TÜRK AFGAN İLİŞKİLERİ VE TÜRKİYE NİN AFGAN POLİTİKALASI
 

1.GENEL.
Afganistan,Farca bir kelime olup,Asyada bir islam devletin adıdır.

Güney Batı Asya ülkesi olan Afganistan, batıda; İran, kuzeyde; Türkmenistan, Özbekistan, Tacikistan, doğuda; Çin (Afganistan’da Hindikuş dağları,( Tacikistan’da Pam dağları ve Himalaya dağlarının birleşme noktasında 15-20 km. genişliğinde dar bir  koridor ile Çin,Türkistanına bağlanan ve Hindukuş-Pamir dağlarının 7300 m.yüksekliğinde geçitsiz tepeleri içine alan Vahan adı verilen bir bölge ile Çin ile komşudur.)


 Pakistan ve güneyde; Pakistan ile çevrelenen, yüzölçümü 650.000 ila 700.000  kilometre kare dir.Nüfusu yaklaşık olarak 26 milyon,nüfus yoğunluğu Km kareye 14 kişi düşer.Başkenti deniz seviyesinden 1797 M.yükseklikte olan Kabil dir.Kabil de yaklaşık olarak 500.000 kişi yaşar.Afganlılar,Ülkelerine kendi milli dillerinde “Pahtun ülkesi” anlamına gelen  Pahtankua veya” pahtana” adını verirler.Kuzey Afgan dilinde “Pahtun”,güneyde de “Paştun” “Afganlı” Peştun demektir. Ülkenin, batıdan doğuya gidildikce yükselen,Kabil civarında 5200 m. Yüksekliğe, doğuda  Pamir dağlarında,  7000 m.yüksekliğe ulaşan  bir ülkedir.
Ülkenin batısı çöl karakterinde ,doğuda geçit vermeyen yüksek  dağlar, kanyonlar ve mağaraları  ihtiva eden Afganistan; 277 adet (oymak) Aşirete ayrılır. Bunlar da ,HEL  adı verilen  iç bölümleri vardır. Başlıca oymaklar,şöyle sıralana bilir. Dürraniler 800.000 kadar olup Herat ile Kandahar arasında ve Kabil civarında yaşarlar. bunlara eskiden  Abdali de denirdi.Yusufzailer; 700.000 civarında olup bunlar, Afganistanın güney doğusunda ve Afganistan dışında dayaşarlar.Peşaver,in kuzeyinde,Gılzailer bulunur. 600.000 civarında olup Kabil’in kuzeyinde,doğuda Süleyman dağlarında ,batıda Gulkuh’da ve güneyde Kelat-i ve Gılzai’de de bulunurlar.Kakar aşireti; 200.000 civarında olup,Afganistanın güney doğusunda yaşarlar.Hattakiler; 100.000 civarında olup Afganistanın dışında  Peşaverin güney doğusunda  ve Kohat’ın güney doğusunda yaşarlar. Bangaşlar; 100.000 civarında olup Afganitan dışında Merucak,Kohat ve Kuram vadilerinde yaşarlar. Afridiler; 90.000 civarında olup Hayber geçidinde ve Afganistanın dışında ve Peşaverin batısındaki ve güneyindeki Tirah,Bara cura vadilerinde yaşarlar.Utma Hel; 80.000 civarında olup Afganistanın dışında Peşaverin kuzeyinde yaşarlar.Mohmandlar la Yusufzailer’in arasında bulunurlar.Veziri aşireti;50.000 civarında olup Afganistanın dışındaki Hint veziristanında yaşarlar.  Povindahlar ; 50.000 Gomal ırmağı kaynağından başlayarak Süleyman dağları bölgesinde yaşarlar.  Şiuvariler; 50.000 civarında olup Hayber geçidi dağlarında,  Sefid-Küh doğusunda ve Peşaver hududunda yaşarlar. Hucaniler; 50.000 civarında olup Celalabad bölgesinde bölgesinde yaşarlar. Mohmandzailer; 40.000 civarında olup, Kabil ile Swat (Pakistan sınırı arasında) yaşarlar.Turiler;30.000 civarında olup doğuda, Kuram vadisinde ve çoğu da Afganistanın dışında yaşar. Belirtilen bu aşiretlerin dışında pek  çok miktarda; Özbekler, Tacikler, Kızılbaşlar, Hezareler, Çaharlar, Aymaklar, Galçalar ve diğer,   pek çok aşiretler vardr .
