IRAK’TA ÇETE HARBİ YAPMAK BM YASALARINA GÖRE MEŞRU HALE GELDİ
1. Gerekçe :
Uluslar arası bir uyuşmazlık veya durum, barışçı yöntemlerle çözümlenemez ve gerekli önlemler zamanında alınamaz ise, uluslar arası barış ve güvenliği olumsuz etkileyebilir.

1. Gerekçe :
Uluslar arası bir uyuşmazlık veya durum, barışçı yöntemlerle çözümlenemez ve gerekli önlemler zamanında alınamaz ise, uluslar arası barış ve güvenliği olumsuz etkileyebilir.

a. BM şartı, madde 24 hükmüne göre, BM üyesi devletler, uluslararası barış ve güvenliğin korunması bağlamında ivedi ve etkin önlemlerin alınmasında BM Güvenlik Konseyi’nin yetkili olduğunu ve BM Güvenlik Konseyi’nin kendileri adına hareket etmekte olduğunu kabul etmişlerdir.

b. BM şartı, madde 51 hükmüne göre, BM şartındaki hiçbir hüküm, BM Güvenlik Konseyi uluslar arası barış ve güvenliğin korunması için gerekli önlemleri alıncaya kadar, bir BM üyesinin, silahlı taarruza (armed attack) uğraması halinde bireysel veya ortaklaşa (individual / collective) kendini savunma (seld-defence) doğal hakkını etkilemez.

c. BM şartı, madde 39 hükmüne göre, barışı tehdit hallerinde, barışın bozulması hallerinde, saldırı (aggression) eylemlerinin meydana gelmesi hallerinde gerekli tavsiye (recommendation) veya önlemlere (measure) ilişkin hareket tarzları BM Güvenlik Konseyince belirlenir. 

d. BM şartı, madde 41 hükmüne göre, kuvvet kullanılmasını içermeyen önlemler; ekonomik ilişkilerin, demiryolu, deniz, hava, posta, telgraf, radyo ve diğer iletişim araçlarının kısmen veya tamamen kesilmesi, diplomatik ilişkilerin kesilmesi gibi önlemleri içerebilir.

e. BM şartı, madde 42 hükmüne göre de, yukarıda sayılan önlemlerin uygun olmayacağının değerlendirilmesi veya uygulama sonuçlarından anlaşılması halinde; hava, deniz veya kara kuvvetleri harekatı ile uluslar arası barış ve güvenliğin yeniden kurulması sağlanabilir. Böyle bir harekat, gösteri (demonstration), abluka (blockade), yahut BM üyesi devletlerin kara, deniz veya hava kuvvetlerinin diğer bir harekatı olabilir.

f. Silahlı Kuvvetlerin kullanılması
Uluslararası hukukta, devletlerin hangi hallerde silahlanıp kuvvet kullanma yetkisine sahip oldukları Latince  “Jusad bellum” olarak adlandırılan kurallarda belirtilmiştir. Kuvvete başvurduktan sonra tüm faaliyetleri de savaş ortamında uyulması gereken kurallarda belirlenmiştir. 
Silahlı Kuvvet kullanılmasının hukuksal açıdan iki boyutu vardır :

(1) Silahlı Kuvvet kullanılmasının haklılığı, yani gerekçesinin hukuka uygunluğu (Jusad bellum);

(2) Silahlı bir çatışmada hukuka uygun araç ve yöntemler (Jus in bello).

Harekat hukuku (operational law), silahlı kuvvetlerce icra edilecek bir harekatı etkileyen ulusal ve uluslar arası tüm hukuk kurallarını inceler. Bu suretle hem silahlı kuvvet kullanmanın gerekçesinin hukuka uygun olması, hem de muharebe araç ve yöntemlerinin hukuka uygun olması sağlanır. Amaç, hem devletin, hem de kamu görevlilerinin, cezai, hukuki, mali ve disiplin bakımından sorumlu duruma düşmelerinin önlenmesidir.

Harekat hukuk, askeri bir harekatın disiplin ve düzeni sağlayan hukuk kurallarından oluşur. Bu bakımdan somut askeri göreve özel davranış kuralları (code of conduct) ve çatışma kurallarının (rules of engagement) hukuka uygun olacak şekilde hazırlanması büyük önem taşır.

Davranış kuralları ile kastedilen, harekatın olabildiğince dost bir ortamda icrasına katkıda bulunabilecek, özellikle harekat alanının da ki sivil kişi ve kuruluşlarla iletişimsizlikten, yanlış anlayış veya davranıştan kaynaklanabilecek olumsuz durumları ve gelişmeleri önlemeye yönelik önlemler bütünüdür.

