KRİZ VE KRİZ YÖNETİMİ

Kriz“Bunalım, buhran bir toplumun, bir kuruluşun veya bir kimsenin yaşamında görülen güç dönem...,”[1]

“Kriz, önemli değişikliklerin meydana gelmek üzere olduğu, dengesiz ve hassas bir zaman veya olaylar sürecidir.”[2]


        

“Barışta/normal şartlarda ülkenin milli güvenlik ve menfaatlerini, milli hedeflerini, siyasal, sosyal ve ekonomik yaşamını olumsuz yönde etkileyebilecek, tehlikeye sokabilecek aniden ortaya çıkan beklenmedik durum ve olaylar ile başlayarak silahlı çatışmaya kadar tırmanan, müteakiben barış durumuna ve normal şartlara dönülmesine kadar uzanan bir süreçtir.”

Ülkemiz için kriz  hali; devletin ve milletin bölünmez bütünlüğü ile milli hedef ve menfaatlerine yönelik hasmane tutum ve davranışların ortaya çıktığı, anayasa ile kurulan hür demokratik düzeni veya hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik şiddet hareketlerinin, doğal afetlerin, tehlikeli ve salgın hastalıkların, büyük yangınların, radyasyon ve hava kirliliği gibi önemli nitelikteki kimyasal ve teknolojik olayların, ağır ekonomik bunalımların ve iltica ve büyük nüfus hareketlerinin ayrı ayrı veya birlikte meydana geldiği haller ile bir ülkeyle ilişkileri bilinçli olarak bozmak veya savaşa götürmek veya muhasımı milli menfaatlerimize uygun davranmaya zorlamak için ilişkileri bilerek tırmandırmak durumudur.

Kriz Yönetimini Gerektiren Durumlar

Kriz yönetimini gerektiren durumlar şunlardır;[3]

a)                Dış tehdit, (Yurt dışından Türkiye’nin toprak bütünlüğüne, egemenlik haklarına, milli hedef ve menfaatlerine yönelik tehdit emarelerinin belirmesi ve gelişme göstermesi hali),

b)                Yaygın şiddet hareketleri(Anayasa ile kurulan hür demokrasi düzenini, temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik aşağıdaki olaylara ait ciddi belirtilerin ortaya çıkması veya bu olaylar nedeniyle kamu düzeninin bozulması):

                                                              I.     Terör olayları,

                                                             II.     Kanunsuz grev, lokavt ve iş bırakma eylemleri,

                                                           III.     Etnik yapı, din ve mezhep farklılıklarından kaynaklanan olaylar,

                                                         IV.     Devlete karşı silahlı kalkışma hareketleri,

                                                          V.     Yaygın cezaevi isyanları,

c)                 Doğal afetler,

d)                İltica ve büyük nüfus hareketleri,

e)                Tehlikeli ve salgın hastalıklar,

f)                   Büyük yangınlar,

g)                Radyasyon, radyoaktif serpinti ve hava kirliliği gibi önemli nitelikli kimyasal ve teknolojik olaylar,

h)                 Ağır ekonomik bunalımlar,

i)                   Önceden tahmin edilemeyen diğer olaylar.

Kriz Yönetiminin Amacı 

            Kriz yönetiminin temel amacı, krizi çözüme ulaştırmak ve istikrarı sağlamaktır. Kriz yönetiminde ideal olan, krizi henüz başlangıç safhasında önlemektir. Ancak kriz ortamının karmaşıklığı, etki ve tepkilerin her zaman kontrol edilememesi, kararların zamanında alınamaması veya zamanında uygulanamaması nedeniyle krizin başlangıç safhasında önlenmesini zorlaştırmaktadır.

