BUSH İSRAİL’ İN OYUNUNAMI GELDİ?
Günümüzdeki Ortadoğu devletleri ve bölge haritası itilaf devletlerinin Birinci
Dünya Savaşı sırasında verdiği kararlardan doğmuştur.
Aslında Ortadoğu; İngiltere’ nin Napolyon savaşlarından başlayarak Hindistan yolunun önce Fransa’ nın, daha sonra da Rusya’ nın saldırılarından korunmak maksadıyla savaştığı tüm bölgedir.


Günümüzdeki Ortadoğu devletleri ve bölge haritası itilaf devletlerinin Birinci
Dünya Savaşı sırasında verdiği kararlardan doğmuştur.
Aslında Ortadoğu; İngiltere’ nin Napolyon savaşlarından başlayarak Hindistan yolunun önce Fransa’ nın, daha sonra da Rusya’ nın saldırılarından korunmak maksadıyla savaştığı tüm bölgedir. İngiltere’ nin bu çabası “Büyük Oyun” diye adlandırılmıştır. Tarihde Ortadoğu coğrafyasında, Irak ve Ürdün diye bir devlet olmamıştır. Suudi Arabistan, Kuveyt ve Irak sınırları 1922’ de bir İngiliz devlet memuru tarafından belirlenmiştir.
O tarihde, temel amaç; İsrail’ e bir yurt yaratmaktı. Ortadoğu’ nun politik yaşamında temel öğenin din olduğu hususu gözardı edilerek, dinin yerine Ruslar komünizmi, İngilizler Arap Milliyetçiliğini ve hanedan bağlılığını esas alarak bu suni devletleri yarattılar.
Bugün Ortadoğu’ da akan kanın ve ölen masum insanların sorumlusu, o zamanın sömürgeler bakanı Churchill’ dir.
Churchill’ in Ortadoğu politikasında İsrail devleti, 1948 yılında kurularak istenen sonuç elde edildi. Ancak bu devlet iddia edildiği gibi Ortadoğu Coğrafyasında bilimde ve teknolojide öncülük ederek bölge ülkelerine katkı sağlamadı. Bölgenin arzu ettiği huzur ve güvenliği yaratamadı. Her geçen gün İsrail-Filistin savaşında, İsrail kan kaybediyor. Bu soruna kalıcı bir çözüm bulunması gerekiyordu. İsrail’ in imdadına ABD’ deki 11 Eylül saldırısı yetişti. İsrail bundan azami istifade etmek üzere çok zekice senaryolar hazırlayıp ABD’ ne uygulatıyor. Aslında; ABD’ nin 11 Eylül 2001’ den sonra kabul ettiği tehdit “Global Terörizm” ve “kitle imha silahları” nın yayılmasının önlenmesi stratejisi İsrail’ in de politikasıyla örtüşüyor.
ABD’ nin terörizmle mücadelede benimsediği siyaset “ya benim yanımdasın veya benim karşımdasın” şeklinde formüle edilen bir stratejidir. Buda dolaylı olarak İsrail’ i güçlendiriyor. İsrail üzerindeki baskıyı hafifletiyor.
Burada, ABD küresel güç olmanın avantajını da kullanarak  “yaratıcı ve akılcı risk” almak suretiyle koalisyonlar yaratmayı başarmıştır. Aslında yaratılan koalisyonlar yapılacak görevleri değil, ortaya çıkan görevlere göre “koalisyonların” meydana getirdiğini görüyoruz. Son Irak savaşında Türkiye, koalisyon üyesi olarak değil Irak’ da yapılacak görevin bir parçası olmama istikametinde iradesini ortaya koymuştur.  