Çatışma kuralları ise, kuvvet kullanılmasını disiplin altına almayı, gereksiz veya aşırı derecede kuvvet / ateşli silah kullanılmasını önlemeyi amaçlayan, somut durumlara karşı somut tepki biçimlerini açıklayan emir ve talimattır. Çok kısa olarak açıklamak gerekirse, kuvvet kullanmak mutlaka ateşli silah kullanmak anlamına gelmediği gibi, ateşli silah kullanmak da, mutlaka ve her halde öldürücü derecede ateşli silah kullanmak anlamına gelmemektedir.
Silahlı çatışma hukuku (law of armed conflict), harekat hukukundan farklı olarak, silahlı kuvvet kullanmanın gerekçesinin hukuka uygunluğu, haklılığı boyutu ile ilgilenmez. Bir başka deyimle, silahlı çatışma ister hukuka uygun nedenlere dayansın, ister hukuka aykırı bulunsun, sonuç değişmez.

Silahlı çatışma hukuku kendiliğinden uygulanır. Zira silahlı çatışma hukuku, tamamen insani nedenlere dayalı; fiili durumların (de facto), geçici önlemler (interim measures) mahiyetindeki özel (ad hoc) hukukudur. Örneğin Irak Silahlı Kuvvetlerinin Kuveyt’i işgali ile, BM Güvenlik Konseyi’nin verdiği yetki ile Koalisyon Kuvvetlerince icra edilen bir işgal harekatı aynı hukuk kurallarına tabidir.  Ancak, A.B.D. ve İngiltere’nin Irak’ı “kitle imha silahlarından arındırmak” gerekçesiyle giriştiği 2 nci harekatın “hukuki dayanağı sakat”dır.

Askerlerin tercih ettiği “savaş hukuku” terimi ile, hukukçuların kullandığı “silahlı çatışma hukuku” ve Kızılay-Kızılhaç gibi insani örgütlerin tercih ettiği “insancıl hukuk” (humanitarian law) terimleri esasta aynı anlama gelmekte, sadece, aynı bir konuya, ilgi alanlarına göre değişik açılardan bakışı yansıtmaktadır.

Lahey sözleşmelerinden oluşan “Lahey tipi hukuk” daha çok muharebe araç ve yöntemlerini; Cenevre Sözleşmelerinden oluşan “Cenevre tipi hukuk”, silahlı bir çatışmanın mağdurlarının korunmasını, BM çerçevesinde imzalanan diğer sözleşme ve protokollerden oluşan “New York tipi hukuk” ise, silahlı çatışma hukuku kuralarının güncelleştirilmesi ve geliştirilmesi çabalarını, ayrıca, silahlı çatışma hukukuna ilişkin terim ve kavramların güncel tanımalarını içermektedir.

Silahlı çatışma hukuku başlangıçta sadece uluslar arası silahlı çatışmaları kapsamakta iken, artık bir ülkenin içinde cereyan eden iç silahlı çatışmaları da kapsamaktadır. Düşük  düzeydeki iç silahlı çatışmalarla ilgili hükümler 1949 tarihli Cenevre Sözleşmelerinin (C.I-IV) ortak olan 3 ncü maddelerinde; yüksek düzeydeki iç silahlı protokolde (C.P.II) yer almaktadır. Bu hükümlerin uygulanması, tarafların hukuksal konumunu değiştirmemekte, örneğin muhalif silahlı topluluk mensupları yakalandıklarında veya ele geçirildiklerinde savaş esiri sayılmamakta, ülkenin ceza kanunlarına göre suç teşkil eden eylemleri kovuşturulmaktadır. Fakat, A.B.D. ve İngiltere’nin Irak’ta esirlere ve tutuklulara yaptığı insanlık onurunu çiğneyen davranışlar “insanlığa karşı suç niteliği taşıyan ağır cürümler”dir. Buda Irak’ta çete harbini meşru kılıyor.

