2007 CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ
3 Kasım 2002 Milletvekili genel seçimleri sonunda Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP),363 milletvekili ile iktidar oldu. Bu seçimlerde, Cumhuriyet Halk Partisi, 178 ve Bağımsız adaylardan da 9 Milletvekili parlamentodaki yerini aldı

3 Kasım 2002 Milletvekili genel seçimleri sonunda Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP),363 milletvekili ile iktidar oldu. Bu seçimlerde, Cumhuriyet Halk Partisi, 178 ve Bağımsız adaylardan da 9 Milletvekili parlamentodaki yerini aldı
Yeni parlamento; 14 Kasım 2002 tarihinde toplanarak ülke yönetimini devraldı. 58 nci Hükümet kuruldu.Bu olumlu gelişmeler, Ülke ekonomisinde beklenen düzelmeyi başlattı.Yeni hükümetin açıkladığı “Acil Eylem Planı” bu gelişmeleri takviye edecek niteliktedir.Ülkede başlayan bu olumlu havanın devam ettirilmesinde yarar vardır.Bu sağlandığı takdirde, Gayri Safi Milli Hasılada (GSMH), belirli bir büyüme sağlanacak,yatırımlar artacak, işşizlik azalacak,ihracat artacak, GSMH da fert başına düşen milli gelir oranı muhtemelen 2007 yılına kadar dünya ortalamasını yakalayabilecektir.Bilindiği üzere, 2oo1 yılı Dünya Bankası verilerine göre “Dünya Gayri Safi Hasılası “nda fert başına düşen oran 4800 US dolarıdır.Bu oran Türkiye’ de ise 2440 US Dolarıdır.
Her toplumsal olayın özünde,ekonomik sorunların varlığı unutulmamalıdır. Ülkemizin bu günü ve geleceğinde, ekonomik gelişme veya gerileme temel etken olmaya devam edecektir.
58.Cumhuriyet Hükümeti, bu temel sorunu daima dikkate alacağını ümit etmek biz yurttaşların beklentisidir.
Seçimlerin yeni yapılmış olmasına rağmen,Ülkenin politik durumunda,tam olarak güven sağlanmamıştır.Çünkü,İktidar gücünü elinde bulunduran AKP,Avrupalılara göre;”İslam Demokrat”,AKP yetkililerine göre;”Liberal Demokrat”,Türk Halkının büyük bir kısmı tarafından,”İslami değerleri benimsemiş merkez sağda” bir parti olarak görülmektedir.
AKP nin 3 Kasım seçimlerindeki başarısı,İslami değerleri benimsemiş kitlelerin büyük kısmının oyunu alarak,bunun yanında,değiştiğini kanıtlamak içinde,”Laik söylemleri” kullanarak kendisini tanıtırken, ekonomik yönden sıkıntıya düşen öfkeli bir kitlenin de oyunu almasını başarmış bir partidir.Bunun anlamı,”Yüzer Gezer” hiç kimsenin etkisinde olmayan bir oy kitlesinin sonucu etkilemesindendir.Bu realitenin gözardı edilmemesi gerekir.
Parlamento ve Hükümet bunu dikkate alarak ülkeyi yönetirse arkasındaki desteği koruyabilir.Aksi takdirde,”Partinin kuruluş felsefesindeki saplantısını” ön plana çıkarırsa,ülkede ciddi  oranda bir muhalefetle karşılaşabilir.O zamanda 2007 yılında yapılacak olan  Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde,AKP nihai amaç ve hedeflerini gerçekleştirmede başarısız olabilir. 

 