Kriz yönetiminin temel amacını;

a.          Krizi oluşmadan önce başlangıç safhasında önlemek,

b.          Oluştuğu takdirde krizi meydana getirene olay veya olayları sınırlandırmak ve önlemek,

c.          Bu mümkün olmadığı takdirde, krizi milli menfaatlerimize uygun şekilde yöneterek, dış tehdide dayanan krizlerde krizi savaşa girmeden, diğer olaylarda asgari zararla sonuçlandırmak şeklinde tanımlamak mümkündür.[4]

Burada belirtilen amaçlar, objektif olarak, kriz yönetiminden beklenen hedeflere dönüktür. Konuya krize taraf olarak yaklaşıldığında, kriz yönetiminin amacı, milli hedeflerin gerçekleştirilmesi olacaktır. Bazen taraflardan birinin milli menfaatleri, krizin ortaya çıkmasını, krizin tırmandırılmasını veya kriz tırmandırılmasını veya kriz eşiğinin geçilerek harp edilmesi gerekiyorsa, objektif amaçlar dışına çıkılması gerekebilir. Bu noktada, kriz yönetimi çerçevesinin dışına çıkmış ve harbin sevk ve idaresi gibi diğer faaliyet alanlarına geçilmiş olacaktır.

Bu temel amaca ulaşmak için kriz yönetim sistemi içerisinde çok iyi bir koordinasyon ve planlama, uygulama yönteminin çalıştırılması, süratli ve doğru karar alabilmek esastır.

Kriz Yönetiminde Prensipler

1.     Hedef:

Kriz yönetiminin hedefleri politik/diplomatik, ekonomik, askeri, sosyal veya bunların bir karışımı olabilir. Pek çok durum için politik hedef/hedeflerin tespiti öncelik sıralamasında en üst sırayı alır. . Hedeflerin uygun biçimde ve net olarak tespiti krizin en yaygın özelliklerinden birisi olan belirsizliği azaltır ve diğer faaliyetlerin daha bilinçli bir şekilde koordine edilmesine ve yürütülmesine ortam hazırlar.

2.     Zamanlama Ve Zaman:

Kriz yönetimi genellikle ivedi tedbir/tedbirler alınmasını ve süratli tepki verilmesini gerektirir. Mümkün olabilen ilk ikazları almaya çalışırken, karar verirken ve uygun tepkileri oluştururken, zaman ve zamanlama daimi akılda tutulmalıdır.

3.     Koordinasyon:

Diğer faaliyetlerde olduğu gibi kriz yönetiminde de tespit, değerlendirme planlama, icra ve nezarette koordinasyon esastır. İlgili kurum/kuruluşlarla, ayrı kurum/kuruluştaki ilgili başkanlıklar ve kriz yönetiminde görev alan personel arasında her zaman yatay ve dikey koordinasyon yapılmalı ve bu husus aranmalıdır.

4.     Tek Seslilik (Emir-Komuta Birliği):

Bir krizle ilgili olarak alınan tedbirler ve verilen tepkiler birbiriyle tutarlı olarak, tek kaynaktan yönlendirilmeli ve uyum içinde olmalıdır. Karşı taraf, karar veren makamlarla, tedbir üreten kurum ve kuruluşlar arasındaki küçük bir uyumsuzluğu kendi lehine bir faktör olarak kolaylıkla kullanabilir.

5.     İletişim:

Etkili bir kriz yönetimi etkin bir iç ve dış iletişime dayanır.

a.                 İç İletişim:

Yatay ve dikey olarak kurum ve kuruluşlar arasında ve emir-komuta zincirindeki iletişimdir. Karar vericiler, planlayıcılar ve uygulayıcılar arasında gerek muhabere gerekse anlam olarak iletişim esastır.

b.                Dış iletişim:

Kriz tarafları arasında, muhabere (fiziki) irtibatı yanında karşılıklı olarak birbirini anlamaya veya tarafın anlayacağı dilden konuşmayı içeren iletişimdir.