2. Çete Harbinin Genel Hedefleri Şunlar Olmalıdır :
a. A.B.D.leri ve müttefikleri tarafından işgal edilmiş olan Irak’ın tamamında mukavemet teşkilatının kurulması, idame ettirilmesi ve düzenli Irak Ordusunun artıklarından yeni bir yapının meydana getirilmesi temel hedef olmalıdır. Bu maksatla;

b. Çete harbi birlikleri; A.B.D. ve koalisyon güçleri için hiç de elverişli olmayan bir durum yaratmak ve işgal güçlerinin kuvvetlerini israf edecek şekilde aşırı emniyet tedbirleri almaya mecbur etmeli, onlara darbeler vurarak zayiat verdirmeli ve onun malzemesine zarar vererek işgal güçlerinin içinde gerisinde ve Irak’ın her yerinde korku ve dehşet yaratmalı ve karışıklığa sebep olmalı. İşgal güçlerini yormalı, sinirlerini bozmalı düşmanla işbirliği yapan Iraklıları da sınırlı ölçüde cezalandırmalıdır.

c. İşgal altındaki bütün bölgelerde, kimsenin yalnız ve silahsız dolaşmasına, imkan bırakmayacak şekilde, devamlı kargaşa hüküm sürmelidir. Bu durum, düşman için kontrol edilemez bir sonuç yaratsın. Morali bozulsun. Büyüklük ve güçlülük psikolojisindeki küstah ve hukuk tanımaz işgalciye Irak’ta yaşamasını güçleştirsin.

d. Düşmanın geri hizmet birlikleri ile işgal kıtaları; çok çeşitli diğer vazifelerin yanında ve onlara ilaveten emniyet vazifeleri de yapmak mecburiyetinde kalması ile yeni kuvvet ihtiyacı yaratsın. Irak işgalini, işgalciler için pahalı ve katlanılması ve kontrolü zor olan bir ülke görüntüsü yaratarak işgalciyi küçük düşürsün. Irak halkının aşağılanan onurunu kurtarsın.

e. Son safha : Genel durum müsaade ettiği ve uluslar arası destek de oluşturduğu takdirde yani eskinden galip durumda olan düşman, çökmek üzere bulunuyorsa düşmanı Irak’tan atmak maksadıyla yapılacak olan, genel ve açık halk ayaklanmasını alenen açıklayıp yönetmektir.

3. Özel Hedefler :
— Irak’ın ulaşım hatları; kara yolları, demir yolları, havaalanları, liman ve iskeleler, nehir taşıma vasıtaları  ve su yolu ulaşım hatları ile işgalcilerin kullandığı açık alanlar.

— Muhabere irtibat şebekesi (havai hat ve yeraltı hattı şebekesi, telefon merkezleri, radyo ve TV istasyonları, Irak Telekomünikasyon sistemi ve işgalcilerin kullandıkları haberleşme sistemleri ve bunların merkezleri).

— Elektrik şebekesi. Trafo merkezleri, dağıtım ve ulaşım hatları.

— Hayati önemdeki sanayi işletmeleri. Düşmanın yararlandığı her nevi tesis ve gıda dağıtım ve depolama sistemleri.

— Tamirhaneler ve depolar. Fabrikalar, bakım merkezleri.

— Karargahlar. (Düşmanın ve işbirlikçilerinin kullandığı, yönetim merkezleri ve benzeri yerler).

— İşgalci ve işbirlikçilerin ikmal ve nakliye kolları ve konvoyları.

— Kurye hizmetleri haberci ve irtibat subayları. Helikopter üs ve tesisleri, uçaklar, helikopterler, pilotlar ve diğer kritik personel saldırılacak hedefler olmalıdır. Bunu gerçekleştirecek mukavemet teşkilatları ve teritoriyal savunma birlik ve organizasyonları bundan sonra Iraklıların temel uğraşısı olacaktır.

4. Çete Harbinin Başladığının Emareleri :
— “Büyük” (normal) harp : Kendisini fabrikalardan, ambarlardan ve A.B.D. müttefiklerinin depolarından besler, fakat Irak’taki “çete harbi” nde harp harbi besler. Yani işgal güçlerinden ele geçirilecek malzeme ve donanımla beslenmelidir.

— Her çete harbi lideri ; muntazam (normal) bir harp de aynı derecedeki bir komuta makamını işgal etmiş olsaydı, orada sahip olacağı istiklal ve hareket serbestisi ile kıyaslanamayacak kadar, fazla istiklal ve hareket serbestisine sahip olurdu. Bu nedenle Irak vakit geçirmeden güçlü bir liderin etrafında toplanmak için liderler arasında fedakarlık yapılmalıdır.

5. Irak’ta Çete Harbinin Teşkilatlandırılması
a. Çete harbi birliklerinin teşekkülü :

(1) Çete harbi, buna iştirak edenlere ve yardım edenlere dayanır ve koruyucu olan iyi veya mükemmel bir kıtanın çekirdeğine ihtiyaç gösterir.