AKP nin önünde, şimdilik genel başkanını meşru yollardan ve kamu vicdanını zorlamadan,Parlamentoya sokması ve hükümetin başına getirmesi,Mahalli idareler ve Belediye seçimlerinde başarılı olması,Parlamentodaki çoğunluğunu koruması ve ülkede,kendisinin sebep olacağı bir huzursuzluk kaynağı olmamasına bağlıdır.Bunun için Anayasanın 2.maddesinde belirtilen “Cumhuriyetin Nitelikleri”ni ve özellikle,” Laiklik ilkesine” karşı mevcut duyarlıkların gözetilmesi gerekir.Ancak bazı uygulamalar göstermiştir ki, bu konuda toplumun büyük bir kesiminde “Endişe” vardır.
Türk toplumu,Laik,Demokratik Türkiye Cumhuriyeti’ni kurarken,Toplumun gelişeceği,değişeceği,çağdaşlaşacağı,düşüncesinden hiçbir zaman şüphe duymamıştır.Büyük önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK,28 Ocak 1925 tarihinde, yaptığı yurt gezilerinden  birisinde,SİLİFKE’ de yaşanan bir olayın iyi yorumlanmasında çok yarar vardır.Mevcut bilgi ve belgelere göre 28 Ocak 1925 Çarşamba günü olay şöyle  cereyan etmiştir.
“Mustafa Kemal ve beraberindeki heyet, Silifke Cumhuriyet İlk Okuluna gelir.Mustafa Kemal okul bahçesinde sınıflara doğru yürürken, okul müdürü Vehbi( Önem) bey ile bir bayan  öğretmen ileri çıkarlar.Bayan öğretmen, büyük öndere Silifke’nin nadide çiçeklerinden bir buket sunmak için elini uzatır.Yalnız, bu öğretmenin yüzü “peçeli” dir.Gazi bastonuna dayanarak bekler. Fakat çiçeği almaz ve şunları söyler.”Cumhuriyet hanımları hele muallimesi peçeli yaşayamaz, peçenizi çıkarırsanız hediyenizi kabul ederim” der.
Çevrede, kulakları çınlatan bir alkış kopar.Öğretmen, peçesini çıkararak çiçeği uzatır.Büyük önder çiçeği alır, ve okuldan ayrılıncaya kadar çiçek demetini elinde tutar.”
Bu uygulamada göstermektedir ki, 1925 yılının ,genç Cumhuriyetin “Devlet protokolu” bu duyarlılıkta şekillenmeye başlamıştır.Okurlarım,bu olayın “objesini” peçe olması nedeniyle, bu günlerde yaşanmakta olan “Kamusal alanda türban” tartışmasına bir örnekleme olamayacağını düşünebilir.Ben bunada saygı duyarım.Ancak benim burada vurgulamak istediğim husus,Bu gün Cumhuriyet 79 yaşında, 79 yıldır Türkiye, Peçeyi atarak, türbana razı olacak ve onu kabullenecek kadar mı değişti ve çağdaşlaştı?
Dinimizin emrettiği örtünme,toplumların bulundukları kültürel çevrelere bağlı olarak sosyolojik bir olgu olarak değişmezmi? Endonezya’da, Malezya’da, Hindistan’da, Pakistan’da, Müslüman inanç değerlerini benimsemiş pek çok kadının” göbeği”nin açık olması, o ülke kültürünün tabii bir sonucu değimlidir.Günümüzdeki bu zıtlaşma ve özellikle dayatma ve oldubittilerin anlamı nedir?Kime yararı olacak? Hem cumhuriyet den yanayım diyeceksin ve hem de Cumhuriyete  karşı ve


onun kültür değerlerini örseleyen tavırlara hizmet edeceksin bunda samimiyet varmı?
Türk basınında,16 Kasım 2002 tarihinden başlamak üzere,1958 yılının modern  Türk anasının, 25 Kasım 2002 tarihli, Hürriyet Gazetesinin 21 .sayfasında yer alan fotoğraflarla desteklenen duygu ve düşünceler yanlış ve haksız saldırılarmı?
Çağdaşlaşmayı amaç edinmiş Türkiye,Bu devleti kuran büyük önderin,30 AĞUSTOS 1925 tarihinde,Kastamonu’da devlet yöneticilerine verdiği direktifde;
“..Uygarlık yönünde başarı, yenileşmeye bağlıdır.Hayat ve yaşayışa hakim olan hükümlerin zamanla değişme ve yenilenmesi zaruridir.
Bu nedenle, yaptığımız ve  yapmakta olduğumuz,İnkılapların gayesi, Türkiye Cumhuriyeti halkını, tamamen modern ve bütün anlam ve biçimi ile uygar bir sosyal toplum haline getirmektir.
İnkılabımızın asıl gayesi budur.bu gerçeği kabul etmeyen zihniyetleri darmadağın etmek zorunludur.Şimdiye kadar milletin dimağını paslandıran bu zihniyette bulunanlar olmuştur.Her halde,zihinlerde mevcut hurafeler tamamen ortadan kalkacaktır.Onlardan vazgeçilmedikçe, dimağa hakikat nurlarını yerleştirmek imkansızdır....”demiştir. Biz bundan vazmı geçtik?.
Biz laik demokratik cumhuriyeti kurmakla, eskinin şeriat hukukuna dayalı,kul kimliğinden vatandaşa,
Ümmet kimliğinden ,ulusa,
Tebeadan yurttaşa,
Hurafe ve mistik duygudan, din ve vicdan özgürlüğüne dayanan laik bir sistem ile çağdaşlaşmayı esas aldık
Artık bu yoldan dönemeyiz.Bu konudaki çabalarında kimseye yararı olmaz.Bu benim düşüncem.
Korkarım ki, Bazı iktidar mensuplarının, 2007 yılında yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimi,yaklaştıkça ,İktidar partisinin Cumhurbaşkanı için muhtemel adayında ve onun değerli eşi hanımefendide, partisinin arayacağı nitelik bu gün savundukları görüşler doğrultusunda olduğu takdirde yeni bir soru daha yaşanacaktır.
Laik çağdaş Türkiye Cumhuriyetinde,Muhtemel hanımefendi, beklide  bir ilki gerçekleştirecektir.Eğer,AKP için buda bir hedefse,şunlara dikkat etmelidir.
a.Örselenmeden 2007 yılına kadar gelmek,
b.Yargı sistemiyle çatışmamak, Çünkü,Yasama ve yürütme (Cumhurbaşkanlığı hariç) kendi kontrolünde  olduğu için zaten bir soru yaşamayacaktır.
c.Yüksek yargının yaş haddi dolacak üyelerin yerine yapılacak atamalarda,parti tabanının beklentileri ile,Anayasa ve  yasaların buyrukları ile toplum vicdanının tatmin edilmesi, özel önem kazanacaktır.


