TANK MANLUSU-MEDYA OBJEKTİFİ AYNI HEDEFE ATEŞ EDİNCE ORTAYA ÇIKAN SONUÇ
Yaşamakta olduğumuz Irak savaşında bir gerçek daha ortaya çıktı. Barutun icadı, ateşli silahların muharebe sahasında kullanılması askeri devrim niteliğinde idi. Yüzyılımızda Teknolojinin geldiği nokta, insan yeteneğinin şimdilik tepe noktasındadır.
Yaşamakta olduğumuz Irak savaşında bir gerçek daha ortaya çıktı. Barutun icadı, ateşli silahların muharebe sahasında kullanılması askeri devrim niteliğinde idi. Yüzyılımızda Teknolojinin geldiği nokta, insan yeteneğinin şimdilik tepe noktasındadır. Bunlar biliniyordu ama medyanın savaşta kullanılması bu kadar beklenmiyordu. Medya büyük bir güçtü kullanmasını bilenin elinde nelere kadir olduğunu Bağdat’ ın merkezinde yıkılan bir diktatörün heykelinin dünya’ ya canlı olarak yansıtılmasının savaşın sonucunu tayin edeceğini beklemiyorduk.
Askerler, elindeki silahın isabetli ateş yapması için savaştan önce “nişan hattı ayarı” denen bir işlem yaparlar. Bu işlem kısaca şöyle ifade edilebilir. “Namlu Mihveri ile nişancı dürbünü mihverinin belirli bir noktaya getirilmesini sağlayacak” bir teknik faaliyettir. Benim burada ifade etmek istediğim husus canlı yayınla Televizyon ekranına aktarılan kameramanın objektifi ile hedefe ateş eden tankın namlusunun aynı noktaya çakışmasından doğan sonuçtur. Tankın atımı, sonuçta bir hedefi tahrip eder. Tesiri sınırlıdır, yalnız o hedefe isabet kaydederse hedef ortadan kalkar, sonucu taktik seviyede bir başarıdır. Ancak kameranın objektifi ise bu tank atışının tesirlerini bütün dünyaya aktararak stratejik sonuçlar doğuracak boyutta etkin olmasıdır. Amerikalılar bunu sözde “özgürleştirici atış” diyebilirler. Çünkü bu atışlarla öldürülen insanlar, yakılıp yıkılan tesisler değil özgürleştirilen bir ulus temasını işlediler. İşte tehlikeli olanı bu.
Irak savaşında, şüphesiz kameraman objektifi ile tank nişancısının “nişan hattı ayarı” önceden yapılmamıştı ama, ABD’ nin uyguladığı “Psikolojik harbin” etkin vasıtası olan medya gücü bu savaşın sonucunu tayin etti. Muharebe sahasındaki sınırlı mesafeler için dizayn edilmiş silah sistemlerinin medya sayesinde gücü ve menzili çok uzadı. Tesirleri de çok büyük oldu. Şüphesiz bundan çıkarılacak çok ders vardır. Uzmanlar bunu dikkate alacaklardır. Şimdi bizim düşünmemiz gereken husus medyanın muharebe sahasında etkin şekilde nasıl kullanılabileceğidir.
Irak savaşında kullanılan silahlar “Akıllı Mühimmat” güdüm sistemleri, tahrip gücü, uzun menzilli silahlar, füzeler ve benzer teknolojik gelişmeler ülkelerin milli güçleri ve ekonomik yetenekleri ile bilim ve teknolojiye verdikleri önem derecesinde etkin sonuçlar alacaklarını gördüler. Ancak medyanın muharebe sahasına girmesi ile başlayan askeri harekatlarda devrim  yaratacak niteliğini gözden kaçırmamak gerekir.
Savaş planlayıcıları bundan  sonra medyayı ve onun kameramanlarını da düşünüp planlarına dahil etmeleri gerekecek.
Bunu iyi planlayıp senaryosunu iyice yazamadıkları takdirde “amatörce” yapılacak uygulamaların ne kadar kötü sonuçlarda doğurabileceğini dikkate almalıdır. Irak savaşında bu “profesyonelce”  kullanıldı.