6.     İnisiyatif:

Kriz yönetiminde İnisiyatif, karşı tarafı barışçı çözümle-güç kullanımı arasında seçim yapmaya zorlayacak hareket tarzlarını üretmek ve uygulamaya koymaktır. İnisiyatifin ele geçirilmesi ve sürdürülmesi kriz yönetiminde esnekliği arttırır. İnisiyatifsiz bir kriz yönetimi, karşı tarafın hareketlerine tabi olma ve dolayısıyla kontrolün kaybedilmesi anlamına gelir.

7.     Ön Alma:

Kriz yönetiminde ön alma, krizin tespitinde, planlamada ve icraatta karşı taraftan daha erken ve süratli hareket etmektir. İnisiyatifin ele geçirilmesine ve sürdürülmesine önemli katkı sağlayan ön alma, kriz ve kriz yönetimine ait birikimle doğru orantılıdır. Ön alma, dolaylı ya da direkt olarak caydırıcılığı arttırıcı rol oynar.

8.     Esneklik:

Bir krize süratli tepki gösterebilmek için asgari üç alanda esneklik gereklidir:

a.                 Karar Vericilerin Esnekliği:

Değişen durumları detayları ile çabuk şekilde kavrama ve değişen durumlara süratle intibak edebilme esnekliğidir. Yöneticiler, kendi görmek istedikleri resmi değil gerçekte olup biteni görmelerine ortam sağlayacak açık ve esnek düşünce yapısına sahip olmalıdırlar.

b.                Uygulanacak Usuller Dahil Kuruluş ve Teşkilatın Esnekliği:

Kriz yönetimi, kendi bünyesi içerisinde, gerektiğinde süratle büyüyüp küçülebilen ancak, gerekli birimleri ve personeli her zaman ihtiva eden teşkilatlanma gerektirir. 

c.                 Kuvvet Yapısının Esnekliği ve İntikal Kabiliyeti:

Afet yardımları dahil, krizlerin yapıları ve büyüklük derecelerine göre, mevcut kuvvet yapısında önemli ve köklü değişikliklere gitmeksizin, kuvvetleri değişen durumlara süratle uyarlayabilme ve istenen yere arzu edilen zamanda intikal edebilme kapasitesidir.

9.     Tırmandırmama :

Kriz yönetiminde, eğer kasıtlı değilse, tırmanmanın önlenmesi caydırma kadar önemlidir. Tırmanmanın önlenmesi, uygun tedbirlerin zamanında uygulamaya konması ve kaldırılması, uygun angajman kuralların seçim ve uygulanmasıyla mümkündür.

10. Sonuçlandırma / Normale Dönüş :

a.                 Krizin çözüme ulaştırılması, sonuçlandırılması veya normale dönüş, kriz yönteminin başlangıcından itibaren düşünülmesi gereken son safhadır. Normale dönüş tedbirlerinin uygun alınmaması veya alınmış olan mevcut tedbirlerin genel duruma uygun düşmeyecek şekilde sürdürülmesi yeniden tırmanmaya yol açabilir. Hatta bu durum, önceki krizden farklı yönde gelişecek yeni krize ortam hazırlayabilir.

b.                 Krizi sonuçlandırma, krizin yapısına bağlı olarak uzun veya kısa vadede gerçekleşebilir ve farklı yaklaşımlar gerektirir. Kısa vadeli çözümlerde, tedbirlerden süratle geriye dönüş, kuvvet görevlendirilmiş ise bu kuvvetlerin süratle geriye çekilmesi önem kazanırken; uzun vadeli yaklaşımda, krizi oluşturan faktörleri ortadan kaldıracak kalıcı çözümler ağırlık kazanır.

11. Tedbirler Arası Denge :

Politik / diplomatik, ekonomik, sosyal ve askeri tedbirler arasındaki denge kriz yönetiminde oldukça önemli bir rol oynar. Askeri tedbirlere gereğinden az başvurulması karşı tarafa, arzu edilmeyen, daha yumuşak bir ikaz gönderilmesine neden olur. Bu tedbirlerin (askeri) gereğinden fazla kullanılması da krizi tırmandırıcı tepki yapabilir ve kriz eşiğine umulandan daha süratli şekilde ulaşılması sonucunu doğurabilir. Alınan tedbirlerin politik girişimleri ve birbirini anlam ve zamanca desteklemesi her zaman dikkate alınmalıdır.

