ERMENİ İDDİALARINA KARŞI ÖDENEN BEDEL

 

Merhum Mehmet Talat Paşa: Hakkında biyografik bilgi vermeden önce Merhumun yaşadığı dönemin Osmanlı Devlet yönetim kadrosu ve başlıca uygulamaları hakkında özet bilgi ile söze başlayacağım.


         Merhum Talat Paşa; Sözde Ermeni soy kırım suçlaması ile Ulusumuza yüklenmek istenen bir kara lekenin merkezindeki şahsiyettir. Bu değerli devlet adamının yaşadığı dönemde;

            a.Osmanlı Padişahı; 36 ncı Padişah V ci Mehmet Reşat ile  (27 Nisan 1909- 03 Temmuz 1918 de) Ölümü üzerine yerine geçen 37 nci padişah VI ncı Mehmet Vahdettin döneminde devlet hizmetinde bulunmuştur.

            b.Bu dönemin en önemli olayı Osmanlı Devletinin;

                (1)Seferberlik İlanı    : 14 Kasım 1914 (Cihadı Ekber)

                (2)Rusların Hududu aşarak iki genel istikamette; Eleşkirit ve  Horasan(Pasinler)-Köprüköy istikametinde taarruza  başlaması:01 Kasım 1914

                (3)Köprüköy muharebesinde Rus taarruzlarının durdurulması; 06 Kasım 1914

                (4)Osmanlı Ordusunun Azapköy genel karşı taarruzu ; 11 Kasım 1914

                (5)Osmanlı Ordusunun Sarıkamış istikametinde tarruzlarını geliştirmesi; 21 Aralık 1914-26 Aralık 1914 Osmanlı Ordusunun yenilgisi ile  150 bin kişilik ordunun 90 bin den fazla kuvvetlerini kaybetmesi, kalan 60 bin kişilik ordunun yeniden tensike tabi tutulma safhasına başlanması,Bu muharebelerde Rus Ordusunun 32 bin den fazla zayiat vermesi ve Rus Ordusunun da yeniden hazırlık safhasına geçmesi,Bir yıla yakın Doğu cephesinde durgunluk yaşanması 1915 ve  bu dönemde Çanakkale muharebeleri için Mısırda ve Limni adasında İngilizlerin ve müttefiklerinin kuvvet toplaması ve  “Yığınak yapması”,

 Şubat 1915 de,  Çanakkale nin Anadolu yakasına sahte düşman taarruzları ve boğazın giriş tabyalarının top atışına tutulması,

Şubat 1915 Taşnak Temsilcisinin Tiflis de toplanan Ermeni Milli Kongresinde yaptığı konuşmada,” Rusyanın Osmanlı Ermenilerini silahlandırmak, hazırlamak ve isyanlar çıkarmalarını sağlamak için savaştan önce 242.900 Ruble verdiğini” ve Ermeni-Rus ittifakının savaş içerisinde hangi boyuta geldiğini göstermesi.

            18 Mart 1915 de, Çanakkale deniz muharebelerinin kazanılması,

            15 Nisan 1915 de Van da yaşayan Osmanlı Vatandaşları Ermenilerin İsyanı ve Van kalesine Ermeni bayrağını çekerek Müslüman halkın katliama tabi tutulması,

25 Nisan 1915 Müttefik İngiliz ve Fransız kuvvetlerinin Çanakkale’ye ilk çıkarma harekatına  başlamaları,

  24 Nisan 1915  de Osmanlı Hükümetinin Ermeni Komitelerini kapatması ve yöneticilerinden 235 kişiyi “Devlet aleyhine faaliyet göstermek suçundan tutuklaması”

  Mayıs-Ağustos 1915 arasında Çanakkale kara muharebelerinin bütün şiddetiyle sürmesi,

27 Mayıs 1915 de, Osmanlı Hükümetinin doğudaki  Ermeniler önemli bir kısmının savaş bölgesi dışına çıkarılması için,Halep ve Suriye bölgesine sevki için” Sevk ve İskan” kararnamesini çıkarması ve uygulamaya başlaması,

            (6)Rus Ordusunun Doğu cephesinde Köprüköy istikametinde yeniden taarruzlarına başlaması,11 Ocak 1916 ve 14 Şubat 1916 da bütün doğu cephesi boyunca, Rus taarruzların şiddetini arttırması,

