2005  İSTANBUL    

           

 

 

 

 

 

        

 
 SİTE İÇİ ARAMA

SON EKLENEN 5 MAKALE
TÜRKİYE- AVRUPA BİRLİĞİ TARİHÇESİ

KARŞI DEVRİM HAREKETLERİNİN EN ETKİLİSİ ŞEYH SAİD İSYANI

BM VE TBMM DE KABUL EDİLEN İKİ SÖZLEŞMENİN ÜLKEMİZE ETKİLERİ

CUMHURİYETİN 86 NCI YILINDA BAŞINA GELENLER

RİSK VE RİSK YÖNETİMİ

SİTE ANKET
Yeni Sitemizi Nasil Buldunuz?
Çok Iyi
Iyi
Normal
FikrimYok