d.Görünen muhabbete bakılırsa, Medya ile bir sorun yaşanmayacaktır.Çünkü,kendisini iktidara taşıyan halkın iradesini etkileyen gücün medya olduğunun bilincindedir.
e.İş çevreleriyle çatışmayacaktır.Çünkü iktidar olmak nimet dağıtmaktır.Burada dengeyi iyi kurduğu takdirde ciddi bir sorun yaşanmayacaktır
f.Sivil toplum örgütleri ile, iyi geçinecektir.Çünkü bu örgütler medya desteği olmadan bir etkinlik gösteremez.Medyamız da bu konuda üzerine düşeni yapacaktır.
g.Türk ulusu bütün bu gelişmeleri hayranlıkla izleyecek,gerçek ATATÜRKCÜLER bu zamanda belli olacaktır.
Bütün bu gelişmelerde Sayın Cumhurbaşkanımıza pek ağır hizmetler düşecek.Sayı Cumhurbaşkanım da yeminine sadık kalarak gereğini yapacaktır.

İktidar partisinin; 2007 yılı için bir hedefi varsa, en azından,2007 yılına kadar sahip olduğu gücü, Türk ulusunun açtığı krediyi, erken tüketmemelidir. Ben bir yurttaş olarak bir 5 yılı kavgasız, toplumsal çatışma yaşanmadan ve zıtlaşma olmadan yaşamak istiyorum.Bunu 58 nci Cumhuriyet  hükümeti sağladığı takdirde hükümetime şükran duyarım.

                                                                     KASIM 2002

KAYNAKCALAR:
1.Cumhuriyet,23 Ocak 1925, sayı 257. s.1
2.Cumhuriyet,28 Ocak 1925,sayı,262,s.1
3.İzzet ASLAN, ”ATATÜRK SİLİFKE’DE” Ankara, Töyko matbaası,1969, s.66:75
4.İzzet ASLAN,Age, 2.baskı,Adana, Kemal matbaası,1981.s.151:162
5.Vatan,29 Ocak 1925,sayı,648,s.3
6.Cumhuriyet,29 Ocak 1925,sayı 263,s.1
7.Açık Söz,1-2-3  Eylül 1925, sayı 1448,1449,1450. s1,
8.Cumhuriyet,1Eylül 1925 sayı,471 s.1:2
9.Hakimiyet-i Milliye,1 Eylül 1925 sayı,1515, s.1:2
10.İmece, 1959, s.55:62

 
 SİTE İÇİ ARAMA

SON EKLENEN 5 MAKALE
TÜRKİYE- AVRUPA BİRLİĞİ TARİHÇESİ

KARŞI DEVRİM HAREKETLERİNİN EN ETKİLİSİ ŞEYH SAİD İSYANI

BM VE TBMM DE KABUL EDİLEN İKİ SÖZLEŞMENİN ÜLKEMİZE ETKİLERİ

CUMHURİYETİN 86 NCI YILINDA BAŞINA GELENLER

RİSK VE RİSK YÖNETİMİ

SİTE ANKET
Yeni Sitemizi Nasil Buldunuz?
Çok Iyi
Iyi
Normal
FikrimYok