            (7) 15 Şubat 1916 Erzurum’un Rusların eline geçmesi,

            (8) 03 Mart 1916 Bitlis ve Muş’un Rusların eline geçmesi

            (9) 18 Nisan 1916 Trabzon, Bayburt, Gümüşhane nin Rusların eline geçmesi

            (10) 24 Temmuz 1916 Erzincan ın düşmesi,

            Mustafa Kemal Paşanın Mart 1916 da, 16 ncı Kolordu Komutanı olarak SİLVAN’ da  göreve başlaması,

19 Mart 1916 Kurmay Albay Mustafa Kemal’in Tümgeneralliğe yükselmesi,

Rusların,12 Temmuz 1916 Bitlis ve Muş bölgesine yeniden saldırıları,

Mustafa Kemal Paşanın 07 Mart 1917 de 2 nci Ordu Komutanı Vekili olarak Çapakçur muharebelerine katılması,

 Doğu cephesinde Rus taarruzlarının yavaşlatılması, ÇAPAKÇUR  Muharebeleri ile Rus taarruzlarının kırılması, Rus kontrolüne geçen bölgelerin geri alınması,

            İşte  bu dönemde Said Halim Paşanın sadrazam olarak bulunduğu  ittihat ve Terakki kabinesinin Dahiliye nazırı olarak, Merhum Talat Paşa görev yapıyordu.

            Said Halim Paşanın 03 Şubat 1917 de, istfa etmesi üzerine, yerine Talat Paşa sadrazam olarak görevlendirildi.

04 Şubat 1917 de Sadrazam olan Talat Paşa Ruslarla imzalanan Brest-litowaks  Barış anlaşmasını imzalayan heyetin başkanı olarak bulundu. 08 Ekim 1918 de Sadrazamlık tan istifa etti.

             02/03 Kasım 1918 de,İttihat Terakkinin üç önemli lideri olan,TALAT- ENVER- CEMA Paşalar, yurt dışına kaçtılar.

            Osmanlı Devleti tarihinde Ermenilerden, 29 Paşa,22 Bakan, 32 Milletvekili,7 Büyükelçi,11 Baş konsolos ve konsolos,11 Üniversite öğretim üyesi ve 41 yüksek rütbeli memur çalıştırmıştır.

            Sözde Ermeni soy kırımı  ile suçlanan  merhum Talat Paşa ;15 Mart 1921 de Berlinde,

            Eski sadrazam ve Dışişleri  Bakanı; Said Halim Paşa; 06 Aralık 1921 de Roma’da “Arshavir  Shirakian” tarafında,

            Bahttin Şakir bey ve Cemal Azmi bey,17 Nisan 1922 de Berlin’de, Arshavir Shirakian ve Aram Yerganian tarafından,

            Cemal Paşa ve yaverleri Binbaşı Nusret ve Teğmen Süreyya bey 21 Nisan 1922 de Tiflis’de şehit edildiler.Bunlara ilave olarak,

            1973 den günümüze kadar, Ermeni teröristlerince şehit edilen 31 i diplomat olmak üzere 42 Türk Vatandaşı hayatını kaybetmiştir.

 

                        MEHMET TALAT PAŞANIN ÖZGEÇMİŞİ 

 

            Talat Paşa;1874 yılında Edirne’de doğmuştur. O zamanki Kırcaali ilçesinin Çepelceli köyü halkından, kadılık ve sorgu  hakimliği yapmış olan Ahmet vasıf Efendinin oğludur.  Şahsi düşmanları ve İttihat Terakki muhalifleri ailesinin aslında Çingene olduğunu iddia edip bu rivayeti yaymaya çalışmışlardır.Bu yüzden Larousse Universel’in 1932 baskısında ”Çingene” aslından olduğu belirtilir.Bütün bu rivayetlerin aslı yoktur.

            Kendisi Kırcaali bölgesine Anadolu dan göçmüş bir Türkmen aşiretine mensuptur.Soy kütüğü Ak Hüseyin ve Halil bayraktar adları ile cetleri bilinmektedir.

            İlk tahsilini Vize’de yaptıktan sonra Edirne askeri Rüştiyesini bitirdi. Bir öğretmeni dövmesi üzerine askeri idadiye kabul edilmedi. Babası öldüğü zaman 18 yaşında, Annesiyle iki kız kardeşine bakmak durumunda kaldığı için, Edirne Posta ve Telgraf idaresine katiplik göreviyle çalışmaya başladı.Ayni zamanda Edirne’deki “İZRAİLİT –ALYANS”  okuluna Türkçe öğretmeni oldu. Bir taraftan da Fransızca dersleri alıyordu. Bilahare Selanik Hukuk mektebine de bir süre devam etmiş ise de, burasını bitirememiştir. Fransızcasını kendi becerisiyle geliştirmiştir.