Afganistan’ın arazisi dağlık olduğundan  tarıma elverişli  değildir.Halkının büyük bir kısmı göçebe , savaşcı  asker  ve memur gibi mesleklerde çalışmak zorundadır.Afganlılar genel olarak yarı bağımsız oymaklar halinde olduklarından  kesin olarak  sayıları bilinmemektedir. Ancak  şimdilik nüfusunun 23 milyon kadar olduğu değerlendirilmektedir.Uzun yıllar savaş  durumu süren  bu ülkeden,  dünyanın pek çok yerine göç etmiş Afganlıların mevcut olduğu bilinmektedir.En çok mülteci  Pakistan ve İran’dadır.Afganlılar; Afganistan’ın eğemen ulusudurlar.Krallık döneminin hükümdarları oymağa dayanmıştır. Afganlıların  büyük çoğunluğu  ince burunlu iri gözlü ve gürbüz vicutlu ve koyu esmer  tenlidirler. Son derece cesur  ve    savaşcı olan  bu ulus  geleneklerine ve dini inançlarına  candan bağlı  ve aile  yapıları  kuvvetlidir. Afganlıların büyük çoğunluğu  oymaklara ayrıldığından  oymakların  iç yapıları  demokratiktir. Yani  herkese  buyruğunu geçiren  başkan yoktur.Her  önemli iş “ Çirge”  denilen  toplantılarda  görüşülür ve mümkünse çözüme  ulaşılır. Aksi  takdirde  Kabile içinde  de savaşlar başlar. Oymaklar  arasında  ve oymakların  iç yapısında  rakip  ve iç çekişmelerinin sonu gelmez. Soyluluk  bakımından  üstünlük  mücadelesi  daima  vardır. Bu durum tarih boyunca  Afganista’nı  istikrarsız bir ülke  olmasına  neden olmuştur.

2.AFGANİSTAN NIN  KISA TARİHİ :
Afganistan’ın tarihinde  ilk defa  1747 de  Ahmet Şah Baba tarafından  İran eğemenliğinden  kurtarılarak  merkezi  KANDAHAR   olarak kurulan  Afgan devletinin  adı olarak bilinmektedir.Kral Ahmet Şah; 1761 de  Delhi’deki Timur oğullarını  eğemenliği altına  alarak  devletinin sınırlarını genişleterek büyük bir krallık  yaratmıştır. Ahmet Şah; 1773 de  ölünce yerine  kardeşi TİMUR  ŞAH geçmiş  ve  başkenti  KANDAHAR’dan KABİL’e taşıyarak devleti, birlik içinde  tutmaya çalışmıştır. Fakat  önce  SİND BÖLGESİ  Afganistan’dan ayrılmış ve sonra  BELH   AFGANİSTAN’I KABİL ile bağlarını kopararak  Afganistan’dan  ayrılmıştır. Sonra ülkenin  Keşmir  bölgelerinde  ki  aşiretler, çıkardıkları ayaklanmalarla  uzun süre  yarı  bağımsız olmuşlardır. 1773 de  TİMURŞAH  öldüğünde,  ülkede kargaşa  ve taht kavgaları artmıştır. Bu durum daha sonra  AFGANİSTAN’nın parçalanmasına  sebep olmuştur.

