APO YENİDEN YARGILANACAK-ŞEYH SAİD DE YENİDEN YARGILANACAKMI?

Verilen karar Türk ulusunun vicdanını çok zedelemiştir.Karar hukuki değil siyasidir.Bu karar karşısında alınacak tedbirlerde siyasi olmalıdır.Avrupa hukukuna güvenmenin ne kadar hatalı olduğunu Avrupa Birliği yardakçıları artık görmeli ve ulusumuzu daha fazla rencide ettirmemelidir.Biz bütün bu kurumları ve değerleri bir kere daha gözden geçirmeli ve ciddiyetle bir karar vermeliyiz.Bütün bu gelişmeler bizi aşağılayan, hukuk sitemimizi örseleyen, devletimizi gayri ciddi gören bir zihniyetin ürünüdür.Yazının başlığında birde "Şeyh Said" vardır.Bunun ilişkisi nedir demeyin İşte cevabı;

 


Her iki asi, devlete  ve millete karşı, insanlığa karşı suç işlemiştir. Silahlı mücadeleyi esas almışlardır. Halkın desteğini kazanmak için Şeyh Said “dini motifi” esas almış ve bölge halkını kandırarak masum insanların ölümüne sebep olmuştur. Abdullah Öcalan da “Marksist – Leninist” bir ideoloji ile insanları kandırmış ve masum insanların ölümüne sebep olmuştur.

Her iki asinin çabasında öncelik, halkın, mücadelenin içine çekilmesi ve mutlak desteğinin sağlanmasıdır. Bunu yaparken de en önemli ve öncelikli faaliyet korku, baskı ve sindirme ile “Devlet otoritesini” kırıp kendi emellerini gerçekleştirmektir.

Her iki asi, öncelikle aynı bölgenin insanına kötülük yaptı. Kendi ihtirasları uğruna halkın bir kısmını kandırdı ve kullandı. Her ikisi de şahsi zenginliklerini arttırdılar. Şeyh Said yakalandığı zaman sözde bayraktarı olan aynı zamanda muhasebe işlerine bakan Şeyh Hasan’ın ifadesine göre kırk üç kilo altın ve gümüş parayada el konulmuştur[1]. Abdullah Öcalan’ın üzerine kayıtlı olan banka hesapları henüz tespit edilememiştir. Ancak miktarının fazla olduğu değerlendiriliyor.

Şeyh Said; 16 Şubat 1925’te Bingöl Genç’te isyanı başlattı, Abdullah Öcalan 15 Ağustos 1984’te  Eruh ve Şemdinli’de suçsuz insanları öldürerek işe başladı ve 16 Şubat 1999’da Türkiye’ye getirildi.

Şeyh Said’in isyana başladığı gün, Abdullah Öcalan’ın hesap verme süreci başladı. Her ne kadar aradan 74 yıl geçmiş ise de aynı hatayı işleyen ve tekrar milletin karşısına farklı bir şekilde çıkan kandırılmış ve alet edilmiş yanlış zihniyetlerin akıbeti aynı çizgide devam etti.

Şeyh Said; 15 Nisan 1925’te Varto yakınlarında Abdurrahman Paşa köprüsünde ele geçirildi., Abdullah Öcalan’ın iddianamesinin hazırlığı da15 Nisan 1999’da başlandı. Çok dikkat çekici bir tesadüf.

Şeyh Said’in duruşması, 16 Mayıs 1925’te Diyarbakır sıkıyönetim mahkemesinde başladı. 31 Mayıs 1925’ten itibaren kesintisiz duruşmalara geçildi, Abdullah Öcalan’ın da kesintisiz duruşmaları, 31 Mayıs 1999’da İmralı’da başladı.

Şeyh Said  hakkında savcı, 23 Haziran 1925’te esas hakkındaki mütealasını sundu, Abdullah Öcalan’ın da duruşması, 23 Haziran 1999’da tamamlandı.

Şeyh Said ve arkadaşlarının duruşması, 27 Haziran 1925’te tamamlandı. 28 Haziran 1925’te mahkeme kararını verdi ve aynı günün gecesi idam hükmü infaz edildi. Abdullah Öcalan’ın da hakkındaki kararı yüce mahkeme, 29 Haziran 1999 günü açıkladı.

Şeyh Said, mahkemede kendisini bağışladıkları takdirde “Hınıs yaylasında kebap ziyafeti vereceğini” ifade ederken, bebek katili de hayatının bağışlanmasına karşılık, “Devletle işbirliği yapacağı” vaadinde bulundu.

Sonuç olarak; Dağlarda ki kandırılmış militanlarına “Şeyh Said’in yere düşürdüğü bayrağı Kürdistan Dağlarına siz dikeceksiniz “ diyerek, telsizle talimatlar veren terörist başının akıbeti, bayrak düşüren bir başka asinin akıbetine düşmüştür.

Türk milleti, her güçlüğü yenmesini bilmiştir.AB ne rağmen Bunu da aşacaktır. 12 NİSAN 2005

ŞEYH –

 
 SİTE İÇİ ARAMA

SON EKLENEN 5 MAKALE
TÜRKİYE- AVRUPA BİRLİĞİ TARİHÇESİ

KARŞI DEVRİM HAREKETLERİNİN EN ETKİLİSİ ŞEYH SAİD İSYANI

BM VE TBMM DE KABUL EDİLEN İKİ SÖZLEŞMENİN ÜLKEMİZE ETKİLERİ

CUMHURİYETİN 86 NCI YILINDA BAŞINA GELENLER

RİSK VE RİSK YÖNETİMİ

SİTE ANKET
Yeni Sitemizi Nasil Buldunuz?
Çok Iyi
Iyi
Normal
FikrimYok