            Kendisi çok genç yaşta politika ile uğraştığı için istibdat idaresi aleyhindeki faaliyetlere katılmıştır. Bu davranışlarından dolayı Edirne’den Selanik’e sürgün edilmiştir.

            Önce İttihat ve Terki Cemiyetine, sonra da Mason locasına girdiği bilinmektedir.

            Talat beyin bu dönemdeki özelliği sürekli çevresine Hürriyet fikirlerini telkin etmesidir. Özellikle tanıştığı gençler üzerinde etkili olmaya gayret ederdi.

            II nci Meşrutiyetin ilanından sonraki ilk meclise Edirne mebusu olarak girdi.(BU MECLİSDE 266 MİLLETVEKİLİ olup dağılımı,23 Rum,12 Ermeni,5 Yahudi,4 Bulgar_Sırp, 3Ulah, 2Dürzi,1 Maruni, 22 Arnavut, 51 Arap,138 Türk Milletvekili) Ayni zamanda Meclis birinci başkan vekili oldu.2 nci Hüseyin Hilmi Paşa kabinesinde (05 Mayıs 1909 da ) Dahiliye nazırı oldu. Bir süre sonra nazırlıktan  ayrıldı.

            Said Halim Paşanın son kabinesin de,Talat paşa; (30 Aralık 1911) Posta ve Telgraf  Nazırı olarak hükümete katıldı. Balkan Savaşında gönüllü asker yazılarak Edirne’ye gitti

            Bab-ı  Ali Baskınına  fiilen katılmış, hatta bu hareketi tertip ve idare etmiştir.

            Edirne nin geri alınmasında, Ordunun harekete geçmesine taraftar olanların başında, bulunmuş bir  çok kimsenin tereddüdünü ortadan kaldırarak, Edirne nin geri alınmasına önayak olmuştur.

            Savaştan sonra Bulgarlar’la yapılan barış görüşmelerine delege olarak katılmıştır.

            Prens Said Halim Paşanın kurduğu kabinede, ikinci defa olarak, DAHİLİYE NAZIRLIĞI nı (12 Haziran 1913) üzerine almıştır.

            Said Halim Paşanın sadrazamlıktan istifası üzerine, 04 Şubat 1917 de sadrazamlık makamına tayin oldu.

            Savaştan çekilen Ruslarla, Brest-Litowsk’ da geçen görüşmelerde Osmanlı Devletini temsil etti.

            Vahdetdin’in tahta geçişinden bir müddet sonra (17 Temmuz 1918) de Uhdesinde bulunan Dahiliye nazırlığını  bıraktı yerine,Enver paşa ile hiç geçinemeyen İsmail Canbulat beyi tayin etti.Birmüddet sonra kabinedeki huzursuzluk nedeniyle Dahiliye nezaretini yeniden üzerine aldı.

08 Ekim 1918 de Sadrazamlıktan ve dahiliye Nazırlığından, istifa ederek, Yerine Ahmet İzzet Paşa kabinesini  kuruldu. 02/03 Kasım 1918 de ülkeyi terk etti.

15 MART 1921 de,Talat Paşa; BERLİN ’de Bir Ermeni komitecisi olan, “ TALERYAN” tarafından sokakta tabanca ile vurularak 47 yaşında iken şehit edildi.

Talat Paşa tam bir politika adamıydı. Bu nedenle, Hükümette görev almaktansa parti içinde çalışmayı tercih ederdi.Gerek Dahiliye Nazırlığı ve gerekse, Sadrazamlık görevlerine isteyerek geçmemiş sadece partisinin kararlarına uymuştur.Bilhassa 1917  yılında artık memleket mukedderatının, said Halim Paşa gibi yetersiz ve göstermelik bir sadrazamının başkanlığında işleri yürütmenin imkanı kalmamıştı.Bu konu parti genel merkezinde tartışılırken, Talat Paşa kendi Sadaretina itiraz etmiş ve bu görev için yetersiz olduğunu samimiyetle ifade etmiştir.Partisinin ısrarı üzerine görevi kabul etmek zorunda kalmıştır.