3.AFGANİSTAN’IN  MODERNLEŞME  HAMLELERİ:
Afganistan’ da; modernleşme, kral ABDURRAHİM  zamanında  Osmanlı imparatorluğundan,doktor,subay,öğretmen,getirilmek suretiyle başlamıştır. Kral Abdurrahman zamanında  başlayan ilerleme  sonucu  halk arasında  batı fikirlerine karşı  duyulan ürkeklik  azalmış olduğundan ülke, yavaş  yavaş kalkınma yolunda  daha hızlı  yürümesini isteyen  aydın bir neslin yetişmesini sağlamıştır. Afganlıların büyük çoğunluğu  oymaklara ayrıldığından  oymakların  iç yapıları  demokratiktir. Yani  herkese  buyruğunu geçiren  başkan yoktur.Her  önemli iş “ Çirge”  denilen  toplantılarda  görüşülür ve mümkünse çözüme  ulaşılır. Aksi  takdirde  Kabile içinde  de savaşlar başlar. Oymaklar  arasında  ve oymakların  iç yapısında  rakip  ve iç çekişmelerinin sonu gelmez. Soyluluk  bakımından  üstünlük  mücadelesi  daima  vardır. Bu durum tarih boyunca  Afganistanı  istikrarsız bir ülke  olmasına  neden olmuştur.Bizim AFGANİSTAN ile ULUSAL KURTULUŞ ŞAVAŞI YILLARIDA ki resmi ilişkilerimiz; 01 MART 1921  tarihinde MOSKOVA da imzalanan “AHİTNAME” ile olmuştur.15 MAYIS 1919 da başlayan  ANADOLU  KURTULUŞ  MÜCADELESİ  başta AFGANİSTAN  olmak üzere  Güney Asya müslümanları  tarafından  büyük bir  sempati ile destekleniyordu.Çünkü Türk milli mücadelesi;müslüman milletlerin batı eğemenliğine karşı başkaldırının öncüsü olarak  görülmüştür. ANKARA  Hükümetinin özellikle AFGANİSTAN ile kurduğu yakın v e dostane ilişkiler,  MOSKOVA da bulunan Türk heyetinin , Moskova’daki AFGANİSTAN  temsilcileriyle  01 MART 1921  de “TÜRKİYE- AFGANİSTAN  DOSTLUK  ANLAŞMASI”na karşı  İNGİLTERE  kaygıyla izlemiştir.Çünkü Mustafa Kemal “MİLLİ MÜCADELENİN  BÜTÜN DOĞU MİLLETLERİNİN (Mazlum Milletlerin) uyanışına örnek  olacağını biliyordu. Bu nedenledir ki İngiltere bu gelişmelerden kaygı duymakta belki haklıydı.Türk Afgan Dostluk anlaşmasına göre (AHİTNAME):Türkiye ile Afganistan’ın  kardeş  olduğu, aralarındaki manevi birliği, politik alanda da sürdürmek  istedikleri,her iki devletin de  birbirlerinin bağımsızlığına  saygı gösterecekleri,Doğu uluslarının yönetim  biçimlerini belirlemekte özgür oldukları, Emperyalist güçlerin  doğu uluslarından biri üzerine yapacakları saldırıya ,kendi ülkelerine yapılmış sayıp bu saldırıyı gidermek için ortak çalışacakları kararlaştırılmıştır.Ayrıca,Türkiye Afganistan a Kültürel bakımdan  yardım etmeyi ,subay ve öğretmen göndermeyi  taahhüt etmiştir.Afganistan devleti Ankara ya ilk resmi elçisini,göndererek TBMM Hükümetinin yanında yer aldığını göstermiştir.Afganistan’ın bu hareketi,kuşkusuz islam dünyasında TBMM Hükümeti lehine önemli bir etki yaratmıştır..Türkiye’nin Afganistan ile imzaladığı  bu  “Dostluk Anlaşması”dan  sonradır ki, Sovyetler  Birliği  Türkiye ile  16 Mart 1921  tarihinde “TÜRK SOVYET DOSTLUK  ANLAŞMASI NI” .imzalamıştır.Bu durumda göstermektedir.Anadolu’da kurtuluş mücadelesini  yürüten TBMM ni kendi çıkarları  doğrultusunda  kullanmak isteyen  Sovyetler Birliğinin  Dostluk Anlaşmasını  imzalamakta bahaneler yaratması  ve her görüşmede yeni şartlar ileri sürmesi ,Afganistan ile dostluk anlaşması imzalandıktan sonra vazgeçilmiştir.Afganistan ise hiçbir karşılık beklemeksizin  TBMM ile dostluk anlaşmasını imzalamıştır.Ayrıca TBMM ile ilk anlaşma imzalayan bir dost ülke olma özelliğini göstermiştir.Bunun yanında TBMM hükümeti nezdinde ilk temsilci gönderme  ayrıcalığı da Afganistan a aittir.Türk  Milletinin en olumsuz koşulları yaşamakta olduğu bir zamanda Afganistan krallığının sağladığı manevi  destek ,Türk Milletinin  Afganistan a geçmişte ve gelecekte  bir vefa borcunun olması gerektiğini anımsatıyor.
