TÜRK MİLLETİ UYAN "KERKÜK" TÜRKTÜR

IRAK’DAKİ TÜRKLER (Türkmenler):

Bu günkü bilgilerimize göre Türkler; Hicri 54, miladi 674 tarihinden beri Kerkük ve bölgesinde vardır. Bunun anlamı 1331 senedir bu topraklarda Türk yaşar.Bundan dolayıda Türk Devletinin Kerkük için verilmiş sözleri vardır.Buna İnsanlar şöyle der;" Devletler verdikleri sözün esiri, vermedikleri sözün'de efendisi olur" 


                                                                             Türkler bazen “Kürt”lerle,bazende tekbaşına bu coğrafyanın egemen gücü olmuştur. Bu günkü hükümetimizin politikasından dolayı “Kerkük” de Türkler, “Kürtlerden” sonra akla geliyorsa da, bu geçiçi bir durumdur. Bu günkü hükümetimizin yapısındaki durum, başka türlü davranılmasına olanak vermediğini, hükümetin Irak politikasındaki yanlışlıktan anlıyoruz. 

Çünkü;Irak’taki Tükmenlerin en doğal haklarını savunmak, Türkiye’de o kadar zor bir durum aldı ki, değil Irak’taki Türkmenler, İstanbul’a, “Diyarbakırdan getirilen çoçuklara, PKK adına gasplar yaptırıldığını” söyleyen emniyet görevlilerinin, resmi beyanını, ayni teşkilatın bakanlığı yalanlamak suretiyle, devletin ve halkın çok iyi bildiği gerçekleri gizlemeye çalıştıklarını ibretle izliyoruz.

İstanbul Valiliği ve Emniyet müdürlüğünün, (avukat oğullar,damatlar, partili, bizden, sizden, akrabadan gibi girdilere l rağmen) gerçekte ne kadar güçlükler içinde çalıştıklarını biliyoruz. Ama Büyük önderin 1925 yılında çıkan “şeyh said” isyanı esnasında bölge yöneticilerine verdiği tarihi direktifi hatırlatmadan da geçemeyeceğim. Bu  direktifte “..Yöneticilerin sadece kanunların tatbikcisi, kanunların adamı olmasını, olaylar vukubulmadan önce tedbirler almasını emreder...”

Bu yanlışlıkların ucunun nereye dayandığını çok iyi bilen halkımızın, gelecekte elbette bir gün  söyleyeceği pek çok şeyleri olacaktır. Şimdilik bazılarının, suçüstü yakalandıklarını söylemekle yetineceğim.

 Konumuz Irak’daki  Türkler olduğu için ben tekrar bu soydaşlarımızın durumuna döneceğim. Irak da 1331 senedir var olan bu asil Türk  milletin evlatlarını, içimizdeki işbirlikçi, Barzani ve Talabaninin verdiği kemikleri yalayan “yalakalara” rağmen, onların tarihden, coğrafyadan, kültürden ve hukuktan doğan haklarını hiç kimse yok farz edemez. Milletimizin vicdanı ve İnsanlık bu hakikatleri,sosyal ve ahlaki durumu  değiştiremez.

Çünkü BÖLGEDEKİ Türkler, haklarını, tarihden, coğrafyadan, kültürden ve hukuktan alıyorlar. “Hükümetimiz bunu farklı düşünmek zorunda  kalıyorsada” gerçek budur.

Kerkük teki .Türkmen kardeşlerimiz, 22 Nisan 2005 de başlayan 4 ncü Türkmen Kurultayını topladılar. Üç gün süren bu kurultayda çok önemli kararlar almış olmalarını dilerim. Çünkü KERKÜK için kendini yakan Türkmen kızı “ZEHRA” nın  başına gelenleri bütün Türkmenler çok iyi bilirler. Eğer buna rağmen birlik ve beraberliği sağlamakta yetersiz kalırlarsa, şehit kızımız Zehra’nın haklarını nasıl ödeyeceklerini kendilerine sadece hatırlatırım.

Kerkük uğruna kendini yakan Türkmen kızı Zehranın aziz ruhu önünde saygıyla eğiliyorum. Milletimizin  “Kerkük” konusunda daha fazla duyarlılık göstermesini ve Kerkük Türklerine daha çok  sahip çıkmasını arzu ediyorum. Çünkü onlar, 1918 den beri, Kürtlerle- Araplar arasında sıkışıp, yok olmak tahlikesinin eşiğine gelmiş soydaşlarımızdır. Varlıklarını bu  vahşi ve acımasız zalimlerin merhametine terk edecekmiyiz? yoksa sahip çıkıp onların Birleşmiş Milletlerin tüm insanlar için tanıdığı evrensel insani haklarını kullanmalarına yardım edecekmiyiz? Buna ivedi bir karar vermememiz gereklidir. Ben Türk oldukları için değil, insan oldukları için yapacağımız pekçok katkının olabileceğine inanıyorum.

