TÜRK ÖĞRETİM VE EĞİTİM SİSTEMİNDE NEREDE HATA YAPILDI

        “CUMHURİYET,DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜNDEN YANADIR.İÇTEN GELDİKÇE VE DOĞRU YOLDA BULUNDUKÇA HER DÜŞÜNCEYE SAYGI DUYARIZ. BÜTÜN İNANÇLAR BİZCE SAYGIYA DEĞER.”

                                                                        Kemal ATATÜRK


         Anayasamızın 42 nci maddesi “.....Eğitim ve Öğretim, Atatürk İlkeleri ve inkılapları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır, Bu esaslara  aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz.....” hükmüne ve 3 MART 1924 Tarih ve 430 sayılı yasa ile kabul edilen  “Eğitim ve Öğretim Birliği Yasası”, yine ayni tarihte 431 sayılı yasa ile “Hilafetin” kaldırılmasına rağmen, bazı “Eğitimden sorumlu makamlar” çocuklarımıza  bazı " İmama Hatip Liselerinde” dini eğitim veriyoruz diye “Hilafet” sempatizanı ve Atatürk düşmanı nesiller yetiştirmeye devam ediyorlar.Bu yaklaşımda eğitim ve öğretim birliği yasasına rağmen, iki ayrı eğitim sisteminde nesil  yetiştirme devam ediliyor.

Bu iki yasa diğer pek çok “Devrim Yasaları” gibi Anayasanın 174 ncu maddesinde “İnkılap Kanunlarının korunması” adı altında şöyle düzenlenmiştir.

“Madde.174- Anayasanın hiçbir hükmü,Türk toplumunu çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkarma ve Türkiye Cumhuriyetinin laiklik niteliğini koruma amacını güden, aşağıda gösterilen inkılap kanunlarının, Anayasanın halkoyu ile kabul edildiği tarihte yürürlükte bulunan hükümlerinin anayasaya aykırı olduğu şeklinde anlaşılamaz ve yorumlanamaz.”

Öğretim ve eğitim sisteminde,  “bazı siyasiler ve eğiticilerin ” yaptığı hata, Anayasanın bağlayıcı kurallarına rağmen siyasi çıkar, dini inanç ve ideolojik yaklaşımlardan dolayı ülkenin geleceğini riske atıyorlar.Siyasilerden bazıları da, seçmene şirin görünmek için din istismarı ile “Anayasaya aykırı” uygulamalar içinde olmayı ve “Cumhuriyet” ve onun değerlerine meydan okumayı politika sanıyor. Böylece kendisini parlamentoya taşıyan tarikat ve cemaat’ ine hoş görünerek,  bu yapılanlara da, “halk iradesidir” diye Türkiye Cumhuriyetinin  değerleri ve kuruluş felsefesiyle benimsenmiş olan ilkeleriyle  dalga geçiyorlar.

Şimdi de gerçek öğretim ve eğitimden ne anlamalıyız sorusuna cevap bulmalıyız.

Öğretim ifadesinin sözlük anlamı; Belli bir amaca göre gereken bilgileri verme işi, tedris, tedrisat, talim olarak ifade edilmiştir.

Bu tanımda “Ana-fikir” “ Belli bir amaca göre” ifadesidir.Bu amaç da Anayasanın 42. ve 174. maddeleri ile Milli Eğitim Temel yasasındaki Amaç ve İlkeler olmalıdır.

Eğitim sözcüğünün sözlük anlamı ise;  Belli bir bilim dalı veya sanat kolunda yetiştirme, geliştirme ve eğitme işi olarak ifade edilmiştir.

Bu tanımda da Ana-fikir; “Belli bir bilim dalı veya sanat kolu” dur.Bu bilim dalı ve sanat kolunda da yetiştirilecek olan nesillerin demokratik laik cumhuriyet değerleri ile pozitif bilimin ve aklın egemen olduğu çağdaş değerler olmalıdır.

Öğretim nazaridir. Genel olarak temel kavram ve tanımlarla öğrencinin belli bir amaç doğrultusunda bilmediği  konularda  öğrenme, bilgi ve beceri  sahibi olmasıdır.

 Eğitim ise uygulamalıdır. Öğretim ile alınan bilginin uygulaması yapılarak bilginin, o şahısta  kalıcılığının sağlamaktır.

Aslında Eğitmek; birinin akla uygun fiziksel ve moral gelişmesi üzerine etki yaparak çeşitli davranış yatkınlıkları kazanması, bilgi ve görgü aşılayarak önceden tespit edilmiş amaçlara göre, onun belirli bir yönde gelişmesini sağlamak, bireyi  veya toplumu takviye etmektir.Bu düşünce gerçekleştirilirken “Laik Eğitim” esastır.

Laik eğitim nedir dersek, cevabı da; Din etkilerinden kurulmuş olan, bilimsel konuların öğrenimine önem veren, din işlerini okul hayatına karıştırmayan, fertlerin dini inançlarına herhangi bir müdahalede bulunmayan eğitim demektir.Bu anlayışta çözümleyemediği sorunların cevabını “Tanrı” böyle istemiş diyip işin içinden çıkmak yerine araştırmak, incelemek,  dene yanılma metodu ile çözüm bulmaktır. Öğrenciyi laik eğitime yöneltebilmek için “Temel Eğitim” çok önemlidir.

Temel eğitim denince akla; yurttaşlık bilincini sağlamak, okul dışında kalan kişilere yaşama ve üretim alanında yararlar sağlamak amacıyla okuma yazma seferberliğinden başlayarak yürütülen eğitsel çalışmaların tamamı demektir.