SONUÇ

Krizin ve kriz yönetiminin söz konusu olduğu her ortamda risk mevcuttur. Oysa, risk taşıyan her ortam veya faaliyet kriz özelliği taşımayabilir. Dolayısıyla öncelikle dikkat edilecek husus her kriz ortamının risk/riskler taşıdığıdır.

Risk değerlendirilmesi; risk yönetiminin, risk yönetimi ise diğer pek çok faaliyet alanlarındaki uygulamaları hariç tutularak, özellikle inceleme konusu çevresindeki kriz yönetiminin alt unsurlarıdır.

Kriz yönetimi, doğası gereği risk alınmasını gerektirir. Dolayısıyla, risk almaktan kaçınmak ya da oluşabilecek riskler üzerinde yoğunlaşmak kriz yönetiminde tercih edilmez. Bunun yanında, hesapsız risklere girilmesi de arzu edilmeyen sonuçlarla karşılaşılmasına ve hesapta olmayan kayıpların ortaya çıkmasına yol açabilir.

Risk değerlendirmesinde mevcut ve muhtemel, münferit ve potansiyel özelliklerin tespiti yapılır. Bu tespitte, riskin, mümkünse nicelik ve niteliği, gerçekleştiği takdirde muhtemel gelişimleri muhtemel oluşum ve zaman ve süresi bu tespit içerisinde değerlendirilmektedir.Bu değerlendirme yapılırken, riskle belirsizlik arasındaki ayrım dikkate alınır ve mevcut bilgilerle, belirsizlik azaltılmaya çalışılır. “Riskler anlaşılabilir bir şekilde kimlik belirlenmesine tabi tutulamaz ve tarif edilemezse kıymetlendirilemez ve yönetilemez. Risk kimliğinin belirlenmesinde uzmanlarla mülakatlar, analojik mukayeseler ve proje planlarının değerlendirilmesi önemli yaklaşımlardır. Bu işte matematiksel formüllerin ve tekniklerin rolü yoktur....”[5]Dolayısıyla, kriz yönetimi içerisinde risk değerlendirmesi, belirsizliklerin azaltılması amacıyla alınacak tedbirler ve uygulanacak hareket tarzlarının oluşturduğu muhtemel tepkilerin gerçekleşme oranı ve bu etkileşimin müteakip etkilerinin ortaya çıkmasıdır. 14 KASIM 2007 İstanbul

 

 



[1] TDK, Türkçe Sözlük, Yeni Baskı, S. 919

[2] Doç.Dr.As.Hâk.Kd.Alb.Sadi ÇAYCI, Harekât ve Silahlı Çatışma Hukuku Açısından Kriz Yönetimi Konferans Notu, HAK, Ekim 2000

(4) Başbakanlık Kriz Yönetim Merkezi Yönergesi, Başbakanlık Basımevi, Ankara 1998, S. 8-1

[5]  Risk Yönetimi, Harp Akademileri Konferans metni, Kasım 2000

 
 SİTE İÇİ ARAMA

SON EKLENEN 5 MAKALE
TÜRKİYE- AVRUPA BİRLİĞİ TARİHÇESİ

KARŞI DEVRİM HAREKETLERİNİN EN ETKİLİSİ ŞEYH SAİD İSYANI

BM VE TBMM DE KABUL EDİLEN İKİ SÖZLEŞMENİN ÜLKEMİZE ETKİLERİ

CUMHURİYETİN 86 NCI YILINDA BAŞINA GELENLER

RİSK VE RİSK YÖNETİMİ

SİTE ANKET
Yeni Sitemizi Nasil Buldunuz?
Çok Iyi
Iyi
Normal
FikrimYok