Terörden Zarar Gören Bölgenin Rehabilite Edilmesi İçin Güvenlik Açısından Alınacak Önlemler
1. Terör :
Dünya güvenliğini tehdit eden sorunların en önemlilerinden biri olan terör sözcüğü latince kökenli bir kelime olup “büyük korku” ya da “korkudan titreme” anlamına gelir.


1. Terör :
Dünya güvenliğini tehdit eden sorunların en önemlilerinden biri olan terör sözcüğü latince kökenli bir kelime olup “büyük korku” ya da “korkudan titreme” anlamına gelir.
İsrail Kontrterörizm Uluslar arası Politika Enstitüsü kurucusu ve başkanı Boaz Ganor, Terörizmin tarifini şöyle yapar. “Terörizm siyasi amaçlara varmak için sivillere karşı planlı olarak kullanılan şiddettir.”
siyasi amaçlı şiddete kısaca terörizm denir. Yıldırıcılık anlamında kullanılır. Terörizm zayıf olanın seçtiği bir tür siyasal şiddet biçimidir. Terörist zayıf olduğundan kendini gizler. Beklenmeyen anda ve beklenmeyen yerde vurup kaçmaya çalışır. Çünkü devletin gücü kendisinden üstündür. Terörizm; toplumu yönetenlerin direncini kırmak için korku yaratmak, dehşet salmak amacına yöneliktir.

 terörizm insanlara veya ülkelere karşı, genellikle siyasi, dini veya ideolojik hedeflere varmak için hükümetleri veya toplumları zorlamak veya yıldırmak için kullanılan güç veya şiddettir.(TERÖRİZM BİR EYLEMİMİDİR? YOKSA BİR SAVAŞ EYLEMİMİDİR?.Herşeyden önce terörizm bir savaş eylemidir. Ama haksız ve suç teşkil eden bir savaş eylemidir.Terörizm bir amaç değildir. Bir amaca hizmet eden bir araçtır.Amaç siyasi olabilir.Sosyal, ekonomik,dinsel, ideolojik veya ulusal olabilir.Bu amaçlara ulaşmak  için baş vurulan bir taktiktir terörizm.
Cenevre sözleşmesine göre bir asker bilinçli olarak sivilleri hedef aldığında bu bir savaş suçudur. Devletler arasında geçerli olan, sıra örgütlere gelince geçerli olmuyor.Bu etik kural örgütler için de geçerli olmalıdır.Terörizm ve gerilla savaşı arasında bir ayırım yapabilmek için uluslar arası literatüre girecek bir ortak terörizm ‘in tanımının yapılması gerekli şu ana kadar BM bunu gerçekleştiremedi.
Gerilla savaşı politik amaçlara ulaşmak için askeri hedeflere karşı şiddetin planlı olarak kullanılmasıdır.
 Terörizm ise:şiddetin ayni amaçla sivillere karşı kullanılmasıdır.Bir örgüt ayni amaçla ayni anda hem terörizmi ve hemde gerilla savaşını kullanabilir.Uluslararası topluluk amaçlarla yöntemleri birbirinden ayırması gerektiğini anlamalı

2. Türkiye’de terör :

 mevcut dokümanlarımızda terör; “baskı, cebir ve şiddet, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, anayasada belirtilen cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzenini değiştirmek, devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü bozmak, devletin ve cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak, temel hak ve hürriyetini yok etmek, devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından şiddet kullanılarak geliştirilecek her türlü eylemdir” şeklinde tarif edilmektedir.

 Türkiye için tehdit teşkil eden unsurlar;

 - ülkeyi bölerek ayrı bir kürt devleti kurmak isteyen bölücü unsurlar,

 - teokratik devlet düzeni kurmak isteyen irticai unsurlar,

 - komünist düzen kurmak isteyen aşırı solcu unsurlar,

Şeklinde sınıflandırılmaktadır.

 asırlardır türklere yurtluk etmiş ve her karışı şehit kanıyla sulanmış olan anadolu’da türkler ve kürtler daima bir arada kardeş olarak yaşamışlardır. Hatta et ve tırnak olmuşlardır. Bilindiği üzere; başta rusya olmak üzere bazı batı avrupa ülkeleri ve abd’de kürtlerin türk’ten ayrı bir ırk olduğu konusu işlenmekte, üniversitelerde enstitüler kurulmakta ve bilim adamları seferber edilmektedir. Ancak görülmektedir ki, ortadoğu’da yaratılmak istenen suni bir millete ad olarak verilen “kürt” kelimesinin açıklanması bugüne kadar bu meselenin ideologları tarafından mümkün olmamıştır.

  gerçekte kürtler ayrı bir ırk olmayıp türk kökünden ve oğuz boyundandırlar. Oğuzlar’ın saka boyundan dağlar bölgesinde yaşayan kürt adlı göçebe toplulukların göçler sonucu bugünkü bölgelere yerleştikleri tarihi belgelerle kanıtlanmıştır.
 buna rağmen birtakım dış mihraklar ile onların emellerine alet olan yerli işbirlikçiler tarafından ülkemizi bölmeye ve milli birlik ve beraberliğimizi bozmaya yönelik oyunlar oynanmaktadır. Bu oyunların etkisinde kalarak ülkeyi bölüp ayrı bir kürt devleti kurmak isteyen pkk terör örgütü, nisan 1978 tarihinde diyarbakır’da kurulmuş, büyük bir bölümü doğu ve güneydoğu anadolu bölgesinde olmak üzere 22 il, 63 ilçede 2000 civarında üyesi ile örgütlenmiştir. Bölge temsilcilikleri ve parti örgütlerinin kurulmasının yanı sıra pkk gelecekteki halk savaşını gerçekleştirecek halk ordusunun oluşturulması maksadıyla askeri örgütlenmeye yönelmiş, politik ve askeri örgütlenme içerisindeki istihbarat birimlerini de faaliyete geçirmiştir.

 bu örgüt, ilk terör faaliyetine 15 ağustos 1984 tarihinde eruh ve şemdinli baskınları ile başlamıştır. O tarihten bugüne kadar güvenlik güçlerince yürütülen terörle mücadele 5 dönem halinde incelenmektedir. Bu dönemleri kısaca özetleyecek olursak:

 - birinci dönem :

 1984-1988 yılı arasını kapsamakta olup, bu dönemde 1387 olay meydana gelmiş, 758 terörist etkisiz hale getirilmiş, 170 güvenlik görevlisi şehit, 200 güvenlik görevlisi yaralanmıştır.