Türk Milleti bu vefa borcunu  kendisi en olumsuz şartları yaşarken  1921 yılında  Mustafa Kemalin  direktifleriyle  Afganistan ordusunu teşkilatlandırmak ve eğitim desteğini sağlamak üzere bir grup subayı  Afganistan a görevlendirilmiştir.Gönderilen bu subayların başında  Cemal Paşa  heyet başkanıdır.Yaveri süreyya bey  ile İsmet beylerin Afganistan ordusunu kurmak ve teşkilatlandırmak için gösterilen çabalar dikkat çekicidir.1921  yılın da  TBMM  Hükümetinin  Afganistan nezdindeki ilk resmi temsilcisi ABDURRAHMAN  bey de bu heyetle birlikte KABİL e ulaşmıştır.Kurtuluş savaşı yıllarında ve sonrasında Afganistan ile ilişkiler daima kardeş iki ülke duygusu içinde  cerayan etmiş ,BUHARA EMİRLİĞİNİN  Ankara ya gönderilmek üzere Sovyet yetkililerine teslim edilen 59.000.000 Türk lirası karşılığı altın ve dövizin içinde sembolik de olsa Afganistan ın da payı vardır.Ayrıca  Hind müslümanlarının topladıkları   yardımlarda Güney Afganlılarında katkısını gözardı etmemek gerekir. Türk ULUSU nun  kurtuluş mücadelesine  harcanan bu paraların o yoksul ve sıkıntıda olduğumuz bir zamanda Türkiye nin bütcesine girmesi çok anlam ifade eder.Bu nedenle Mustafa Kemal Afganistan da olup biten her olayla yakından ilgilenmiştir.20 OCAK 1925 tarihinde  Afganistan kralı  EMANULLAH HAN ın  kardeşinin ölümünden dolayı  Afganistan kralına ilk başsağlığı telgrafını  çeken devlet adamıda Mustafa Kemal olmuştur .
ATATÜRK’ü ilk ziyaret eden  devlet adamlarından biriside;  AFGANİSTAN  KRALI EMANULLAH  HAN dır. Kral ve eşi kraliçe SÜREYYA  19 MAYIS 1928  tarihinde,İZMİR  vapuru ile  SİVASTOPOL limanından  İSTANBUL a gelmiştir. 20 MAYIS 1928  tarihinde İstanbul dan trenle  ANKARA ya gelen konuk kral ve kraliçe ,ANKARA tren  garında  ATATÜRK  tarafından bizzat büyük bir askeri tören ile karşılanmıştır.Ayni gün konuk kral ve kraliçe  ile TBMM nin çalışmalarını  izlemişler ve akşamda  konukları onuruna  Ankara Palasta  verilen resmi yemekte , ATATÜRK ün  şu sözleri  bugünde geçerliliğini korumaktadır.ATATÜRK  Türk – Afgan dostluğunun geçmiş ve geleceğini değerlendirdikten  sonra “.....GELECEĞİN YÜKSEK UFUKLARINDAN  DOĞMAYA BAŞLAYAN GÜNEŞ,ASIRLARDAN BERİ  ACI ÇEKEN MİLLETLERİN  TALİHİDİR.!  BU TALİHİN  ARTIK BİRDAHA  SİYAH BULUTLARA  BÜRÜNMEMESİ, MİLLETLERİN VE ONLARI YÖNETEN  ÖNDERLERİN  ÖZENİNE VE ÖZVERİLERİNE  BAĞLIDIR. ”Bugün  kardeş ülke Afganistan  nı başına gelen  felaketlerin  sorumlularının  kimler olduğunu  bu ifadelerin içinde  görmek mümkündür.Ertesi gün konuk kral ve kraliçe  21 MAYIS  1928 de ,konuk kral TBMM salonunda ANKARA  da bulunan büyük elçileri kabul etti. Ayni gün konuklarını yeniden kurulmaya çalışılan  Ankara yı  gezdirerek  ve birlikte at yarışlarını izleyerek geçirirler.
