BAYRAK YAKMAK YURTSEVERLERİN YÜREĞİNİ YAKMAKTIR
DEVLET;Bilimsel tanımı ile ülkeyi ve ulusu kapsayan bir insanlık ve hukuk kurumudur. Bir diğer ifade ile Devlet; belirli bir ülkede yaşayan insan topluluğunun, egemenlik ve bağımsızlık temelinde oluşturduğu siyasal örgütlenmedir. Modern anlamda devletin şeklini anayasa belirler.

          ANAYASA’da;Devletin yükümlülüklerini, yapısını,yurttaşların hak ve özgürlüklerini güvenceye bağlayan temel hukuk belgesidir.

Türkiye Devleti, 29 Ekim 1923 da Cumhuriyeti ilan ederken, temel ilkelerini belirlemiş ve kabul etmiştir.Bunlar Devletin idare şeklinin Cumhuriyet olacağı ve bu Cumhuriyetin nasıl olacağı tanımlandıktan sonra bunu tamamlayan,devletin bütünlüğü, resmi dili, bayrağı, milli marşı ve başkenti,Anayasal güvence altına alınmıştır.Yukarıda belirtilen ilkeler T.C.Anayasasının ilk üç maddesinde belirtilmiş ve dördüncü maddesi de bu değerlerin değişmeyeceği ilkesini  kabul etmiştir.

Devletin bağımsızlığını, egemenliğini ve onurunu temsil eden sembollerden biriside bayraktır.T.C.Devleti  29 Mayıs 1936 tarihinde, 2994 sayılı kanun ile Türk Bayrağını bütün detaylarıyla tanımlamış ve gerekli saygının gösterilmesi için kurallarını koymuştur.

22 Eylül 1983 tarihinde, 2893 sayılı kanunun, 2,3,6 ve 9 ncu maddelerine göre, bakanlar kurulu; 25 Ocak 1985 tarihinde “Türk Bayrağı Tüzüğü”nün yürürlüğe konulmasını kabul etmiştir.

1936 yılında kabul edilen yasayı da  yürürlükten kaldırmıştır.

Yeni Türk Bayrağı Tüzüğüne göre; “....Türk Bayrağı; yırtık, sökük, yamalı, delik, kirli, soluk, buruşuk veya layık olduğu manevi değeri zedeleyecek herhangi bir şekilde kullanılamaz. Resmi yemin törenleri dışında her ne maksatla olursa olsun, masalara, kürsülere, örtü olarak serilemez,Oturulan veya ayakla basılan yerlere konulamaz. Bu yerlere ve benzeri eşyaya bayrağın şekli yapılamaz, Elbise veya üniforma şeklinde giyilemez.

Hiçbir siyasi parti, teşekkül dernek, vakıf ve tüzükte belirtilen kamu kurum ve kuruluşları dışında  kalan kurum ve kuruluşun amblem, flama, sembol ve benzerlerinin ön veya arka yüzünde esas veya fon teşkil edecek şekilde  kullanılamaz.

Türk Bayrağına sözle, yazı veya hareketle veya herhangi bir şekilde hakaret edilemez. Saygısızlıkta bulunulamaz.Bayrak yırtılamaz.Yakılamaz,Yere atılamaz, Gerekli özen gösterilmeden kullanılamaz.

Bu kanuna ve tüzüğe aykırı, fiiller yetkililerce derhal önlenir ve gerekli soruşturma yapılır...,

Bu kanun hükümlerine aykırı davranışta bulunanlar, suçları daha ağır bir cezayı gerektirmediği takdirde Türk Ceza Kanunun (01Nisan 2005 tarihinde yürürlüğe giren yasadan önceki ceza kanunu) 526 ncı maddesi uyarınca cezalandırılır.” Hükmüne amirdir.

Durum böyle iken,Ülkenin birliğini ve bütünlüğünü bozmayı amaç edinmiş, bölücü, “Kürtçü” ideolojinin esiri olmuş, partiler, dernekler ve bireysel bazda hainler, Türk ulusunun sembolü olan kutsal değerlerine alçakça saldırmaktalar. Bunu alenen kendileri yapamadıkları için yasalar karşısında suçlu sayılmayacak çocuklara yaptırmaktadırlar.

Buna biz “kalleşlik” deriz. Bu yöntem, bu hainlerin hem dağda  ve hem de ovada her zaman ve her yerde başvurdukları usullerden birisidir. Bir zaman Mardin de bilinen partinin il kongresinde devletin resmi dili olan “Türkçe” ye karşı alınan tavır ile başlayan bu saldırılar, ayni partinin genel kongresinde Türk Bayrağına” karşı girişilen tahkir hareketi ile önemli bir cesaret bulmuştu.