 - ikinci dönem :

 1988-1992 yılları arasını kapsamakta olup, bu dönemde 3600 olay meydana gelmiş, 1946 terörist etkisiz hale getirilmiş, 450 güvenlik görevlisi şehit, 1376 güvenlik görevlisi yaralanmıştır.

 

 - üçüncü dönem :

 1992-1996 yıllarını kapsamakta olup, bu dönemde 18.626 olay meydana gelmiş, 22.819 terörist etkisiz hale getirilmiş, 2516 güvenlik görevlisi şehit, 5353 güvenlik görevlisi yaralanmıştır.

 - dördüncü dönem :

 1996-1998 yıllarını kapsamakta olup, bu dönemde 983 olay meydana gelmiş; 2155 terörist etkisiz hale getirilmiş, 183 güvenlik görevlisi şehit, 447 güvenlik görevlisi yaralanmıştır.

 - beşinci dönem :

 1998-2000 yılları arasını kapsamakta olup, 1999 yılında 564 olay olmuş, 1915 terörist etkisiz hale getirilmiş, 126 güvenlik görevlisi şehit, 381 güvenlik görevlisi yaralanmıştır.

 terörist başı abdullah öcalan 16 şubat 1999 tarihinde yakalanarak Türkiye’ye getirilmiş ve yargılanmıştır. Canını kurtarma derdine düşen terörist başı 2 ağustos 1999 günü terör örgütüne “1 eylül 1999’dan itibaren silahlı mücadeleyi durdurma ve sınır ötesine çekilme” çağrısı yapmıştır.

 bu dönemde; terörist grupların bölgeyi ve araziyi iyi bilen terörist grupları (500 kişi) bırakarak kuzey ırak (KDP bölgesi 840 kişi), suriye (45 kişi) ve İran’a (1000 kişi) çekildikleri değerlendirilmektedir. Halihazırda kuzey ırak’ın güney bölgesinde bulunan 3815 terörist grupları ile birlikte pkk terör örgütüne mensup toplam 6200 teröristin bulunduğu kıymetlendirilmektedir.

 terör; bugüne kadar 27.410 terörist, 3445 kadar güvenlik görevlisi olmak üzere toplam 30.855 vatandaşımızın canına mal olmuş, ülkeyi de 100 milyar dolara yakın bir ekonomik kayba sokmuştur.

3. Terörde ulaşılan son durum :

 güvenlik güçlerince terörle mücadelede sağlanan başarı sonucu, terör örgütü eylem yapma ve yurt içinde barınmada oldukça zorlanır hale gelmiştir. Bu durumda; içinde bulunduğu çıkmazdan kurtulmak için zaten silah bırakmaktan başka çaresi kalmamış olan terör örgütü ve onun elebaşısı tekrar inisiyatif kazanmak maksadıyla sözde bir demokrasi ve barış atağı başlatmış ve olayları kendi inisiyatifinde gelişiyor şeklinde göstermeye yönelmiştir.

 genelkurmay başkanlığının 15 ekim 2000 tarihinde bölgede düzenlediği basın turunda çok sayıda gazeteci 8 nci kolordu’nun sorumluluk bölgesinde bulunan elazığ, tunceli, bitlis, muş bölgesini gezmiştir. Gezi esnasında 8 nci kolordu komutanı, terör örgütüne karşı 1994’ten sonra başarı sağlanmaya başlandığını belirterek “bunu artık bölücü örgüt de kabul etmek zorunda kalmıştır” demiştir. Terörün halka ve bölgeye büyük zarar verdiğini vurgulayan komutan “yakılan yıkılan köyler, acımasızca öldürülen öğretmenler, nineler, dedeler hala hafızalarda tazedir” diye konuşmuştur. Tsk.nin kararlı mücadelesiyle bu günlerin geride kaldığını dile getirmiştir. Ayrıca, komutan, bir yandan terörist kalıntılarının temizlendiğini, diğer yandan bölge halkına yönelik “köy destek” uygulamalarının sürdürüldüğünü belirtmiştir. (16 ekim 2000 tarihli sabah gazetesi). Bu açıklamalardan çıkan sonuç “bölücü terörün şehirlerde polis, kırsal alanda jandarma kuvvetleriyle önlenebilecek ve mücadele edilebilecek seviyeye indirgenmiştir.” Denmektedir. Bu açıklama şimdilik bir iyimserlik ifadesi olup bölgedeki güvenlik güçlerinin ve korucu sisteminin bir süre daha devam ederek terörle mücadele edilmesi zarureti vardır.

4. Pkk terör örgütünün son durumu :

 pkk terör örgütünün şubat 2000 tarihinde İran’ın kandil dağında yaptığı 7 nci kongrede alınan kararlar şöyledir :

 metin, terörist başı ile ilgili olarak alınan kararlarla başlamaktadır. Bu kapsamda;

 - talimatlarına uyulması ve bağlılığın sürdürülmesi,

 - idam cezasının infazı halinde, her bir teröristin fedai türü eylem yapacağı hususunun ilanı ve bu yönde siyasi faaliyetlerin yürütülmesi,

 - yakalanış tarihi olan 15 şubat tarihinin “ulusal önderlik günü” olarak ilan edilmesi, “başkan apo’ya özgürlük, kürdistan’a barış” adı altında bir kampanyanın sürdürülmesi,

 müteakiben karar metni;

 önümüzdeki dönem stratejisini belirleyen kararlar, dönemsel faaliyet planına ilişkin kararlar ve cezaevlerine ilişkin alınan kararlar olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır.

 a. Önümüzdeki dönem stratejisini belirleyen kararlar :

  (1) silahlı mücadele yerine siyasi mücadelenin esas alınacağı koşullar oluşmuştur.