(2) Düşmanın cepheleri yıldırım hızı ile havadan “aşarak gerilere helikopterle inerek veya atma” veya tank birlikleriyle “ezip geçerek” gerilere dalma taktiği; birçok birliklerin, tamimiyle imha edilmeden, sadece büyük çapta parçalanmasına ve manevra kabiliyetini kaybetmesine sebep olur. İşte imha edilmemiş olarak kalan ve işgal birlikleri tarafından terhis edilen bu birlikler Irak için mukavemet birliklerinin çekirdeğini teşkil eder.

b. Irak’ın savaş sonundaki durumu

(1) Irak ordusu terhis edildi. Bu ordudan Milli Mukavemet için büyük bir potansiyel güç varlığını koruduğu kanaatindeyim. Bu kuvvetler ve onların subayları asıl şimdi ülkelerine hizmet edeceklerdir.

(2) Mukavemeti organize edecek yönetici kadro, Irak Ordusunun subaylarıdır. Bu konuda Mukavemet teşkilatını kurma ve yönetmede sıkıntı çekilmeyecektir. Bunu, önceden birbirlerini tanıyan ve düşman eline geçmeden hayatta kalmayı başarmış yönetici kadrolar kendi aralarında temas ve örgütlenmeye başlamalıdırlar. Çünkü bu savaş uzun süreli yıpratma savasıdır. Gerek teşkilat kurmada ve gerekse eylemde acele etmemeleri gerekir. Bu savaş sabır ve zeka savaşıdır. Mutlaka işgalciyi Irak’tan söküp atacaktır.

(3) Mukavemet: Dağlarda, çölde, şehirde olacaktır. Ancak ABD.lerinin ezici üstünlüğüne karşın Irak için uygun alan şehirler, daha uygun  mukavemet ve savaş alanlarıdır.

(4) Şehirler arası yollarda pusu ve sabotaj yapmak için özel birimler kurmak ve bu birimlerin hareketli ve fakat bölgede kalmasına özen gösterilmelidir. bunun psikolojik savaşa dönüşerek  işgal güçlerini hareket edemez duruma düşürmek, korku ve endişeyi yaygınlaştıracak yöntemlere öncelik verilmelidir. 

(5) Irak’ın işgalden kurtuluşu bağımsız ve onurlu bir devlet olması için; düşmanla işbirliği yaparak mı ülkeyi kurtaracaksınız? Yoksa kendi gücünüze dayanan bağımsız bir otoritemi yaratacaksınız? Buna karar vermeniz gerekiyor. Düşmanla işbirliği yaparak yeni bir ülke kuracaksanız bunun bedeli ne olacak? Düşmana karşı zafer kazanarak yeni bir devlet kurursanız kaybınız ve buna da ödeyeceğiniz bedel ne olacaktır? Bunu da düşünmeniz gerekli siz, bunu hak etmediniz ama sizin ülkenizde de bizdeki gibi “hain çok”. 

(6) Irak’ta Gayri Nizami Harbi yürütecek yeni yapı :  Düşmanla, işbirlikçilerle ve eski yönetimle de mücadele edecektir. Bu nedenle üç cepheli bir savaş sürdürmek zorundadır. Bu nedenle Irak eyleminde başarıya ulaştığında Ortadoğu’nun en saygın ve onurlu ülkesi olma özelliğine de kavuşacaktır.

c. Her bir ferdinin aynı zamanda, herhangi bir askeri teşkile taksimi de yarı yarıya uygun duruma getirilmiş Irak ordusunda çete harbini yapacak kuvvet her zaman, ordu veya yardımcı hizmetlerin (geri hizmet birlikleri) dağılmış olan parçalarından, meydana gelecektir. Bunların bir araya getirilerek toplanması ve noksan bulunan uzmanların, halk arasından toplanarak, tamamlanması ilk hedefi teşkil eder.

d. Dağılmış (birbirinden ayrı düşmüş) olan tabur veya alay karargahları bu “dağınık kuvvetleri ve teşkilleri” bir araya getirerek toplar. (Muharip kıtalar, mahalli mukavemet, sivil yardım teşkilatı, hava savunma, polisler ve gönüllü olarak savaşmaya hazır sivil şahıslar), dağılmış karargahların bulunmadığı yerlerde, azimkar, münferit subay veya astsubaylar; teşkilatlandırmayı ve idareyi bizzat ele almalıdırlar.

