TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ VE TALAT PAŞA

Büyük devlet adamı Talat paşanın Türkçülük hareketlerine katkılarını açıklayabilmek için  tarafımdan iki ayrı çalışma yapılmıştır. Bunlardan birincisi bu sitenin Makale bölümünde Merhumun hayatı ve Ermeni terörü dür.


 

         İkincisi de; milliyetçilik ve Türkçülük hareketleri olarak bu makalemdir.

Osmanlı Devleti İle Batı Devletleri arasında ki  ilişkilerin kolay anlaşılmasını sağlamak için şöyle bir tasnif yapabiliriz.

a.Osmanlının Üstünlüğü dönemi;

b.Osmanlının  batıyı kendine eşit görmeye başladığı dönem,

c.Batının Eşitliği dönemi; Bu dönem kendi içinde;

    Tavsiye dönemi ; 1839 Gülhane hattı Humayunu

d.Batının üstünlüğü dönemi

    (1)Zorlama dönemi/ Islahat ; 1856

    (2)Müdahale dönemi; 1876 Tersane Konferansı ile,

    (3)Baskı dönemi; 1908 II Meşrutiyet,

    (4)Direkt etkileme; 1918

    (5)Tasfiye; 1920 Sevr

Politik yaklaşımlar;

18 ncu yy başlayan milliyetçilik hareketleri, Fransız Devrimi ile Ulus bilincinin doğmasını güçlendirmiştir.19 yy ın  özellikle ikinci yarısında Irkçılık ve buna dayanan ideolojilerin yaygınlaştığı bir dönem olduğunu görüyoruz.

“Gobiniou”  ile en etkili açıklamasına erişen ırkçılık düşüncesine insanlar üç Irk’a  ayrılıyordu. Bunlar, Beyaz Irk, Sarı ırk, Siyah ırk, dı.

         a.Beyaz ırk  denince; en az karışmış ve en saf olanı kabul ediliyordu. Bununla, “Germenlerin” üstünlüğünü  ileri sürülüyor ve 1881 de Alman siyasi birliğinin kurulmasın, sonra da  Hitler ideolojisinin oluşumunda çok etkili olduğunu gördük.Yine beyaz ırkın bir diğer yaklaşımı olarak;

         b.Pan Germenizim Akımı; Avrupa yaşayan bütün Germen soyundan, olan ulusların birleşmesini ifade ediyordu. Bu bir anlamda Roma-Germen ırkının egemen olduğu coğrafyayı birleştirmek isteyen görüştür. Bunun temel unsuru da, Hıristiyan kültürü ile beslenen ve Vatikan ın gözetimindeki kültürün egemen kılınmasıdır. (Bu günkü AB nin dönem başkanı, Sn.MERKEL in geçenlerde Avrupa idealinin nihai hedefi nin ne olacağını tanımladığı stratejidir).

Buna karşı en güçlü akım olarak o zaman  Slavcılıktı.

Tüm Slavların Rusya nın yönetiminde birleştirilmesi anlamında kullanılıyordu. Bunun yanı sıra biz Türklerin II nci sırada kabul edilen “Sarı Irka” mensup olduğumuz  ileri sürülüyordu. Bu iddia Genç Osmanlılarda etki yaptı ve Osmanlıcılık fikirlerinin yanında Türkçülük akımında uyanmasına yol açtı. Batıdaki bu akımlar Osmanlı İmp. Etkisini gösterdi. Osmanlıcılık, İslamcılık gibi akımların ortaya çıkmasında etkili oldu. Osmanlıda Milliyetçilik akımlarının gelişmesine etki eden  bir diğer unsurda, 1774 Küçük Kaynarca Barış ı ile başlatılan “Doğu Sorunu” nun sebep olduğu askeri, siyasi, sosyal ve kültürel etkilerdir.

Osmanlı Devletinin parçalanıp Paylaşılması demek olan “Küçük Kaynarca Anlaşmas” özelliği; Osmanlı Devletinin tarihte ilk defa siyasi bağımsızlığının yitirmesi anlamına gelmesidir.

Küçük Kaynarca anlaşması ile; Osmanlı Hıristiyan Ortadoks vatandaşlarının koruyuculuğunu Rus Çarına devretmesi, Osmanlının egemenlik haklarına bir büyük devletin müdahalesi ve onun politik baskısının altına girmesi demektir.  

Bu durumda; devletin iç işlerine  yabancı müdahalesinin artması Devletin çöküşünün hızlanması istem dışı savaş ve politik olayların içine çekilmenin sebep olduğu psikolojik ve sosyolojik etkiler büyük olmuştur.