  (2) argk, (halk kurtuluş ordusu) Türkiye’de kürt kimliğini tanıyan uygun yasal düzenlemeler yapılıncaya ve anayasal güvenceler sağlanıncaya kadar “halk savunma kuvvetleri” adı altında kürt halkının meşru savunma kuvveti olarak varlığını sürdürecektir.

  (3) ernk (kürdistan ulusal kurtuluş cephesi) yeniden örgütlenecek ve “kürt demokratik halk birliği” adı ile faaliyetini sürdürecektir. Ernk bayrağı kürt ulusal kimliğinin sembolü olarak kullanılacak ve tanınması için gayret gösterilecektir.

  (4) örgüt; siyasi mücadele döneminde de silahlı mücadele ettiği bölgelerde faaliyette bulunacaktır.

  (5) strateji değişikliğine paralel olarak, en üst düzeyde yeniden örgütlenecektir.

  (6) Türkiye’de kürt sorununun çözümü için mücadele edecek yasal bir parti kurulacaktır.

  (7) K.Irak’ta, İran’da ve diğer ülkelerde benzer demokratik ve siyasi faaliyetler yürütülecektir.

  (8) kadın örgütlenmesi pjkk yeniden düzenlenecek ve bu maksatla kongresini yapacaktır.

 b. Dönemsel faaliyet planına ilişkin kararlar işe   şunlardır :

  (1) teröristlerin faaliyetleri kapsamında;

   (a) silahlı mücadele dışında siyasi alanda faaliyet gösterme konusunda tecrübesiz olan teröristlerin eğitimine önem verilecek,

   (b) yeterli eğitimden geçirilen ve uygun olan teröristler siyasi faaliyetlerde görevlendirilecektir.

  (2) siyasal faaliyetler :

   (a) siyasal çalışmalar sadece kürt halkına yöneltilmeyecek, Türkiye’deki diğer etnik grupları da dikkate alan bir program çerçevesinde yürütülecektir.

   (b) birey ve aile bazındaki siyasi propagandaların yanı sıra siyasi partiler, sendika ve derneklerde örgütlenmeye ağırlık verilecektir.

   (c) kadın örgüt mensupları siyasi partilerde, vakıf ve derneklerde etkin bir şekilde örgütlenecektir.

   (d) köy çalışmaları kapsamlı bir şekilde yürütülecektir.

   (e) geçici köy korucularına karşı esnek bir yaklaşım gösterilecek, örgüte kazandırılmaya çalışılacaktır.

   (f) hadep’li belediyelerin faaliyetleri bölge halkının çıkarları doğrultusunda çalışması için denetim altında tutulacaktır.

   (g) göç edenlerin tekrar bölgeye dönmeleri esas olmakla birlikte özellikle avrupa’da bulunan kitlenin oldukları yerde örgütlenip siyasallaşma çalışmalarına destek vermesi sağlanacaktır.

  (3) diplomatik faaliyetler kapsamında;

 ana prensip; Türkiye cumhuriyetine düşmanlık ve onu kötü tanıtmayı amaçlayan diplomasiden, Türkiye cumhuriyetini örgütün talepleri doğrultusunda demokratik dönüşüme zorlayan diplomasiye geçilmesidir.

 tanıtım için lobi, büro, dernek vb. Örgütlenmelere önem verilecektir. Bu bağlamda kürt ulusal kongresi diplomatik faaliyetleri yürütmekle görevlendirilecektir.

  (4) askeri faaliyetler kapsamında;

   (a) argk’nın yerine kurulan halk savunma kuvvetlerinde görev alacak örgüt elemanları, buna uygun ve istekli teröristlerden oluşturulacaktır. Uygun olmayan örgüt elemanları tasfiye edilecek,

   (b) halk savunma kuvvetleri kapsamlı bir askeri eğitimden geçirilecektir. Türkiye’de kalan terörist gruplar, uygun koşullar oluştuğunda K.Irak’a çekilerek bu unsurlar içerisinde eğitime alınacak,

   (c) halk savunma kuvvetleri meşru savunma temelinde üzerine düşen görevleri yerine getirecektir.

 c. Cezaevlerine ilişkin alınan kararları kapsamaktadır :

 örgüt siyasallaşma çalışmalarında cezaevlerindeki örgüt mensuplarının görevlerinin arttığına dikkat çekilerek, cezaevlerinden çıkacak örgüt mensuplarının Türkiye genelinde çalışmalara katılmaları istenilmektedir. Bu bölümde özetle aşağıdaki kararların alındığı belirtilmektedir.

 - cezaevlerindeki örgüt sorumluları, her alanda inceleme ve araştırma yaparak siyasallaşma çalışmalarına düşünce düzeyinde katkıda bulunacaktır.

 - dünyanın en tehlikeli terör örgütü olan pkk, yurt dışında sayıları 400’ü bulan paravan dernekleri ve yazılı ve görsel medyası aracılığıyla yürüttüğü propaganda faaliyetleri ile uluslararası kamuoyunu Türkiye’de sözde “kürt sorunu olduğunda” ezilmiş bir etnik grup olan kürtlerin “siyasal ve kültürel hakları bulunmadığına” ve “pkk’nın bir kurtuluş örgütü olduğuna inandırmaya” çalışmıştır.. Pkk destekçileri şimdi de yukarıda arz edilen kongre kararları esaslarına göre siyasallaşmaya karar vermiş “demokratik cumhuriyet”, “barış ve diyalog” gibi söylemler yaymaya başlamıştır. Kürtlerin Türkiye cumhuriyetinin ana kurucu unsurlarından olduğunu ileri sürmekte, kürtçe eğitim ve kürtçe televizyon talep etmektedir.