Almanya’nın yüksek çıkarları uğruna ülkeyi Dünya harbine sokan bu ekibin güçlü liderlerinden olan Talat Paşa, Berlin de kendisini şehit eden Ermeni komitecisi “Taleryan”ın Alman Mahkemesindeki duruşmada berat ettirilmesi Talat Paşa için ve Milletimiz içinde ayrı bir üzüntü kaynağıdır.

Talat Paşa çok dürüst ve namuslu bir adamdı.İyi niyetinden asla şüphe edilemez.Savaş boyunca diğer kabine üyelerinin, parti ve devlet ricali ayrıcalıklı yaşarken, o bütün aile halkını sıkıntı içinde yaşatmış,Sultan Reşat’ın hediyesi olan altın saatini rehine koyup aldığı borç ile aybaşını getirdiği, maaşını aldıktan sonra borcunu ödeyip saatini rehinden kurtardığı kayıtlarda yazılıdır.Bütün bunlara rağmen,particilik gayretiyle başkalarının yanlışlık ve suistimallerine göz yummuş, haksız kazançlara engel olamamıştır.

Talat Paşa; zeki, yumuşak huylu, ihtiraslarını kontrol edebilen, iyi kalpli, iyi niyetli, yurtsever bir devlet adamıydı. En büyük kusuru kültürünün yetersiz olmasıydı. Büyük çapta dünya görüşüne sahip olmaması ve tecrübesizliği idi. Mevki, makama ve para hırsı yoktu.

Demokrasiye inanmakla beraber bunun memlekette tam olarak tatbikinin güç olduğuna ve bir müddet için bir aydınlar hakimiyetine ihtiyaç olduğuna inan mış ve bunu her fırsatta ifade etmekte bir sakınca görmezdi. Bundan dolayı İttihat ve Terakiye çok sadık ve bağlı idi.Memleketi ancak bu partinin ve onun prensiplerinin kurtaracağına inanmıştır.Bundan dolayı partiye hizmeti bir vatan hizmeti sayar ve partiyi  her şeyden üstün tutardı.

Samimi hali hoş sohbet oluşu, teklifsizliği, ideallerine bağlılığı ve açık kalpliliği ile parti ve çalışma arkadaşlarının büyük sevgi ve saygısını kazanmıştır. Sade yaşayışı,Hukuka riayeti ve alçak gönüllülüğü en yüksek mevkilerde bile makamı kolayca terk edebilen bir karakter özelliği vardır.Hatta Sadrazam olduğu zaman kendisine Vezirlik rütbesinin verilmemesini istemiş, “Memlekete hizmet için öyle zamanlar ve durumlar olur ki bu unvan benim hareket serbestliğime ve her yere girip çıkmama engel olur”

Dahiliye Nazırı  bulunduğu sırada, particilik gayretiyle, Valiler gibi yüksek idare amirleri dışında, azil ve tayinler yaptığı görülmemiştir. Kimse kendisinden incinmemiştir.Ancak partinin politikasına karşı olan Valilerin hemen işine son verir, evvela teftiş edilmelerini tavsiye edenlerede;” Vali teftiş edilmez azlolunur.” derdi.

Talat Paşa, yüksek derecede bir Mason du.Ayni zamanda Bektaşi tarikatına mensuptu.Ruhen daima ilericiydi.Geçmişin ananelerini gelecek uğruna fedaya her zaman hazırdı.Memleketin ilerlemesi için ferden olgunlaşmak batının yeniliklerini teredütsüz kabul etmek, ilme ve ahlaka sarılmak kanaatine sahipti.

24 Eylül 1918 tarihinde İttihat ve Terakki Partisinin kongresinin 4 ncü toplantısında genel başkan seçildiği zaman verdiği nutukta şöyle demiştir.

“Bu savaşın bize telkin ettiği en büyük ders, asri bir milletin bilhassa ilim ve ahlakla yükselebileceği kanaatidir.” 31 MART 2007  İSTANBUL 

 
 SİTE İÇİ ARAMA

SON EKLENEN 5 MAKALE
TÜRKİYE- AVRUPA BİRLİĞİ TARİHÇESİ

KARŞI DEVRİM HAREKETLERİNİN EN ETKİLİSİ ŞEYH SAİD İSYANI

BM VE TBMM DE KABUL EDİLEN İKİ SÖZLEŞMENİN ÜLKEMİZE ETKİLERİ

CUMHURİYETİN 86 NCI YILINDA BAŞINA GELENLER

RİSK VE RİSK YÖNETİMİ

SİTE ANKET
Yeni Sitemizi Nasil Buldunuz?
Çok Iyi
Iyi
Normal
FikrimYok