Bir diğer sebep de; 1881 yılında kurulan  “Duyun-u Umumiye teşkilatının”, Osmanlı Devletinin borçlarının uluslar arası bir kurul vasıtasıyla  ödenmesini düzenleyen sistemin iktisadi bağımsızlığımızın elimizden alınmasıdır.

Bu teşkilatın  belirleyeceği esaslara göre devlet kaynaklarının işletilmesi ve vergilerin toplanması, gelir ve giderleri ile borçlarının bir plan dahilinde ödenmesini düzenleyen bu teşkilat iktisadi bağımsızlığımızı bitirdi Osmanlının tam olarak vesayrt altına girmesine sebep oldu.Bu olumsuzluğun halk da meydana getirdiği çöküntü  ülkesini seven aydınların milliyetçilik duygularının gelişmesine sebep oldu.

Böylece devlet hızla tasfiye dönemine girdi. Böylece; büyük devletlerin çıkar çatışmasının merkezine Osmanlı yerleşmiş oldu.

Türkçülük; Osmanlı Devletinin kurucu unsuru Türk olmasına karşın,Türk sözü aşağılayıcı anlamında kullanılmıştır. Öyle ki Parise elçi olarak giden “Halet efendi” kendisinin Türk olmadığını göstermekten kıvanç duyduğunu belirtmiştir. Oysa 1789 Fransız ihtilali ile Milliyetçilik akımları hızla yayılmış, Osmanlı yapısında bulunan başta Yunanlılar ve diğer  azınlıklar ve  uluslar var güçleriyle büyük devletlerden de destek alarak bağımsızlık ve milliyetçilik mücadelesine başlamışlardır.Bu safhada  hor görülenTürkler, “Türkçülük” akımını sürdüren önderlerinde yardımıyla devletin kurtarılması ve Türk ırkına dayanan bir devlet yapısının kurulmasını arzu etmeye başlamışlarsa da  devlet yönetiminden bir destek bulamamışlardır.

Üstelik “İllegal” duruma düşmüşler ve çalışmalarının önemli bir kısmını da gizli yapmak zorunda kalmışlardır. Yakalananlar da sürgüne gönderilmişler veya hapis cezalarına  çarpıtılmışlardır.

Bu dönem de; özellikle, bir kültür hareketi olarak başlayan Türkçülük hareketi, giderek bir siyasi içerik kazanmıştır.

19 yy da Avrupa ülkelerindeki Türkologların yaptıkları çalışmalarda Türklerin, Osmanlılardan ve Selçuklulardan da önce Orta Asya’ ya kadar uzanan bir tarihlerinin olduğunu ortaya koymaya çalışmışlardır.

Yönetici kadrolar için önemli olan Osmanlı olmaktı.Türk olmak bugünkü gibi aşağılan bir durumdu.Halbuki 13, 14 ncü yy da bile Avrupalılar Türk kelimesini kullanmakta ve İmp. Türk İmparatorluğu demekteydiler.

Türkçülük fikirleri ilk kez Avrupaya giden öğrenciler arasında 1860 yılından itibaren kendi aralarında  yayılmaya başlamıştı.

Bu siyasal çevrelerde,Türk Milliyetçiliği fikirleri uzun süre önemsiz kaldı.İmp.çöküş dönemine tekabül eden bu dönem de İslamcılık, Osmanlıcılık daha önemliydi.  

Hanedan çocuklarının isimleri bile genellikle  Arap kökenli ve Arap kültürünün etkisi altındaydı.Devlet dine daha çok sarılıp kurtuluşu din de görmeye başlamıştı.Bu da Devletin kuruluşunda son derece hoşgörülü olan bir toplum yapısının  bu dönemde daha  dindar ve daha tutucu bir hale dönüştüğünü görüyoruz. Örneğin;

Abdül Mecid; 01 Temmuz 1839- 25 Haziran 1861,

Abdül Aziz; 25 Haziran1861- 30 Mayıs 1876

Sultan Murat; 30 Mayıs 1876- 31 Ağustos 1876

Abdülhamit; 31 Ağustos 1876-27 Nisan 1909,

Mehmet Reşat; 27 Nisan 1909-3 Temmuz1918,

Mehmet Vahdettin; 4 Temmuz 1918-01 Kasım 1922

Abdül  Mecid  son  Halife olarak;01 Kasım 1922-03 Mart 1924 gibi, İsimlere dikkat edilecek olursa padişahlar ve çocuklarında Arap ve din motifi ağır basmaktadır.