ABD, ülkesini savunmak değil saldırıyı “önlemeyi ve herkesten önce hareket etmeyi” esas alarak “caydırma stratejisi” ni zamana yayarak değil akfit güç kullanımını ön plana çıkarmak suretiyle dünyaya “korku ve dehşet” politikasını egemen kılmaya çalışıyor. Bu yaklaşımda ABD kendisini savunurken “acımasız rejimlerle, fanatik teröristlerin” işbirliğini önleyeceğini düşünüyor. Bunun arzu edilen sonuçları sağlayıp sağlamayacağını zaman içinde göreceğiz.
Aslında, ABD etrafında oluşan koalisyonların beliren “tehdit” den doğduğu, bu tehditlerinde “göreve” göre şekillenen koalisyonlarında yeni bir ittifak doğurup doğurmayacağını henüz bilemiyoruz.
Tarih boyunca “ittifaklar, karşı ittifakları da doğurmuştur.” Ancak günümüz dünyasın da, kimse “terörizmi” esas almış bir ittifakın içinde yer almayacağına göre ABD’ nin geliştirdiği akılcı siyaset’ de “karşı ittifak” yaratmanın güçlüğü ortaya çıkmıştır.
Şüphesiz bu gelişmelerde; dünyanın pek çok devlet adamının da belirttiği gibi terör “Havuç sopa yöntemiyle” çözülmeyeceğine göre yeni ve tutarlı bir gerekçe yaratılarak ABD’ ne karşı durmaya çalışacak devletlerde olacaktır.
Bu gerçekleşinceye kadar İsrail bütün bu gelişmelerden azami istifade etmek maksadıyla  ABD’ ne yeni hedefler göstermesi durumunda işler çok karışacaktır. Bölge devletleri de korku ve güvenlik endişesi ile ABD’ ne, rağmen yeni ittifaklara yönelebileceklerdir. ABD’ nin bu küresel gücü karşısında, oluşacak ittifakların bir anlamı olmayacaktır denilebilir. Ancak, bölge devletleri de ABD karşısında “Teslim Bayrağını ” çekmeyeceklerine göre geriye kalan tekbir alternatif milli güçlerinin elverdiği oranda karşı duracaklardır.
Şimdilik, bütün bu gelişmelerden İsrail avantajlı duruma gelmektedir.
10 Nisan 2003 tarihinde, bütün ajanslar “Peşmergeler Kerkük’ ün merkezinde... Ankara beklemede... Peşmergeler Kerkük Tapu Dairesini yağmaladı” başlıklı haberlerini geçerken, ABD’ nin “söz verdiği” gerekçesiyle Türkiye’ nin verilen bu sözlere uyulup uyulmayacağını beklemekten başka bir seçeneğinin kalmadığı da biliniyor. Ama; ABD’ nin verdiği sözü zaten yerine getirmeyeceği de bir gerçektir. Bir Arap Atasözü vardır. O da şudur “söylediğin sözün esiri, söylemediğin sözün efendisi olursun” burada ortaya çıkan sonuç Türkiye’ de ABD’ de söyledikleri sözün “esiri” durumundadırlar. İsrail ise; söylemediği sözün efendisi olarak büyük bir esnekliğe sahiptir.
SONUÇ:İsrail,toprakları küçük, yeterli güvenlik sağlamayan,ülkenin savunması için derinliği ve genişliği yetersiz bir ülkedir.Yeraltı ve yer üstü kaynakları yetersizdir.İsrail bu bölgede devlet olarak zor kullanarak yaratılmış bir devlettir.Zorbalığın egemen olduğu ve halen bu politikanın uygulandığı bu coğrafya da İsrail’in çevresi de düşman devletlerle çevrilidir.Bu durumda israil’in  geliştirdiği strateji, bölge devletlerini bölmek,bölge devletleri arasındaki ihtilafları tahrik etmek,BÖLGE DEVLETLERİ ARASINDAKİ  İŞBİRLİĞİ girişimlerini başarısız kılarak üzerindeki baskıyı hafifletmektir.Bunun için ABD deki BUSH yönetimi İsrail için bulunmaz bir fırsat olarak ortaya çıktı.