Yeni eğitim veya Modern eğitim denince de;Dini eğitimin yerine geçen, Laik öğretim kurumlarında çağın gerçeklerini ve pozitif bilimleri konu edilen öğretim programlarıyla çocuk ve gençlere toplumsal değerleri kazandırmayı amaç edinen aktif eğitim yönteminin genel adıdır. Teorik ve pratik bilgilerin verilmesi ve gerekli niteliklerin kazandırılmasıdır.

 Eğitimin can alıcı noktası Demokratik Laik Türkiye Cumhuriyetinin benimsediği değerlerin genç nesillere öğretilmesidir.

Eğitim;

Aile eğitiminde; aile kültürünün verilmesi,

Din eğitiminde; bölge kültürünün verilmesi,

Okul eğitiminde de;Millet ve devlet kültürünün verilmesidir.Aslında okul eğitimi, ön yargılardan arınmış, nesiller arasındaki sosyal sürekliliği sağlayan eğitim olmalıdır.

Sonuç olarak biz eğitimde;Cumhuriyetin getirdiği aşağıdaki yenilikleri inkar etmeyen ve benimseyen nesiller yetiştirmeliydik.

-3 Mart 1924 Halifelik kaldırıldı,neden kaldırıldı? Amaç nedir?

-3 Mart 1924 Eğitim ve Öğretim Birliği yasası kabul edildi. Eski eğitim sistemi nasıldı? Eğitim ve öğretim birliğini sağlamaktan amacımız neydi?

-8 Nisan 1924 Şeriye Mahkemeleri(Dinsel mahkemeler) kaldırıldı, yeni mahkemeler kuruldu, Modern çağın düşünce ve uygulamalarına göre hukuk sisteminin yararları nedir?

-2 Eylül 1925 Tekke ve Zaviyeler kapatıldı.Toplum içinde birer kötülük, miskinlik ve nifak yuvası olan bu asalak kuruluşların kaldırılmasının yararlarına inanmak.

-25 Ekim 1925 Şapka yasası çıkarıldı.Fes sarık, kavuk gibi giyecekler yasaklandı. Bunun yararlarına inanmak.

-30 Kasım 1925 Tekkeler, türbeler kapatıldı.Tarikatlar kaldırıldı.

-26 Aralık 1925 Arap takvimi kaldırılıp uluslar arası saat ve takvim kabul edildi.

-17 Şubat 1926 Medeni kanun kabul edildi.Kadın erkek eşitliği  getirildi.

-11 Eylül 1926 Ankara da otomatik telefon hizmete girdi.

-28 Ekim 1927 İlk nüfus sayımı yapıldı 13 milyon Türkiye vatandaşının varlığı bilindi.

-9/10 Nisan 1928 Anayasamızdan, dinle ilgili maddeler çıkarılıp laiklikle ilgili madde getirildi, devlet laikleştirildi.

-24 Mayıs 1928 Latin rakamları kabul edildi.

-1 Kasım 1928 Arap yazısı kaldırıldı, bu günkü alfabe kabul edildi.

-1 Eylül 1929 Liselerden Arapça ve Farsça dersler kaldırıldı.

-3 Nisan 1930 Kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanıyan yasa çıkarıldı.

-26 Mart 1931 Uluslar arası ölçüler kabul edildi.

-15 Nisan 1931 Türk Tarih Kurumu kuruldu.

-25 Temmuz 1931 Basın yasası çıkarıldı.

-12 Temmuz 1932 Türk Dil Kurumu kuruldu.

-31 Mayıs 1933 İstanbul Üniversitesi açıldı.

-26 Ekim 1933 Türk kadınlarına muhtar, köy kurulu üyeliği seçme ve seçilme hakkı tanındı.

-21 Haziran 1934 Soyadı yasası çıkarıldı.

-26 Kasım1934 Efendi, bey, ağa, molla.. gibi unvan ve lakaplar kaldırıldı.

-3 Aralık 1934 Dinsel giysilerle sokaklarda dolaşmak yasaklandı.

-5 Aralık 1934 Kadınlara Millet Vekili seçme ve seçilme hakkı tanındı

-9 Ocak1936Ankara’da Dil Tarih Coğrafya Fakültesi açıldı.

-6 Mayıs 1936 Ankara’da Devlet konservatuvarı açıldı.

-28 Haziran 1938 Ankara Radyosu yayına başladı.

İşte Cumhuriyetimizi kuran büyük önderimizin ilgi duyduğu ve yasalaşması için çaba sarf ettiği önemli yasalardan bazıları yukarıda açıklanmıştır. Bunlar Modern devletin ihtiyaç duyduğu gereksinimlerdir.Yetiştireceğimiz nesillerin kafasını karıştırmaya hakkımız yok onlara sadece doğruyu söyleyelim. Onlara  gerçek bilgiyi yükleyelim.12 Mayıs 2006
 
 SİTE İÇİ ARAMA

SON EKLENEN 5 MAKALE
TÜRKİYE- AVRUPA BİRLİĞİ TARİHÇESİ

KARŞI DEVRİM HAREKETLERİNİN EN ETKİLİSİ ŞEYH SAİD İSYANI

BM VE TBMM DE KABUL EDİLEN İKİ SÖZLEŞMENİN ÜLKEMİZE ETKİLERİ

CUMHURİYETİN 86 NCI YILINDA BAŞINA GELENLER

RİSK VE RİSK YÖNETİMİ

SİTE ANKET
Yeni Sitemizi Nasil Buldunuz?
Çok Iyi
Iyi
Normal
FikrimYok