5. Örgüt yeniden eyleme yönelebilir mi? :

 PTÖ silahlı unsurlarını 1999-2000 kışında yurt dışına çektikten sonra stratejisinde değişiklik yaparak silahlı eylemi terk etmiş, siyasi ve psiko-sosyal alanda propaganda faaliyetlerini uygulamaya ve siyasallaşma gayretlerini yoğunlaştırmaya başlamıştır. Önümüzdeki yıllarda bu çabaların başarısızlığa uğraması halinde PTÖ aşağıdaki şartlar oluştuğu takdirde yeniden eylemlere başlayabileceği değerlendirilmektedir :

 - Türkiye’nin siyasi istikrarsızlık içine girmesi,
 - orta ve alt seviyede güvenilir lider kadrolara kavuşması,
 - avrupa’da örgüt lehinde bir kamuoyu oluşması,
 - silahlı mücadeleyi devam ettirecek yeterli ekonomik kaynaklara kavuşması,
 - Türkiye’de bölge halkı üzerinde hakimiyet sağlaması,
 - örgütün halk üzerinde hakimiyet sağlamasını ve yapacağı eylemlerden sonra kaçıp kurtulmasına imkan verecek fırsatları elde etmesi,
 - komşu ülkelerin örgütü eylem yapmaya zorlaması ve örgütü desteklemesi, durum ve şartlarının oluşması.

6. Terör örgütünün gelir kaynağı; kaçakçılık :

 doğu ve güneydoğu anadoluda kaçakçılık herkesin bildiği bir gerçektir. PTÖ İran’dan ve K.Irak’tan Türkiye’ye yapılan kaçakçılıktan K.Irak ve İran topraklarında kurduğu kontrol noktalarında gümrük vergisi tabir ettiği para almaktadır. Kaçakçılık yapanlardan toplanan bilgilere göre PTÖ; koyun başına 2.500.000 tl., Sığır başına 5.000.000 tl, mazot taşıyan katır başına 2.500.000 tl. Haraç almaktadır. İran’dan Türkiye’ye akaryakıt ve canlı hayvan kaçakçılığı dışında halı ve kumaş kaçakçılığı da küçümsenmeyecek boyutlarda yapılmaktadır. Teslim olan teröristlerden kelereş (İran topraklarında PTÖ kampı) sorumlusu ali sapan adlı terörist sorulan bir soru üzerine kaçakçılardan vergi adı altında % 8 para aldıklarını ifade etmiştir. İnsan kaçakçılığından ise kaçırılan insanların ekonomik durumuna ve kaçırılacak ülkeye bağlı olarak            5.000-10.000 abd doları alınmaktadır. İnsan kaçakçılığı PT֒nün kontrolünde yapılmakta, bu faaliyette bulunan örgüt dışında kişilerden de örgüt tarafından para alınmaktadır. Uyuşturucu kaçakçılığı da PT֒nün kontrolü altındadır. Örgütün bilgisi dışında uyuşturucu kaçakçılığı yapmak isteyenlere karşı örgüt tarafından pusular kurulmakta, yakalananlar öldürülmekte, mallar ellerinden alınmaktadır.

 yakalanabilen bu kaçak malların; bölgede yapılan çok az bir bölümüne tekabül ettiği değerlendirildiğinde, kaçakçılıktan örgütün sağladığı maddi kazancın, çok büyük meblağlara ulaştığı ortaya çıkmaktadır.

 kaçak yollardan yurt içine giren her türlü kaçak malın alım-satım işlemleri; bu işten kazanç sağlayan organize suç şebekelerinin, mevcut yasal mevzuattaki boşluklar ile ilgililerce tanzim edilen ancak sorumlu güvenlik güçlerince doğruluğu tespit edilemeyen sahte belgelerle de zaman zaman yasal bir hale getirildiği görülmektedir.

 kanunsuz yollardan temin edilen bu tür gelirlerin; öncelikle devlete ve onun koruyucusu olan güvenlik güçlerine karşı, müteakip dönemlerde icra edilecek her türlü eylemde kullanılmak üzere, silah ve mühimmat olarak geri döndüğü bilinen bir gerçektir.

7. Bölgede şu anki sosyal ve ekonomik durum :

 a. Eğitim-öğretim :

 Türkiye genelinde % 90 olan okuma-yazma oranı, hassas illerde % 70, ohal ve mücavir illerde % 56 civarındadır. Kadın nüfus arasında okuma-yazma oranı bu yüzdelerin altında olup, ohal ve mücavir illerin kırsal kesiminde yaşayan kadınların tamamına yakını türkçe konuşmamaktadır.

 Türkiye genelinde 1 okula 8 öğretmen düşerken, ohal ve mücavir illerde 1 okula 4 öğretmen düşmektedir. Bu rakam, Türkiye ortalamasının yarısıdır. Diğer bir ifade ile Türkiye genelinde 1 öğretmene 25 öğrenci düşerken, ohal ve mücavir illerde 35 öğrenci düşmektedir. Halen 7842 öğretmene ihtiyaç vardır. Öğretmen açığının en fazla olduğu iller adıyaman, hakkari, mardin ve şırnak illeridir.

 ohal ve mücavir illerde mevcut 5087 okuldan 4301’i açık, 786’sı kapalıdır. En fazla kapalı okul hakkari ve batman illerindedir. Güvenlik nedeniyle okul sayısı yıldan yıla giderek azalmaktadır. Ancak geçen yıl 8 yıllık eğitim uygulamasına başlanmasına rağmen bölgeye yeteri kadar branş ve sınıf öğretmeni atanamamış olması, atananların da büyük bir kısmının göreve katılmaması, okulların kapalı kalmasında önemli etkendir.

 b. Sağlık hizmetleri :

 Türkiye genelinde 1 doktora düşen nüfus miktarı 900 civarında iken, ohal bölgesinde 1850, mücavir illerde 2850 civarındadır. Sağlık personelinde en büyük sıkıntı hekim konusunda çekilmektedir. Uzman hekime en acil ihtiyaç duyulan iller hakkari, şırnak, siirt, diyarbakır ve mardin illeridir. Ohal ve mücavir illerde halen 648 uzman hekime ihtiyaç bulunmaktadır.

 ohal ve mücavir iller genelinde 1216 sağlık ocağından ancak 389’u açıktır. Özellikle hakkari, mardin, van, siirt ve şırnak illerinde personel nedeniyle 280 sağlık ocağı hizmete açılamamaktadır.

 c. Nüfus artışı :