22MAYIS 1928 de bugünde yürürlükte olduğuna hiç şüphe olmayan  TÜRKİYE- AFGANİSTAN  arasındaki  “DOSTLUK VE İŞBİRLİĞİ” Anlaşmasının imza töreninde hazır bulunurlar ,akşam da  konuk kral Mustafa Kemal paşa şerefine bir yemek verir. Konuk kral ın ANKARA  ziyaretinde , yürütülmekte olan devrimler hakkında bilgiler verildiği gibi özellikle  20 mayıs 1928 de  kabul edilen “ uluslar arası yeni rakamların”  ve harf devrimi hazırlıkları  hakkında  konuk kral a ANKARA da ATATÜRK  tarafından adeta bir eğitim verilmiştir. Türkce de bilen konuk kral ile ATATÜRK ün beraberliği kendisini çok sevindirmiştir.25 Mayıs 1928 günü  büyük önder, konuğunu  Ankarada açılmış olan bir resim sergisine götürmüş ve konuğuna GÜZEL SANATLARA  verilen önemide ,SANATSIZ MİLLETİN HAYAT DAMARLARINDAN BİRİSİ KOPUKTUR” özdeyişinin  anlamını konuğuna göstermiş olmanın mutluluğunuda yaşamıştır. Neyazıktır ki 21 nci yüzyıla giren insanlığın nefretle izlediği BAĞNAZ ORTAÇAĞ ZİHNİYETİNİN EĞEMEN OLDUĞU AFGANİSTANDA kayalar üzerideki asırlık buda heykellerinin top atışlarıyla tahrip edilişini izleyen insanlık aleminin yaklaşmakta olan bir büyük tehlikeyi anlayamamıştı.Sadece ürpererek izliyordu. Emperyalist duygularla yaratılan bu kardeş ülkenin talihsiz insanlarına çektirilen zulüm ve işkencenin sorumluluğu bütün insanlığın ve ABD nindir. Hiç şüphe yoktur ki bu tarih böyle yazacaktır.Konuk kral ve Kraliçe  27 Mayıs 1928 günü ANKARA dan ayrıldılar.Büyük önder yedi gün ANKARA da kalan konuğuna yaptığı ve yapacağı daha pekçok şeyleri anlatacaktı.   Ankara da yürütülen devrimler karşısında  konuk kral da hiç şüphesiz bir eziklik duygusu oluşmuştur .Bunun doğruluğu  kral a şerf mihmandarı olarak görev verilen orgeneral Fahrettin ALTAY ın  anılarıda ,KRAL ın  dönüşünde yol boyunca kendisinin de Afganistan da yaptığı büyük işler  ve meydana getirdiği eserleri anlatarak  “ ÖĞÜNME İHTİYACI DUYAN BİR ŞAHSİYET “ olduğunu belirtmiştir.AFGANİSTAN  kralı nın Türkiye ziyaretinde ençok üç kardeş ülke olarak anılan  Türkiye-İran ve Afganistan ın dostluklarını  önemle vurgulamışlardır. Konuk nkral Ankara dan trenle İstanbula dönmüş ve İZMİR  vapuru ile uzun bir Avrupa gezisine devam etmişti.Ülkesine dönen kral  14 ARALIK 1928 de KABİL e kadar ulşan ayaklanma karşısında,  13 OCAK 1929  tarihinde  Kral AMANULLAH HAN  tahtıdan veragat ederek  İTALYA  ya  yerleşti. ATATÜRK e hayranlığından ve saygısından dolayıdır ki ,Büyük önderin cenaze töreninde hazır bulunarak görevini yapmıştır..Bu talihsiz ülkenin Kralı, ATATÜRK  gibi devrimler yapmak ve ulusunu çağdaşlaştırmak isterken  tahtını kaybetti.İşte bundan dolayıdır ki  doğu kültüründe  ve geri kalmış toplumlarda devrimler yapmanın ne kadar zor olduğunun pek çok örneklerinden birisidir.Çünkü “DEVRİM YAPAN TOPLUMLAR DA KARŞI DEVRİMCİLERDE AYNİ ZAMANDA DOĞAR” Bu nedenle  başlanan işi sonuçlandırmak  pek de mümkün olmaz ama ATATÜRK gibi  önderler bu nedenle istisnadır.AFGANİSTAN  kralı TÜRKİYE ye geldiği  1928 yılında  TÜRKİYE nin ekenomik durumu şöyledir.