Dünyadaki teknolojik yenilikler, diğer gelişmeleri de hazırladığı ortaya çıktı. Teknolojik gelişme diğer milli güç unsurlarını besleyen ve onların gelişmesine hizmet eden bir büyük güç olduğunu gördük. İnsanlara korku ve dehşeti yaşattı.
Bilimsel ve teknolojik gücün gelişmiş olması, ülkenin milli güvenliğinin sağlanmasında önemli ve caydırıcı bir unsur olarak kendini gösterir. Artık kimse ABD’ nin sahip olduğu bu üstünlüğü tartışamaz duruma geldi.
Çağımız bilim ve teknolojide; ağır sanayi yerine  ileri bileşim teknolojisini  içeren yeni sanayi devrimi sürecine  girmiştir.
Gelişmiş ülkeler; sahip oldukları bu alt yapı sayesinde, nükleer enerji alanındaki gelişmeler, füzyon alanındaki araştırmalar, otomasyona dönüşebilen bilgisayar ve nano teknolojisi, iletişim ve uzaktan iletişim tekniklerinin her alana girmesi bilgi akışının sınırları aşması, bioyoteknik ve genetik alanındaki gelişmeler, uzay araştırmaları, kablolu kanallar, bilgisayar ve uydular aracılığıyla internet üzerinden sahip olunan teknik gelişmeler bir enformasyon  patlaması  yaratmıştır. Irak savaşında bunların hepsini gördük ve yaşadık.
 Bizim için;
Başbakanlık “herkes için bilgi toplumu E Türkiye eylem planında” öngörülen hedefler gerçekleşmiş olsa bile gelinen nokta yetersiz olacağı anlaşıldı..
Çünkü  bu konuda yoğun  projeler üreten ülkelerle aramız büyük oranda açılmaya devam etmektedir.
Türkiye GSMH nın %o4 oranında araştırma ve geliştirmeye pay ayırabilmektedir.
Bilim ve teknoloji ile araştırma ve geliştirmeye yönelmiş ülkeler, GSMH nın %3.5 oranında pay ayrıldığını düşünürsek, bu konuda ne kadar geri olduğumuz oraya çıkmaktadır. Japonya da yaklaşık 700.000 AR-GE görevlisi çalışmaktadır.
Biz  OECD  ülkeleri arasında   sonuncuyuz. Bu durumumuzla bu Coğrafyada varlığımızı sürdürmemiz çok riskli olacak.
Mutlaka  milli  teknolojiyi  kurmalıyız.
Sanayide  bilimde  hamle  yapmalıyız.
Teknolojide  gelecek  marka  devridir.
Dünya çapında üstün teknoloji destekli milli markalarımızı yaratmalıyız.
Bunu öncelikle sanayide yapmalıyız.
  Ülkeyi bilim ve teknolojide ileriye taşıyacak milli stratejinin  destek unsuru olan üniversitelerimiz AR-GE kuruluşlarımız toplumun ve sanayi nin ihtiyaçlarına yönelik bilimsel çalışmalara yönelmelidir. 
 Türkiye’ nin  milli güç unsurlarından, askeri gücü; NATO üyesi ülkeler içerisinde ABD  den sonra sayısal olarak en büyük, eğitim, organizasyon ve kurumlaşma ile devlete ve rejime bağlılık açısından  saygın bir silahlı kuvvete sahibiz. 
Ancak tek başına askeri güç  yetmemektedir.
Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK)’ nin teknik donanımının %79’ u dışa bağımlıdır.
Bu teknoloji, pahalı ve  koşullu  verilmektedir. bu durum, TSK’ nin uzun süreli savaşı sürdürme yeteneğine olumsuz  etki  etmektedir. Vakit geçirmeden Irak savaşından çıkan en temel  sonuç “Teknolojik Üstünlük” olduğunu görüp tedbirimizi ona göre almalıyız.
 
 SİTE İÇİ ARAMA

SON EKLENEN 5 MAKALE
TÜRKİYE- AVRUPA BİRLİĞİ TARİHÇESİ

KARŞI DEVRİM HAREKETLERİNİN EN ETKİLİSİ ŞEYH SAİD İSYANI

BM VE TBMM DE KABUL EDİLEN İKİ SÖZLEŞMENİN ÜLKEMİZE ETKİLERİ

CUMHURİYETİN 86 NCI YILINDA BAŞINA GELENLER

RİSK VE RİSK YÖNETİMİ

SİTE ANKET
Yeni Sitemizi Nasil Buldunuz?
Çok Iyi
Iyi
Normal
FikrimYok