 Türkiye genelinde % 1.5 olan yıllık nüfus artış hızı ohal ve mücavir illerde % 2.5 civarındadır. Hızlı nüfus artışı bölgedeki sosyo-kültürel ve ekonomik ihtiyaçların boyutlarını giderek artırmaktadır. Bölgede genelde köy ve mezralara dayanan dağınık bir yerleşim düzeni hakimdir. Bu durum sosyo-kültürel ve ekonomik hizmetlerin yaygınlaşmasını ve güvenlik tedbirlerinin alınmasını menfi yönde etkilemektedir. Ekonomik, sosyal ve güvenlik nedenlerinden dolayı, kırsal kesimlerden şehirlere göçler son yıllarda artmıştır.

 d. Ekonomik durum :

 Türkiye genelinde kişi başına düşen gayri safi milli hasıla 1 milyar 670 milyon lira olup, bölge illerinin durumu incelendiğinde çoğu illerin bu seviyenin yarısının da altında olduğu görülmektedir. Gsmh’nın en düşük olduğu iller hakkari, şırnak ve van illeridir.

 bölgedeki işsizlik oranları incelendiğinde batman ve adıyaman işsizlik oranı en yüksek iller olup, bu illeri diyarbakır, kahramanmaraş, siirt illeri takip etmektedir. Türkiye genelinde yapılan yatırımların % 8.2’si bölgeye yapılmıştır.

 devlet yatırımlarından en büyük payı olan il şanlı urfa’dır. Bu ili diyarbakır, malatya, kahramanmaraş illeri takip etmektedir. Yatırımlardan en düşük payı alan iller ise kilis, şırnak ve siirt illeridir. Şanlı urfa’nın yatırımlarda en büyük payı alması gap projesinden kaynaklanmaktadır.

 bölgede vergi ve sigorta muafiyeti, küçük ve orta boyutlu işletmeler (kobi), teşvik kararları, enerji desteği (elektrik ücretlerinde % 50 indirim) gibi birçok destek tedbiri yürürlüğe konmasına rağmen, özel sektör yatırımları oldukça azdır.

 e. Geçici köy koruculuk sistemi :

 442 sayılı köy kanununa göre koruculuk; köy korucusu, geçici köy korucusu ve gönüllü köy korucusu olmak üzere üç ayrı kategoride tasnif edilmiştir.

 yasaya göre köy korucusu olarak her köyde en az bir korucu, nüfusu binden fazla olan köylerde her beşyüz kişi için ilave bir korucu bulunabilir.

 1985 yılında bölgede şiddet hareketlerine ait ciddi belirtilerin ortaya çıkması ve bölge köylerinde köylünün can ve malını tecavüz hareketlerinin artması üzerine 442 sayılı köy kanununa ek bir madde ile geçici köy koruculuğu ihdas edilmiştir.

 halen ohal bölgesindeki 4262 köy ve 5234 mezrada, 49.560 gkk ile 16.928 gönüllü köy korucusu olmak üzere toplam 66.448 köy korucusu görev yapmaktadır. (Türkiye genelinde 67.000 gkk vardır.)

 geçen süre içerisinde geçici köy koruculuğu sistemi;

 - bölge halkının teröre karşı direnişinin ve devlete bağlılığının simgesi,

 - “Türkiye’de kürt sorunu yoktur, terör sorunu vardır” tezinin en büyük delili,

 - bölgede vatandaşın devlete bütünleşmesini sağlayan ve örgütün halka nüfusunu önleyen etkili bir vasıta olmuştur.

 - bunun yanında gkk sistemi üretici bir kitleyi tüketici konumuna düşürerek devlete ekonomik yük getirmiş (devlet gkk.larına 75 milyon tl.”1999 bütçesine göre” maaş vermektedir. (bir yıllık tutarı 60 trilyondur.)

 - etkin bir kontrol sisteminin kurulamamasına bağlı olarak bölgede silahlı ve çatışma tecrübesi olan aşiret yapısına bağlı bugün devlete müzahir, ancak değişik etkilere gelecekte devlete tehdit olması da muhtemel güçlü silahlı gruplar yaratılmıştır. Bu sistemle işsiz olan bölge halkına gelir sağlamıştır.

 - PT֒nün insan kaynağı büyük ölçüde kesilmiştir.

 - sonuç olarak geçici köy korucuları bugüne kadar faydalı hizmet yapmıştır. Ancak bir kısmının yetkilerini kötüye kullanarak silah ve uyuşturucu kaçakçılığı, haraç toplama, insan kaçırma, adi cinayet gibi suçlar işledikleri de bir gerçektir.

 f. Sınır güvenlik durumu :

 PT֒ye ait unsurların, her zaman ve her yerde olduğu gibi sınırlarda da gerek yurt dışına çıkmak gerekse ülkemize giriş yapmak maksadıyla hep aynı yerleri kullandıkları bilinen bir gerçektir.

 arazinin de geçiş faaliyetlerine izin vermesi dolayısıyla giriş ve çıkış maksadıyla kullanılabilecek yerlerin değerlendirilmesinin yapılarak eldeki tüm imkanların gerektiğinde bu yerlerde toplanabilecek şekilde gayretlerin koordine edilmesi gerekmektedir.

 sınır hattına yakın bölgedeki sosyolojik yapının da gözönünde bulundurulması neticesinde PTÖ elemanlarının giriş-çıkış durumu incelendiğinde;

 - sınırın suriye tarafında kalan bölgesindeki bazı köylerin PT֒ye müzahir olması dolayısıyla sözkonusu unsurların hem barındığı hem de geçişlerine yardım ettikleri,

 - sınıra sıfır hattına yakın olup da Türkiye bölümünde kalan köylerdeki bazı vatandaşların geçimini kaçakçılıkla sağladığı ve para karşılığı geçiş faaliyetlerine yardımda bulunduğu,

 - sınır hattındaki aydınlatma sisteminin kullanım ömrünü tamamlamış olması dolayısıyla sık sık arıza yapması ve özellikle aydınlatmanın olmadığı dönemlerde geçiş için müsait olan bölümlerin sözkonusu unsurlar tarafından rahatlıkla kullanıldığı değerlendirilmektedir.

 tüm bu olumsuzluklar gözönünde bulundurularak aşağıdaki sınır güvenlik tedbirleri alınmaktadır :

 - tüm bölgelerin gece ve gündüz sürekli gözetlenebilmesine imkan sağlayacak gece görüş dürbünü, termal kamera, aydınlatma sistemi gibi sistemlerin kurulması,

 - hudut birliklerinin; çok büyük manevra ve gece görüş imkanı olan akrep tipi, ateş gücü yüksek zırhlı muharebe araçları ile takviye edilmesi,

 - sınır fiziki güvenlik sistemlerinin yeni sisteme (modern cihazlar ile tonatılı) göre tamamlanmaya çalışılması,

 - hudut yollarının asfaltlanması,

 - sınıra yakın hudut ötesi yerleşim birimlerini de kapsayacak şekilde istihbarat ağının kurulması.