e. Yüksek sevk ve idare makamı; hala mevcut kalmışsa veya irtibat mevcutsa, sadece “genel direktifler” veya “savaşın sevk ve idaresi için esaslar” almakla yetininiz.

f. Çete harbi; açık alanlarda ve düşmanın planlı taarruzlar icra edebileceği yerlerde yapılmamalıdır. Irak’ın çete harbi şehirlerde, bataklık ve dağlarda, çöldeki mağara ve vadilerde yerin altına girerek her yerde yapılmalı. Düşmanın gece görme yetenekleri çok üstün, bu nedenle gece harekatından sakınılmalıdır.

g. Halkın yardımı olmadan devamlı bir çete harbi yapmak mümkün değildir.

h. Genel cephenin ve kendi hassas tesis ve birimlerinin yakınında hiçbir çete harbi faaliyeti gösterilmez. Zira orada; düşman daha uyanık, daha kuvvetli olduğu gibi oradaki halk da, fazla düşman baskısı (tesiri) altında bulunduğundan, bu faaliyeti desteklemek için yeterli hazırlık yapamaz. Bundan başka, bahis konusu cephe, kıtaları, normal olarak, halka karşı ılımlı davranarak, halk desteğini kazanmaya gayret ederler fakat, cezaevlerinde ve esir ve tutuklulara yaptıkları insanlık dışı muamele ABD ve İngiltere’yi kendi kazdıkları çukura kendilerini düşürecek şekle dönüştürmek mümkündür. Bunun için yaratılacak terör ile halkın canından bezdirilmesi halkın işgal güçlerine karşı çete harbi içinde yer almaktan başka seçenek bırakmamaktır. Buna halkın çete harbi için olgunlaşması denir. Halk olgunlaştıkça çete harbi kolaylaşır. Düşmanın işi zorlaşır. Bunun akasından halkın ayaklanması gelir.

6. Ayaklanma

Irak halkından beklenen ayaklanma

a. İşgal güçlerine karşı
b. İşgalcilerin kurduğu yönetime karşı
c. Eski baas rejimi ve yöneticilerine karşı olmak koşuluyla üç temel hedefe yönelik olacaktır. Bundan dolayı Irak mukavemet teşkilatının işi çok zor olacaktır. “Hammurabi’nin torunları” Tanrı yardımcınız olsun. Çünkü, Irak’ın içinde bulunduğu durumdan memnun olmayan halk kitlelerinin, işgal güçlerini ülkeden çıkarmadan işgalci ile işbirliği halinde bulunan hükümeti devirmek ve iktidarı ele geçirmek veya isteklerini düşmana ve işbirlikçilerine zorla kabul ettirmek olacaktır. Ancak işgal kuvvetlerini bertaraf etmek esas hedef olduğuna göre işbirlikçi ve eski yöneticilere savaş açmakta acele etmeyiniz. Bu nedenle Irak’ın içinde bulunduğu çıkmazdan kurtarılması için, güçlü politik lider kadrosunu meydana getirmeye öncelik vermelisiniz.

7. Irak’ta başarılı bir ayaklanma için koşullar

a. Sivil halk arasında yardımlaşmayı arttırınız. Mahalle, köy, semt ve şehir komitelerini hemen kurmaya başlayın ve genişletin.

b. Dış destek sağlama yollarını arayın ve mutlaka sağlayın. Çünkü sizin haksızlığa uğradığınıza inana yeryüzünde çok dürüst namuslu insan ve uluslar var. Bunu unutmayın.

c. Birleşmiş Milletlerin tarafsızlığı veya himayesini temin edin. (Bu oldukça zor olacaktır).

d. Güçlü bir politik ve askeri liderlik kadrosu oluşturun.

e. Halkın mukavemet azmini yükseltin, manevi motivasyon unsurlarından yararlanın. Bunun içerisinden en etkin olan ve size uyan bir özdeyiş geliştirin (Irak’ın istiklali, Irak’ın onuru vb.)

f. Amaç ve gaye birliği için fedakarlık yapın ve halkınızdan bunu isteyin.

g. Etkin propaganda ve psikolojik savaşa uğradığınızı biliyoruz. Düşmanınız size getirdiği ve getireceği değerleri ve güzellikleri gördünüz. Bunun ne kadar yalan ve kandırmaca olduğunu yaşayarak öğrendiniz. Kurulu düzen ve sisteminizi bir yalan ve hayal uğruna yıktınız. Ülkenizi zamanında onurla savunmadınız.

h. Disiplin ve yurtseverlik duygu ve heyecanın güçlendirilip idamesi için tedbirler geliştiriniz. Buna çok ihtiyacınız olacak.