Çünkü ABD de bu yönetim halkın üstün oy desteği ile değil, başa baş çıkan seçim sonuçlarından mahkeme kararı ile elde edilen bir iktidar gücüdür.Bu nedenle ikinci defa yeniden seçilmeyi esas alan ABD başkanları daima İsrail lobisinin yardım ve desteğine muhtaçtır.Çünkü bu lobi, hem kamuoyunu etkileyen basın,sermaye,bürokrat ve  organizasyon açısından çok güçlü olduğu için ABD başkanı BUSH İSRAİL’ devletinin belirlenmiş siyaset ve stratejisine çok uygun duruma gelmiş bir yönetim olduğu için oyuna getirilmiş ve İsrail çıkarlarına hizmet eder duruma getirilmiştir.
Bu politikanın sonucunda IRAK’IN PARÇALANMASI, ZAYIFLAMASI,İsrail devletini tehdit edemeyecek, iç kaos içinde boğuşan bir Irak meydana getirmektir.Bu durumdaki Irak nedeniyle bölge devletleri  başta “KÜRT” meselesi olmak üzere kendi derdine düşeceği için İsrail bu durumlardan en çok yararlanan ülke olacaktır.Rahat nefes alacaktır.Zaman kazanacaktır.Devletini daha da güçlendirerek.
 İsrail devleti bir bilim devletidir.Aklın ve bilimin yolunda giden bu devlet elbette başarılı olacaktır.Bilimin karşısında,sorunlarını “TANRIYA” havale ederek çözümleme alışkanlığında olan bölge kültürü değişmeden bu felaketlerden kurtulma imkanı olmayacaktır.
 Bu gelişmelerden en çok zarar görecek ülkelerden biriside Türkiye olacaktır.Çünkü,Türkiye de ülkesini sevmeyen  hain, işbirlikçi ve kendi çıkarını düşünen gafil ve satılmış sözüm ona, aydın,gazeteci,köşe yazarı,siyasetçi ve bürokrat çoktur.Bunu büyük önderimiz ATATÜRK çok önceden görmüş ve gençliğe hitabesinde bunları üç grup halinde olabileceklerini belirtmiştir.Bunlar;GAFLET İÇİNDE OLANLAR, Bunlar DALALET İÇİNDE OLANLAR, Bunlar İHANET İÇİNDE OLANLARDIR.
 Gaflet içinde olanları;Bir şey olmaz diyip kendini düşünenler,
 Dalalet içinde olanlar;farkında olmadan kullanılanlar,işbirlikçiler,
 İhanet içinde olanlarda;Vargüçleri ile bu devleti ve bu milleti bitirmek isteyen ve yaptıkları işin bilincinde olan  hainlerdir.
 Türkiye; bu duruma Büyük önderimiz ATATÜRK’ÜN ölümünden itibaren bu badirenin içine çekilmeye başlanmıştır.Bunu da başarısız kılacağımıza  inanıyorum.
 Bizim ülkemizde,Aklın ve bilimin, mantığın yolunda ilerlemeye başladığında sorunları daha kolay anlayıp çözeceğiz.  

Dr. Halil ŞİMŞEK  
E. General (11 Nisan 2003)


    

 
 SİTE İÇİ ARAMA

SON EKLENEN 5 MAKALE
TÜRKİYE- AVRUPA BİRLİĞİ TARİHÇESİ

KARŞI DEVRİM HAREKETLERİNİN EN ETKİLİSİ ŞEYH SAİD İSYANI

BM VE TBMM DE KABUL EDİLEN İKİ SÖZLEŞMENİN ÜLKEMİZE ETKİLERİ

CUMHURİYETİN 86 NCI YILINDA BAŞINA GELENLER

RİSK VE RİSK YÖNETİMİ

SİTE ANKET
Yeni Sitemizi Nasil Buldunuz?
Çok Iyi
Iyi
Normal
FikrimYok