8. Kuzey Irak’taki son durum :

 1980-1988 yılları arasında cereyan eden ve 8 yıl süren ırak-İran savaşından sonra ırak; 01 ağustos 1990 tarihinde kuveyt’e saldırarak bu ülkeyi işgal etmiş, ancak kuveyt’in ilhakını tanımayan abd ve müttefiki ülkeler ocak 1991’de, ırak’a karşı abd önderliğinde başlatılan müşterek bir harekatla ırak kuvvetlerini mağlup ederek kuveyt’i kurtarmışlardır.

 körfez savaşını takip eden süreçte ve özellikle saddam’ın K.Irak’ta yaşayan kürtlere yönelik halepçe katliamını müteakip ortaya atılan, “kürtleri saddam’a karşı korumak için tedbir alma” gerekçesi, K.Irak’ta fiili bir durum (de facto) yaratmıştır.

 bu fiili durum K.Irak’ta otorite boşluğuna neden olmuştur. Meydana gelen boşluğu doldurmak maksadıyla “b” ve “t” değişik zamanlarda biraraya getirilerek müşterek bir yerel yönetim kurma yönünde teşvik edilmiştir. Bu kapsamda 1992 yılında seçimler yapılarak bir federal meclis ve ortak hükümet oluşturulmuş, ancak aralarındaki anlaşmazlıklar sebebiyle bu ortak yönetim sürekli olmayarak, KDP ve KYB çatışmaları had safhaya çıkmıştır. Çatışmaların önlenmesi maksadıyla 1996 yılında ankara süreci başlatılmıştır. 17 eylül 1998’de taraflar uzlaşma için amerika’da biraraya getirilmiş ve washington mutabakatı imzalanmıştır.

 bu süreçte abd’nin sürekli olarak ırak’ın toprak bütünlüğü ve egemenlik haklarını kabul ettiğini ifade etmesine karşın; K.Irak’ı başlangıçta saddam muhalifi bir cephe oluşturmak, müteakiben ırak’ı bölerek küçültmek ve güçsüzleştirmek ve ayrı bir kürt devleti kurulması maksadıyla kullanma arzusu dikkat çekmektedir.

 bu kapsamda;

 - bölge önce ırak merkezi yönetiminden tecrit edilmiş,

 - bölgede halkını, kendi kendini idare edebilecek bir seviyeye getirmek maksadıyla; uluslararası organizasyonlar kullanılarak, yerel unsurlar veya ırak’ın bıraktığı kurumlar her alanda organize edilmiş,

 - ırak’ın petrol satışlarından belirli bir pay verilerek gelir kaynağı yaratılmıştır.

 halen, muhalifler kullanılarak bölge politikası üzerinde etkin olmak maksadıyla; ınc görüşmeleri sürdürülmekte ve abd’nin “ırak’ın kurtarılması yasası” projesinin hedefi olan saddam’ın devrilmesi yönünde çalışmaları devam etmektedir. Öte yandan bölgede federal bir oluşumun emareleri olan, altyapı yatırımları, idari, hukuki yapılanma faaliyetleri ile posta teşkilatı, banka sistemi, telekomünikasyon, eğitim, bayrak konularında faaliyetler gözlemlenmektedir.

 kuzey ırak’ta federe kürt devletinin kurulması halinde;

 - Türkiye, suriye ve İran’daki kürtleri sözde büyük kürdistan hayali konusunda tahrik edebileceği,

 - siyasallaşma sürecindeki PT֒yü bölgedeki federal yapı içerisinde yer alma konusunda yeni arayışlara ve ittifaklara yöneltebileceği,

 - türkmenler üzerinde tesis edilebilecek baskılar vasıtasıyla varlıklarını sürdürme olanaklarını engelleyebileceği, musul ve kerkük bölgesinde gelişebilecek muhtemel türkmen etkinliğini önleyebileceği ve bölgede bulunan 2,5 milyon (1990 sayımlarına göre 2 milyon) türkmenin varlıklarını tehlikeye sokabileceği kıymetlendirilmektedir.

9. Bölgede yürütülen halkla ilişkiler faaliyeti :

 halkla ilişkileri geliştirici ve ifa edilen iç güvenlik harekatının destek harekatını teşkil eden halkla ilişkiler kapsamında halka götürülen hizmetler şunlardır :

 - sağlık taraması ve ilaç yardımı,
 - çocukların sünnet ettirilmesi,
 - medeni nikahsız çiftlerin nikahlarının kıyılması,
 - okulların bakım ve onarımları,
 - öğrencilere kırtasiye yardımı yapılması,
 - sağlık ocaklarının bakım ve onarımı,
 - vatandaşlara giyecek, yiyecek ve nakdi yardım yapılması.

 ayrıca bölgede bulunan öğrencilerin sosyal ve kültürel gelişimlerine katkıda bulunmak maksadıyla;

 - diğer illere ve bölgedeki illere (ankara, istanbul, samsun, iskenderun, mersin) öğrencilerin katıldığı geziler düzenlenmesi,

 - 1999-2000 eğitim ve öğretim yılında, maddi durumları uygun olmayan öğrencilere il ve ilçe merkezlerinde “mehmetçik dershaneleri” adıyla üniversiteye hazırlık kursları açılması.