Buna, sözde  AB ye aday ülke Türkiye nin alışması gerektiğini, telkin eden akıl hocaları ile onursuz ve kişiliksiz, çıkarcılar, aşağılık ve köle ruhlu işbirlikçiler, milletinin tepkisini görünce ağız değiştirmekte bir sakınca görmediler. Şimdide; hoşgörülü olmak, milliyetçi duyguları tahrik etmemek gibi telkinlerle, Ulusu aşağılayan,  toplumun kutsal değerlerini tahrip etmeye çalışanları, bir şekilde kollamaya çalıştıklarını görüyoruz.

Bu örtülü hareketin içinde; sabırla ve sinsice, milletin hassas olduğu konuları ve değerleri örselemek suretiyle yavaş, yavaş  kendi hain emellerinin gerçekleşmesini sağlamaktır.

Bunun AB ile bir ilgisi yoktur. Buna “kurbağa haşlama metodu” deniyor. Milletimiz asla suyu yavaş, yavaş ısıtılıp, sonra kaynatılarak haşlanan bir kurbağanın durumuna düşmeyecektir. Bir bakanın geçmişteki  ayni bakanlığı döneminde, bilinen olayların benzerlerini yaşadık. Terör tırmandı.Yollar kesildi, silahsız askerler derelerin içersinde boğazlanarak katledildi. Bayraklar yırtıldı, terörist cenazelerinde mezarlıklarda çatışmalar yaşandı. Bunlar devletin hafızasında ve arşivlerindedir.

 

Türk milleti;Hükümetin bu konuya gösterdiği tepkinin, Genelkurmay Başkanlığının tepkisinden  sonra olmasını asla kabul edemez. Burada tepki göstermekte geç kalınmıştır. Kimse Bayrağa karşı “duyarlılık gösteren polis memurunun ödüllendirilmesi” ile Hükümetin zamanında göstereceği ciddi, samimi ve ikna edici tepkiyi ayni anlamda düşünemez.

Milletin değerlerinin tahribine karşı tedbir ve gerekli tepkinin zamanında gösterilmesi, milletimizi mutlu ederdi. Hainler karşısında boynumuzu büküp “bu ülkenin sahibi yok mu? Bu Cumhuriyetin değerlerini koruyacak yürekli Cumhuriyet savıcıları yok mu? diye, yanan yüreklerimizle kahrolmazdık. Yüreğimiz bu kadar yanmazdı.

Mersin'de,Kıbrısta, Manisa'da yurdun değişik yerlerinde başlayan tahrik ve ihanetlere seyirci kalmayacağımızı ne zaman anlayacaksınız.Kendi ülkemizde, en kutsal bildiğimiz değerlere yapılan saldırılar karşısında bu ülkede bizim hakkımız yokmu? Biz müstemlekemiyiz? Hainlerin baştacı edildiği bu ülkede biz kimiz? biz bu ülkede yokmu sayılacağız? ATATÜRK'ün kurtuluş savaşını yönettiği Büyük Millet Meclisinin başkanı ve üyeleri görülüyor ki  duyarsız davranışlarınızla bizi yok farz ediyorsunuz o halde size bir adres vereceğim"Erzurum'un kuzey doğusunda top dağının tümseği üzerinde AZİZİYE ŞEHİTLİĞİ VE ANITI vardır.Anıtın kaidesindeki kitabede şöyle der:"BU GELİNLİK KIZLAR, İHTİYAR ERKEKLER VE NİNELER KENDİ NAMUSLARI VE TÜRK MİLLETİNİN ŞAN VE ŞEREFİ İÇİN DÖVÜŞTÜLER VE ÖLDÜLER. ŞİMDİ TÜRK MİLLETİNİN KALBİNDE YATIYORLAR. 1877"  eğer ;Bir ülke var olacaksa "BENİMSEDİĞİ DEĞERLER VE KURUMLARLA VAR OLUR, AKSİ TAKDİRDE YOK OLSUN" daha iyidir. 28 Mart 2005

 

               

 

              

 

 
 SİTE İÇİ ARAMA

SON EKLENEN 5 MAKALE
TÜRKİYE- AVRUPA BİRLİĞİ TARİHÇESİ

KARŞI DEVRİM HAREKETLERİNİN EN ETKİLİSİ ŞEYH SAİD İSYANI

BM VE TBMM DE KABUL EDİLEN İKİ SÖZLEŞMENİN ÜLKEMİZE ETKİLERİ

CUMHURİYETİN 86 NCI YILINDA BAŞINA GELENLER

RİSK VE RİSK YÖNETİMİ

SİTE ANKET
Yeni Sitemizi Nasil Buldunuz?
Çok Iyi
Iyi
Normal
FikrimYok