Abdülhamit döneminde ise; Türk milliyetçiliği tehlikeli ve yıkıcı bir akım olarak baskı altında tutuldu. Saray muhafız birliğini, Kürt, Arnavut, Çerkez gibi unsurlardan olmasına özen gösterdi. “Hamidiye Alayları bu dönemde kuruldu. Böylece; saltanatının tehlikeye düşmesi durumunda, kendisine sadık diğer ırklardan oluşan birliklerle denge yaratmaya çalışıldığını görüyoruz. Bu dönemde;

Türk Milliyetçiliğinin önemli savunucusu Ali Suavi idi. Batılıların, Türkleri sarı ırkdan olduğu iddiasına karşı ilk defa Türklerin Beyaz ırk dan olduğunu Ali Suavi, savundu.

Bu dönemde; Özellikle Rusya da yaşayan Türklerin, Osmanlı topraklarında yaşayanlardan  önce  milliyet bilincine ulaşması ve burada yaşayan kimi aydınların Osmanlıya sığınması Osmanlıda Türkçülük hareketini güçlendirmiştir.

Çünkü Devlet; ancak dil,din, soy ve ülküsü ile bir topluma dayanarak ayakta durabileceği şuuruna, azınlıklar koptukça ve kendi devletlerini ırk esasına göre kurdukça  anlamaya başladık.O zaman hem Osmanlı devlet adamları ve hemde büyük devletler, Osmanlı Islah edilebilir mi?  Sorusunu sık sorup cevaplar bulmaya çalıştılar.Bunun o zamanki cevabını siyaseten  şöyle diyorlardı:

a.Fransa, EDİLİR, Fransız  İhtilalinin  eşitlik prensibi uygulanırsa,

b.İngiltere, Edilemez, kendi haline terk edelim dışarıdan müdahale edilmesin, nasıl olsa bu durumu ile kendi ölümünü hazırlıyor,ölümü mukadderdir,

c.Rus Çarlığı; Fiili fedaretif durumun siyasi bir gerçek haline getirilmesi, Milliyetlerin tanınması, Muhtariyetlerin verilmesi zorunludur diyerek kendi kontrolünde tutmak istiyordu,

d.Avusturya- Macaristan İmp.; zamanın şartlarına göre bu üç tezinde, değişik zamanlarda uygulanması taraftarı idi.

         Bu tartışmaların yapıldığı dönemde; Napolyon’un doğu ve  Mısır seferi ile Alman Fransız ilişkilerinin düzelmesi ve derinleştirilmesi için sunulan ve bugünde bir anlam kazanan  Osmanlı Devletinin parçalanması ile ilgili, “GODRİKA” planı ortaya çıktı.

         Godrika; Osmanlı Devletinin vatandaşı ve Paris Büyükelçiliği baş tercümanı olan bir Rum dur. Planı; Osmanlı Devletinin başkenti Bağdat olan ve Osmanlı Hanedanınca yönetilen Teokratik Asya ve başkenti İstanbul olan Hıristiyan Avrupa olarak ikiye bölünecek.

Avrupada olan kısım ya birleşik olarak veya otonom bölgeler halinde fransanın nüfusunda olacaktı.Fransa da Napolyon’a bu proje sunulurken  1807 de Rus Çarı Aleksandra TİLSİT de Napolyon ile Osmanlının  bir başka taksim anlaşmasını imzalamaktaydı.

         İttihat ve  terakki hareketi bir Osmanlıcılık, hareketi şeklinde ortaya çıkmış ise de Türk milliyetçiliğinin gelişmesinde çok büyük hizmeti olmuştur. İşte bu hareket ve duygunun hazırladığı kadrolar Anadolu Türklüğünü bu imhadan ve yok olmaktan kurtarmıştır.Bu Türklük duygusu da;  kurtuluş savaşının kazanılmasında yegane dayanak olmuştur.

         İşte bundan dolaydır ki  büyük önderimizin ifade ettiği gibi ve Anayasamızda da ifadesini bulan;

 Atatürk Milliyetçiliği; “Türkiye Cumhuriyetini kuran, Türkiye,  halkına Türk Milleti denir” ifadesinde Türk Milliyetçiliğinin anlamı  derinleşmiştir. 31 Mart 2007

 
 SİTE İÇİ ARAMA

SON EKLENEN 5 MAKALE
TÜRKİYE- AVRUPA BİRLİĞİ TARİHÇESİ

KARŞI DEVRİM HAREKETLERİNİN EN ETKİLİSİ ŞEYH SAİD İSYANI

BM VE TBMM DE KABUL EDİLEN İKİ SÖZLEŞMENİN ÜLKEMİZE ETKİLERİ

CUMHURİYETİN 86 NCI YILINDA BAŞINA GELENLER

RİSK VE RİSK YÖNETİMİ

SİTE ANKET
Yeni Sitemizi Nasil Buldunuz?
Çok Iyi
Iyi
Normal
FikrimYok