 bunlara ilave olarak aşağıdaki faaliyetlere de devam edilmektedir :

 - köy destek faaliyetleri,
 - müşterek ağaç dikme,
 - ilköğretim öğrencileri kültür gezisi,
 - lise öğrencileri kültür gezisi,
 - aile kültür gezileri,
 - sanayi ve ticaret odaları gezileri,
 - okuma-yazma kursları,
 - kolaylaştırılmış dil eğitimi kursları,
 - üniversite hazırlık kursları,
 - spor kursları,
 - müzik şölenleri,
 - halk oyunları ekipleri getirilmesi,
 - okulların eğitim ve öğretime hazırlanması,
 - okul inşaatı,
 - festivallerin desteklenmesi faaliyetleri.

 köy planlama ve inşa gayretleri halkla ilişkiler kapsamında icra edilen faaliyetlerdir. Bunlar devletin bölge halkına sunduğu küçümsenmeyecek faaliyetlerdir.


10. Alınması gereken önlemler :

 bölgede alınabilecek tedbirleri şu ana başlıklar altında toplayabiliriz :

 a. Güvenlik tedbirleri (askeri gücün kullanılmasına yönelik tedbirler)

 b. Siyasi gücün kullanılmasına yönelik tedbirler

  (1) iç siyaset açısından alınması gereken tedbirler

  (2) dış siyaset açısından alınması gereken tedbirler

 c. Ekonomik gücün kullanılmasına yönelik tedbirler

 d. Sosyo-kültürel gücün kullanılmasına yönelik tedbirler

  (1) sağlık konusunda alınacak tedbirler

  (2) eğitim açısından alınacak tedbirler

  (3) sosyal ve kültürel yapılanma açısından alınacak tedbirler

  (4) basın-yayın faaliyetleri açısından alınacak tedbirler

 e. Hukuki mevzuat yönünden alınması gereken tedbirler

 f. Psikolojik tedbirler

 


11. Güvenlik açısından alınacak tedbirler .

 pkk terör örgütünün nihai hedefini değiştirmediği, bu dönemde bağımsızlık hedefini bir kenara bırakıp iç ve dış kamuoyunun desteğini sağlamak maksadıyla sınır ötesine çekildiği, bu bölgede üçüncü bir siyasal güç olarak siyasal oluşumda yer almayı hedeflediği, bu süreçte nihai hedefine ulaşmak için yeterli bir askeri güç oluşturma gayretini sürdüreceği, Türkiye’ye potansiyel bir tehdit olmaya devam edeceği ve siyasallaşma sürecinden bir sonuç alamadığı takdirde önümüzdeki yıllarda yurt içine dönerek tekrar eylemlerine başlayabileceği değerlendirilmektedir. Bu nedenle aşağıdaki tedbirlerin alınmasında yarar mütalaa edilmektedir.

 a. Askeri tedbirler :

  (1) terör örgütünün stratejisindeki değişiklikler dikkate alınarak yurt içinde kalan terörist gruplar ile halk arasındaki irtibatın kesilmesi ve yeniden teşkilatlanmalarının önlenmesi,

  (2) güvenlik güçlerince bölge içinde örgüt tarafından bırakılan terörist grupların etkisiz hale getirilmesi için küçük çaplı operasyonların devam ettirilmesi,

  (3) hudutlarda yasadışı geçişlere karşı alınan tedbirlerin teknolojik imkanlar ile geliştirilerek hudut güvenliğinin arttırılarak sürdürülmesi,

  (4) terör örgütünün yurt dışında bulunan kamplarına KDP ve komşu ülkeler (İran gibi) ile koordineli olarak akın tipi operasyonların icra edilmesi ve teröristlerin etkisiz hale getirilmesi,

  (5) terör örgütün süratle çözülmesini sağlamak maksadıyla lider seviyesindeki personelinin takip edilerek yakalanması, Türkiye’ye getirilerek yargılanması,

  (6) terör örgütünün moralini çökertecek, çözülmelerini sağlayacak ve Türkiye’ye kaçarak teslim olmalarını sağlayacak psikolojik tedbirlerin alınması,

  (7) ohal kanununun yürürlükten tamamen kaldırılabileceği dikkate alınarak güvenlik güçlerinin teşkilatlanması ve diğer sivil kuruluşlar ile koordinenin nasıl sağlanacağına dair gerekli hazırlıkların yapılması,

  (8) silahlı kuvvetlerin bölge güvenliğini jandarma ve emniyet teşkilatına devri ile ilgili hazırlıkların yapılması, buna paralel olarak jandarma ve emniyet teşkilatının bu görevi icra edecek şekilde kuruluş ve teşkilatlanmasının yapılması,

  (9) örgüte müzahir mahalli idarelerin her türlü faaliyetlerinin takip ve kontrol altında tutulması,

  (10) dini esaslara dayalı bir kürdistan amacını güden hizbullah terör örgütünün pkk terör örgütü ile işbirliği yapabileceği değerlendirilerek özellikle mit ve emniyet teşkilatının istihbarat ve operasyonel gayretlerinin bu yönde teksif edilmesi.

 b. Diğer güvenlik tedbirleri :

  (1) pişmanlık yasasından faydalanan personele iş güvencesi verilmesi, yeni kimlik verilmesi, bölgeden uzak bir kente yerleştirilerek polis gözetimi altında tutulması,

  (2) teröristlerin eğitim kampı gibi kullandıkları hapishanelerde devlet hakimiyetinin sağlanması,

  (3) devlet kadrolarına asaleten yetenekli ve bölge şartlarını bilen personelin atamaların yapılması ve bölgenin memurlar için sürgün yeri olarak kullanılmaması,

  (4) terör süreci boyunca elektrik, su paralarını toplayamayan, vergi alamayan, trafik kurallarını yaşama geçiremeyen devletin bu faaliyetleri icra edecek devlet otoritesinin bölgede sağlanması,