8. Ayaklanmanın esasları :
İnsanlar tahammülü zor şartlar altında yaşayamadıkça kolay kolay isyan etmez. Özellikle 30 senedir baskı ve despot bir yönetimin meydana getirdiği “köle” ve “aşağılanma” kültürü içinde yetişmiş Irak halkından isyan için başka sebep bulmak gerekir. Bu da “din” ve “uğrunda ölünce, öbür dünyada” huzur içerisinde yaşama inancı Irak’ta ayaklanmanın dayanağı olacak gibi görünüyor. Demokratik değerler çok güzel ama, sizin başınıza bu kötülükleri demokrasi hevesiniz açtı, kültürel olarak da buna hazır değilsiniz. Maksadımız sizi üzmek ve aşağılamak değil derdinize derman olmada katkımız olsun istiyoruz.

A.B.D. ve müttefikleri, İslam dini ve bu dine inanları örseledikçe, aşağılayıp eziyet ettikçe Irak’ta işler kolaylaşacaktır. Çünkü Irak halkı sıkıntı içinde yaşamaya alışmıştır. Yaşam koşullarında ki zorluk onu harekete geçirmeye yetmeyecektir. Çünkü çok dayanıklı ve asilsiniz. Bundan rahatsız olanlar yüksek standartta  yaşayıp da bunu kaybedenler olacaktır. Onlarda düşmanla işbirliğine girerek, yeni koşullara uyum sağladı veya ülke dışına çıkarak kendisini emniyete aldı. Geride kalan gerçek yurdunu seven Irak halkıdır. Yeni Irak’ı onlar kuracak ve yüceltecektir.

9. Sonuç ve Temenni :
 işgal güçleri ve işbirlikçilerin davranışları, adaletsiz ve keyfi uygulamaları Irak’ta genel bir ayaklanmanın başlaması için uygun şartları hazırlamaktadır. Burada tehlike, Irak’ın kuzeyinde oluşan sözde; “özek bölge” düşman için güvenli bir saha olmamasına dikkat edin.  Aksi takdirde asırlarca size bela olacak bir musibet ve kötülük tohumları ekildi. Şimdi bu yeşeriyor.

  İşgal güçleri için bütün Irak işgalcinin canını yakan ve hayatı cehennem eden bir çatışma alanı olmadır. Çünkü; Irak’ta alt yapı önemli ölçüde tahrip oldu. Irak’ın koruyacağı geliştirip güçlendireceği bir değerler sistemi kalmadı. Ülkeyi yeniden kuracaklarına göre bu boyutta riske girmeleri gerekir.
Irak’taki “hain” ve “işbirlikçiler” ülke bu felakete sürüklenmeden önce emperyalist propaganda ve psikolojik savaşın onlara yutturduğu “pembe” hapların acısını onların ve yakınlarının benliklerinde hissettirmeden bu ülkeyi kurtarıp yeniden inşa etmenin imkanı yoktur. Bizim Büyük Önderimiz Mustafa Kemal’in bizim için bir vasiyeti bugünkü Irak’ın içinde bulunduğu duruma göre de uyan bir özdeyişi vardır. Buda şudur:

 “Adalet ve merhamet dilenmekle millet işleri, devlet işleri görülmez. Millet ve devletin şeref ve bağımsızlığı temin edilemez. Adalet ve merhamet dilenmek gibi bir prensip yoktur. Türk Milleti, Türkiye’nin müstakbel çocukları bunu bir an hatırdan çıkarmamalıdır...”
M. Kemal Atatürk

Irak halkına başarılar diliyorum.

Yrd. Doç. Dr. Halil ŞİMŞEK
E. General 28.05.2004

 
 SİTE İÇİ ARAMA

SON EKLENEN 5 MAKALE
TÜRKİYE- AVRUPA BİRLİĞİ TARİHÇESİ

KARŞI DEVRİM HAREKETLERİNİN EN ETKİLİSİ ŞEYH SAİD İSYANI

BM VE TBMM DE KABUL EDİLEN İKİ SÖZLEŞMENİN ÜLKEMİZE ETKİLERİ

CUMHURİYETİN 86 NCI YILINDA BAŞINA GELENLER

RİSK VE RİSK YÖNETİMİ

SİTE ANKET
Yeni Sitemizi Nasil Buldunuz?
Çok Iyi
Iyi
Normal
FikrimYok