 Onlar bu günlerde çok mahsun ve yalnız kaldılar.

Türkiye’de pek çok yurtsever; Irak da yaşayan soydaşlarımızın haklarının “Kürtler”lehinde feda edildiğini anlıyor ve sükunetle olayları izliyor. Bunu ifade etmek  vicdani bir görevdir.

Çünkü; Şehit kızımız zehranın 16 Ekim 1995 tarihinde son nefesini verirken haykırışlarını duyuyor gibiyim.

 Zehra; dört çocuklu yoksul, Kerkük lü Türk, Bektaş Ali  Feyzullah’ın en büyük kızıdır. Bektaş Ali’nin başına gelenler Despot Saddamın Türkleri imha  ve sürgün politikasının çok küçük  bir örneğidir. Kerkük Türklerinin tarihinde bunun gibi 1918 den beri devam eden binlerce örneği vardır.

Bu konudaki gerçekler çok uzun ve çok acıklıdır. Ancak ben; 14 Ekim 1995 tarihinde Kerkük Emniyet Müdürlüğüne götürülen  Bektaş Ali Feyzullah’ın; yeniden bir sürgüne tabi olacağını gösteren emirde, “..24 saat içinde Kerkük’ü terk etmelerini isteyen..” bir tebliğin eline tutuşturulması üzerine, çaresiz kalan babanın, büyük kızı zehra, kapıya dayanana Emniyet güçlerine “Kerkük” ü terk etmeye niyetli olmadığını haykırarak “..EY AHALİ, BEN KERKÜK’ÜN KIZIYIM. BU ŞEHİRDEN ASLA GÖÇ ETMEYECEĞİM. BU ZULÜM POLİTİKASINI PROTESTO ETMEK, TÜRKMENLERE BAĞIMSIZLIK YOLUNU AÇMAK VE TÜRKMEN SÖZCÜĞÜNÜ YÜKSELTMEK UĞRUNA, ŞİMDİ KENDİMİ YAKACAĞIM. KERKÜK BİZE  KALACAKTIR. KATİLLERE VE ZALİMLERE ÖLÜM” diyerek, gaz bidonunu üzerine boşaltarak, kibriti çakmış ve herkesin gözleri önünde bir alev yumağına dönmüştür.

Bunu Kerkük ‘ün “1Haziran” semtinde yaşayan herkes bilir. Ama Türkiyede bunu pek az insan bildiği için Kerkük Türklerinin çektiği acı ve ızdıraba ilgisiz kalıyoruz.

1933 yılında Gazi Mustafa Kemal’e “Yurdumun Derdi” isimli şiiri ile feryat eden ve hayatının sonuna kadar Kerkük dışında sürgünde yaşayan kerküklü şair Nazım Refik, Ataya şöyle sesleniyor.

“....Büyük Gazi kurtar bizi yağıların bezinden

Kerkük Türk ‘tür gel ayırma anasını kızından

Burada bir gözü yaşlı bağrı taşlı öksüz var

Gece gündüz ayrı düşen yurdu için kan ağlar

Yer yer soyup Kerkük’ümü çevirdiler soğana

Kimsesiz yurt yağlı loma şimdi boğan boğana

Çekemeyiz biz bu derdi içerimiz hep yandı

Artık yetiş ölüyoruz bıçak kemiğe dayandı...”

Bu haykırışlara sebep olan olaylar ve gelişmeler, 1933 den daha ağır ve daha vahimdir.Bunu unutmayalım.Lizbon 25 Nisan 2005
 
 SİTE İÇİ ARAMA

SON EKLENEN 5 MAKALE
TÜRKİYE- AVRUPA BİRLİĞİ TARİHÇESİ

KARŞI DEVRİM HAREKETLERİNİN EN ETKİLİSİ ŞEYH SAİD İSYANI

BM VE TBMM DE KABUL EDİLEN İKİ SÖZLEŞMENİN ÜLKEMİZE ETKİLERİ

CUMHURİYETİN 86 NCI YILINDA BAŞINA GELENLER

RİSK VE RİSK YÖNETİMİ

SİTE ANKET
Yeni Sitemizi Nasil Buldunuz?
Çok Iyi
Iyi
Normal
FikrimYok