a.Fiat artış hızı( o/o)  :-O.1
b.Dolar kuru(Tl)    :1.94
c..GSMH  büyüme hızı(o/o)  :11.0
d.Sanayi ücreti(Tl)                 :37.6
e.Ekmek fiatı(TL/Kgr.)            :0.17 dır.Buna göre
Türk ekonomisi  dünyada başlayan ekenomik durgunluk ve daralmaya rağmen önemli gelişmeler kaydetmişti. Dünya 1929 ekonomik buhranın başlamasından önceki bu başarılı görünüm  büyük önerin yönetiminde  Türkiye nin  savaştan çıkalı henüz  5 yıl olmasına rağmen üstelik  büyük çaplı  Şeyh Said isyanı için  hem kısmı seferberlik  ilan etmiş bir ülkenin ikdisadi bakımdan sağladığı bu başarılar aslında çok büyüktü.Dost Afganistan kralının da kendi ülkesinde benzer devrimler yapabilmesi için  Mustafa Kemalden  öğreneceği pek çok hususların olduğunu da  kavramış olması pek muhtemeldir.

4.SONUÇ:
Türkiye Afganistan ile uzun yıllar dostluk ilişkilerini iyi seviyede sürdürmüştür.Türkiye her fısatta Afganistanı maddi ve manevi desteklemiştir.Ancak Afganistanda  Sovyet yanlısı Tacik kökenli yöneticiler işbaşına gelince bu kardeş ülkenin iç dengeleri bozulmuş uzun süredir istikrarsılık ve iç kavgalar  yaşanmıştır.Sovyet işgaline karşı  belirli bir süre iç barış sağlanmış isede  11 Eylül 2001 de ABD de meydana gelen terörist saldırıda göstermektedir ki ülke dış güçlerin istismarına açık bir duruma gelmiştir.ABD nin sabırla uyguladığı askeri ve politik baskı ile bu ülkede ABD nin cıkarlarını koruyacak bir yönetim işbaşında olmadan Afganistan istikrar bulmayacaktır.Bir diğer ifade ile ABD  ortasyaya giriş için araladığı kapıyı sonuna kadar açacak ve Afganistana yerleşecektir.ABD bunu temin etmek için radikal ve kendisinin taleplerine karşı koyan pek çok Arap veya müslüman ülkeye karşı yoğun psikolojik baskı ve politik tehditde bulunuyor.Bu uygulamalardan da başarı elde ediyor.Türkiye de tarihi ve kültürel bağları olan bu ülkede kaybedilmiş olan köprü başını yeniden tesis etmeye çalışıyor.Bu politikanın Türk toplumuna bir maliyeti olacaktır.Bu maliyet öncelikle Afgan halkının refah ve mutluluğu için maddi destek ve yaraların sarılması için manevi ve moral desteği olacaktır.