  (5) terkedilen köyler ve şehre göç sorunu ele alınarak köykent uygulamasının hızlandırılması ve birleştirilmiş köy/mezra uygulanmasında güvenlik ve ekonomik durumların dikkate alınması, bölgede her türlü altyapısı tamamlanmış ve emniyet kaygısından uzak yerlerde, dağınık yerleşim birimlerinin (köy-mezra) bir araya getirilmesi (köykent uygulaması), bu köylerin örnek ve cazibe merkezi haline getirilmesi ve köye dönüş projesinin uygulamasının kontrol altında tutulması

  (6) metropollerde yığılmalara, nüfus artışına ve bunun sonucu olarak kötü kentleşmelere neden olan iç göçlerin kontrol altında tutulması ve gecekondu bölgelerinin ıslah edilmesi,

  (7) terör örgütünün bütün saldırılarına rağmen bölgede birçok insanımız devletin yanında yer almış, devletini ve kendisini savunmak içen teröristlerle çarpışmıştır. “geçici köy korucusu” ünvanı verilen bu sistemin günün şartlarına göre yeniden değerlendirilmesi, yeni sistemde görev almayacak olan vatandaşlarımızın gelecek garantisi endişelerini ortadan kaldıracak tedbirlerin alınması (köy korucusu, orman bekçisi, emeklilik gibi),

  (8) istihbarat yapan kurum ve kuruluşlar arasında zaman zaman meydana gelebilecek eksik bilgilendirme ve koordinasyon eksikliği gibi zaafiyetlerin giderilmesi için yasal ve idari yönden tedbirler alınması,

  (9) terör örgütünün gelir kaynağını teşkil eden eroin kaçakçılığının önlenerek, örgütün ekonomik kaynaklarının kurutulması

  (10) ülke bütünlüğünü ihlal edici, kamuoyunu karamsarlığa düşürücü ve güvenlik güçlerinin mücadelelerini olumsuz yönde etkileyebilecek her türlü zararlı ve ideolojik yayınların önlenmesi, yeni ve güncel basın yayın kanunlarının çıkarılması,

  (11) adaletin geç tecelli edilmesini önlemek ve kamu vicdanını rahatlatmak maksadıyla adli ve idari yargılama sisteminin ıslah edilmesi, güvenlikle ilgili yasaların çıkarılması

  (12) terörist eylemleri gerçekleştiren şahısların adaletten kaçmalarını engellemek için uluslar arası iade anlaşmalarının ve düzenlemelerinin yeniden gözden geçirilmesi, anlaşma olmadığı durumlarda iadenin uygulanma imkanlarının araştırılması

  (13) terörist örgütlerin faaliyetlerini gizlemek için kurdukları sosyal, kültürel ve yardımlaşma derneklerinin finans kaynağı olarak kullanılmasının önlenmesi

  (14) devletin mevcut anayasal düzenine yönelik her türlü tehdide karşı milli bir psikolojik savunma stratejisinin saptanarak güvenlik kuvvetleri ile diğer devlet unsurları (özellikle milli eğitim ve diyanet personeli) ile birlikte koordineli olarak icra edilmesi

12. Sonuç :

 terör sonrası bölgenin rehabilite edilebilmesi için yukarıda arz edilen güvenlik tedbirlerine paralel olarak tüm milli güç unsurlarının (tüm kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektör) seferber edilerek bölgede sosyo-ekonomik kalkınma tedbirlerinin alınmasının uygun olacağı değerlendirilmektedir.

Faydalanılan kaynaklar


1. Tsk. Müşterek harekat konsepti dokümanı (gnkur.-2000)

2. İç güvenlik harekatı konsepti dokümanı (gnkur.1999)

3. Pkk yazıları yayını (gnkur.1988)

4. İç güvenlik muhtırası (gnkur.-1988)

5. İç güvenlik uygulama harekatı esasları (gnkur.-1994)

6. Milletlerarası hukuk  açısından güneydoğu sorunu ve terörle mücadele (dr.şeref ünal-1997)

7. Türkiye’de irtica hareketleri ve terörizm ilişkileri (hrp.ak.1988)

8. Suriye ve uluslararası terörizm (türk demokrasi vakfı –1996)

9. Doğu ve güneydoğu anadolu’da terör sorununun milli güç unsurları açısından incelenmesi sempozyumu (hrp.ak.-1997)

10. Güneydoğu anadolu’da devam etmekte olan bölücü hareketin gelecekteki muhtemel seyri ve Türkiye bütünlüğüne etkileri (hrp.ak.-1993)

11. Alçak yoğunluklu çatışma (hrp.ak.-1995)

12. Uluslararası insancıl hukuk ve insan hakları açısından güneydoğu olayları    (hrp.ak.-1998)

13. Anadolu’da türk varlığı ve güneydoğu olayları (hrp.ak.-1993)

14. Güvenlik kuvvetlerince p.t.ö.’nün hareket tarzlarına karşı stratejik ve operatif seviyede alınacak tedbirler (hrp.ak.-kur.bnb.serdar samur’un tezi-2000)

15. Düşük şiddetli muharebede mülki ve askeri teşkilatlanma nasıl olmalıdır? (hrp.ak.-j.kur.bnb.eyüp şeker’in tezi-2000)

16. Silahlı kuv.ak. İç güvenlik harekatı ders notları
Terörizmin tarifi: Boğaz Ganor, İsrail Kontrterörizm Uluslar arası Politika enstitüsü kurucusu ve başkanı(19 ekim 2003 milliyet 23 sayfa kadri gürsel) “Terörizm,siyasal amaçlara varmak için sivillere karşı planlı olarak kullanılan şiddettir.”

 
 SİTE İÇİ ARAMA

SON EKLENEN 5 MAKALE
TÜRKİYE- AVRUPA BİRLİĞİ TARİHÇESİ

KARŞI DEVRİM HAREKETLERİNİN EN ETKİLİSİ ŞEYH SAİD İSYANI

BM VE TBMM DE KABUL EDİLEN İKİ SÖZLEŞMENİN ÜLKEMİZE ETKİLERİ

CUMHURİYETİN 86 NCI YILINDA BAŞINA GELENLER

RİSK VE RİSK YÖNETİMİ

SİTE ANKET
Yeni Sitemizi Nasil Buldunuz?
Çok Iyi
Iyi
Normal
FikrimYok