  KONU : YAKIN TARİHDE  TÜRK- ABD  İLİŞKİLERİ :
             Dr. Halil ŞİMŞEK
1 nci Dünya Harbi esnasında açıklanan  Wilson  prensiplerine  göre ; Doğu Anadolu’da,  altı vilayetin  ikisi Ermenilere,  dördü   Kürtlere,  verilerek kurulacak  olan  Ermeni ve Kürt  devletlerinin  arasındaki  hudut, ABD başkanı  Wilson  tarafından  çizilecekti. ABD ,Yunanlıların  İzmir’ e asker çıkarmasına  onay vermesi ile 15 mayıs 1919 tarihinde Yunan ordusu  İngiliz, Amerikan ve Fransız  savaş gemilerinin  koruması altında İzmir’ e  çıktı ve şehri işgal’ e başladı. Yerli Rumların sevinç gösterileri  arasında İzmir‘e çıkan,Yunan askerlerinin taşkınlıklarından  gururu kırılan gazeteci Hasan Tahsin (Osman Nevres)  bir Yunan askerini öldürmesi,  başka bir Türk gencinin,  Yunan sancaktarını vurması ile Yunanlıların İzmir katliamı başladı. İki gün içinde  5000 e yakın Türk Anlaşma  devletlerinin  gözü önünde şehit edildi. İzmir’de  Yunan işgali konusunda soruşturma yapmakla görevli Amerikalı general Harbord, başkanlığındaki komusyon    7 Ekim 1919 tarihli raporda , “İşgalden sonra İzmir’de ortaya çıkan olayların sorumlusunun büyük devletler olduğu “ belirtilerek, Mondros  ateşkes mütarekesinden sonra  Hıristiyan’ların tehlikede olmadıklarını, güvenlik şartlarının mütarekenin 7 nci maddesine dayanarak, asayişin korunması amacıyla İzmir işgalinin haklı olamayacağını, aslında işgalin, Yunanlılar  tarafından İzmir’i “İlhak” etmek  için yapıldığı belirtilitordu.
  General  Harbord’un  16 Ekim 1919 da ABD senatosuna sunduğu  raporu ve ABD yüksek komiseri amiral Bristol ‘un Türk kurtuluş savaşına yaklaşımı, Ulusumuza bir moral kaynağı ve haklı olmanın bir belgesi olarak düşünülmüştü. Bundan dolayı,  ABD ile Türk kurtuluş savaşını yöneten kadrolar arasında seviyeli bir ilişki sürdürülmüştür. Bu durumdan yararlanmak isteyen,  “Wilson  prensipleri  Cemiyeti” ile yerli işbirlikçiler, ABD  himayesinde  Osmanlı Devletinin  kalkınabileceğini ileri sürerek,  Sivas kongresinde  ABD mandasının  kabul edilmesi için  yoğun girişimler de bulundukları bu teşebbüslerin, Mustafa  Kemal’in Sivas  kongresinde azimli kararıyla önlenmişti.
 Kurtuluş savaşında tarafsız kalan, ABD 9 Nisan 1923 tarihinde, Türkiye ile imzaladığı ve 327 sayılı kanunla resmi gazetede yayımlanan ”Şarki Anadolu Demir Yollarına Dair Kanun” ile  özel imtiyaz niteliğindeki ticari imtiyaz anlaşması, Türkiye ile ABD arasında dostluk ve işbirliği yapılması sürecini başlattı. Aslında, bu proje  Ülkenin 170.000 km2 lik bir alanında  her türlü maden ve petrol  kaynaklarını işletmek, Anadolu’da yapılacak demir yollarının 20 Km. sağı ve  20 Km solu olmak üzere, 40 Km genişliğindeki alan içerisindeki,  yer altı ve yer üstü  kaynaklarını işletme hakkının ABD ne verilmesi anlamını taşımakta idi. Ayni sözleşme gereğince  Musul, Kerkük ,Süleymaniye bölgesinde 4400 Km.ye yakın demir yolu ve Türkiye kıyılarında üç  adet limanın, ABD tarafından yapılmasını da öngörüyordu. Bu ticari anlaşma imzalandığında, Lozan barış antlaşması henüz  imzalanmamıştı ama, arkasında ABD  olan bir şirket Musul- Kerkük bölgesini, Türkiye’nin  “Misak-ı Milli” sınırları içerisinde olduğunu kabul ediyordu. Bu nedenle, Lozan barış görüşmelerinde,  ABD taraf  olmamış ve gözlemci statüsünde görüşmelere katılmıştır. Lozan da, Musul-Kerkük bölgesinin bize terki mümkün olmadığı için bu sorun İngiltere ile Türkiye arasında  dokuz ay içinde çözülmesi kararlaştırılmıştı. İngiltere ile Türkiye Musul sorunun çözümü için çalışırken İngiltere görüşmelerde kendisini güçlendirmek için   Hakkari Bölgesinde 1924 de “ Nasturi”, Bingöl- Genç bölgesinde, 1925 de,  “Şeyh Said” İsyanlarını destekledi. Bu  isyanların yarattığı olumsuz koşullar yüzünden  Türkiye, 5 Haziran 1926 Tarihli anlaşma ile Musul ve Kerkük  bölgesini  Mandater İngiltere’ye bırakılmayı kabul etti. 25 yıllık bir süre içende, bölge petrol gelirlerinin % 10 veya 500.000 Sterlin ödeme  yapılması İngiltere ve Irak hükümetince kabul edildi.
Bu anlaşmanın Türkiye-ABD arasındaki ilişkiye etkisi, dokuz yıllık bir süreyi kapsayan Türk-ABD  “Demir Yolu  İmtiyaz Sözleşmesi”  Musul ve Kerkük  bölgesini de kapsıyordu. Fakat biz bu bölgeyi kaybedince,  ABD sözleşme gereklerini yerine getirmekten vazgeçti. Bizde sözleşmeyi fesih ettik. Sözleşmenin feshi taraflar arasında bir sorun yaratmadı. Ancak; ABD, 18 Ocak 1927 de Senatosunda, Lozan Barış antlaşmasını ret edildi. Buna rağmen 12 EKİM 1927 tarihinde, ABD ile siyasi ilişkiler kuruldu. ABD, Elçisi  Josef C. Grew   Ankara’ da  Mustafa  Kemal paşaya, 5 Kasım 1927 tarihinde de Türkiye Cumhuriyetinin ABD ne atadığı  büyük elçisi Mashar   Müfit  bey, ABD başkanına güve mektubunu sundu. Bu tarih den itibaren  Türk Amerikan ilişkileri özelikle Büyük önderimiz, Gazi Mustafa Kemal Atatürk  zamanında  egemen eşit  iki devlet  statüsünde seviyeli ilişkiler sürdürüldü. Sonraki süreç inişli, çıkışlı ama daima ABD nin istekleri doğrultusunda bu günlere gelindi. Şimdi belki bir yol kavşağındayız.Çünkü,Türkiye’nin soğuk savaş döneminde üstlendiği ağır yükümlülükler ile ABD nin bugünü süper gücü olmasına şüphesiz katkımız çok büyük olmuştur.Bunun dostumuz ABD nin bilmesini ve takdir etmesini beklerken,bulunduğumuz coğrafyada, komşularımızla  ilişkilerimizin bozulmasına neden olacak istekleri,Güvenliğimize zarara verecek oluşumlara, uydu devletler yaratma girişimlerine karşı Türk ulusu çok duyarlıdır.Gelecekte, ABD Türk ulusundan başka bir fedakarlık istemesi halinde bunu yerine getirip getirmeyeceğini iyice düşünmek gerekir.

 
 SİTE İÇİ ARAMA

SON EKLENEN 5 MAKALE
TÜRKİYE- AVRUPA BİRLİĞİ TARİHÇESİ

KARŞI DEVRİM HAREKETLERİNİN EN ETKİLİSİ ŞEYH SAİD İSYANI

BM VE TBMM DE KABUL EDİLEN İKİ SÖZLEŞMENİN ÜLKEMİZE ETKİLERİ

CUMHURİYETİN 86 NCI YILINDA BAŞINA GELENLER

RİSK VE RİSK YÖNETİMİ

SİTE ANKET
Yeni Sitemizi Nasil Buldunuz?
Çok Iyi
Iyi
Normal
FikrimYok