BİLGİ VE TECRÜBENİ İHTİYACI OLANLARLA PAYLAŞ

........ 15 Haziran 1990 tarihinde 3ncü Mekanize  Tümen, 3ncü Zırhlı Topçu Alay komutanlığı (EDİRNE) görevine atandım. Tümen komutanı iki yıllık kıt’a görevini tamamlamıştı. O sene yüksek askeri şura sonrası atama yapılacak ve yerine başka bir tümen komutanı gelecekti. 

         Kendisi Isparta’lı olduğundan konuşma ve şive benzerliğimizden dolayı beni severdi, ben de kendisine çok saygı duyardım.


........

Bu komutanımın en güzel özelliği yazısı çok düzgün ve büyüklerine karşı son derece saygılı bir komutanımdır. Ben Alay komutanlığına 5nci Kolordunun Harekat ve Eğitim Şube Müdürlüğünden atanmıştım. Kolordu karargahındaki çalışmalarım esnasında bana hep destek olmuştur. Kolordu komutanım Kıbrıs güvenlik kuvvetleri komutanı iken ben onun karargahında  İstihbarat Şube Müdürü olarak emrinde çalıştığım ordumuzun değerli bir korgeneralidir. Kolordu komutanım beni çok severdi. Kolordudaki bütün komutanlar bu komutan ile benim ilişkimi bir baba-oğul ilişkisi gibi olduğunu kabul ederlerdi.Bu durumda beni daima daha çok çalışmaya teşvik ederdi. Çünkü bu kolordunun hizmeti ve karargahındaki görevler çok yorucu ve dikkatli olmayı gerektiriyordu.Çünkü çok miktarda Nato üyesi ülkelerin silahlı kuvvetleriyle Trakya bölgesinde müşterek  tatbikat ve manevralar planlanır ve uygulanırdı. Bütün bu hizmetler benim karargah subayı olarak sorumluluğumda yapılırdı.Bende komutanın itimadını sarsmamak için gecemi gündüzüme katarak çalışır günlerce uyumadan, dinlenmeden tatbikatları, manevraları (1989 Mehmetçik Manevrası dahil) planlama ve icrası için karargah görevlerini çok değerli silah arkadaşlarımla birlikte yapardım. Ben Alay komutanlığına atandığım sene 30 Ağustos 1989’da Kolordu komutanım da Orgeneral rütbesine terfi ederek 3ncü Ordu Komutanlığına atanmıştı. Veda ziyaretlerini  yaparken Edirne’ Garnizonuna da geldi.

         Benim komutanlığını yapmakta olduğum Türk Silahlı Kuvvetlerinin tek “Zırhlı topcu Alayı” olan birliğimize de geldi.Dört yıl emrinde çalıştığım kolordu komutanım hatırşinas ve bizi onurlandırmak üzere bana  ayrıca yapacağım hizmetler için tavsiyelerde bulundu.

        ( Bu yazmış olduğum bilgiler askeri sır niteliğindeki bilgiler olmayıp buradaki bazı askeri bilgiler "AKKA " askeri konvansiyonel kuvvetler anlaşması" gereği bütün dünyaya deklere edilmiş bilgilerdir. )

Kolordu komutanımın bana verdiği tavsiyeleri not aldığım defterimden aynen aktarıyorum;

            “Artık komutansın. Başarılı bir karargah subaylığı yaptın. Şimdi yöneticisin. Bir sancağın var. Sancağın Türk Silahlı Kuvvetlerinde ve Türkün tarihindeki yerini ve önemini bilirsin. Onu lekelemeden tertemiz teslim etmek senin ahlaki ve vicdani görevindir. Emrindeki vatan çocuklarına asla zulmetme, adil ol. Güvenlerini kazan, bencil olma, doğruluktan ayrılma.

            Komutanlık, Buluş demektir. Komutanlık yaratıcılıktır. Kalıplara bağlı kalma, perdeyi yırt, duvarları zorla, çengele asılıp kalma.

            Sakin, serin kanlı ve serbest düşün ve düşündüklerini askeri nezaket kurallarına uygun olarak ifade et. Komutanlıkta daima taarruz ruhunu ve atak olmayı ön planda tut. Tesir altında kalma. Her gördüğüne hayran olan pasif insan olma. Şunu unutma ki isteksiz yöneticiler asla iyi bir icracı olamazlar. Hukuk kaideleri değişebilir, kudret merkezlerini kader değiştirir. Coğrafi mukadderat daima devam eder. Bu nedenle ülkelerin tarihinde ve insanların hayatında kader veya mukadderatın var olduğunu unutma.

Astlarına veya kendi rütbendekilerle aynı fikirde değilsen bile onların başladıkları sözü bitirmelerine izin vermek bir büyük erdemdir.

            Daima devlet için çalış, insan kölesi olma.

            Meseleyi tam öğren, araştır, incele ve yeteri kadar bilgi sahibi olmadığın konularda tartışmaya girme. Üzerinde düşünceni yoğunlaştırmadığın konuda karar verme.

            Askeri yönetimde üst komutanlık ve komşu birlikleri daima gözünden ayırma. Yapacağın harekatın maksadında üst komutanlığın maksadına ve vazifesine uygunluk ve gayeye hizmeti esas al. Kuvvetlerini parçalamadan kullan. Belli bir maksada yönel, kesin bir hareket tarzını uygula. Plansız ve provasız iş yapma. Her şeyde vazife esastır.

            Unutma, savaş devamlı münakaşalarla kazanılmaz. Mutlaka zamanında hareket etmek ve tedbir almak gerekir. Mustafa Kemal Atatürk’ün 1915 yılında Çanakkale’de 19ncu Tümeni sevk ve idaresindeki becerisini ve inisiyatif kullanmasını daima dikkate al. Atatürk’ün şu sözüne dikkat et. “Daima cevherini koruyan, aklını ve anlayışını koruyan bir ordu için mevzinin önemi yoktur. Bir asker her yerde muharebe eder.”

            Kendisi Alayımız için bazı malzeme desteğinde de bulunmuştu. Ben alay sancağını benden önce harp okulunu ve harp akademisini bitiren değerli bir kurmay albaydan  törenle aldım. Sancak devir teslim töreninde Edirne Valisi sn.Ünal Erkan beyefendi ve Tümen komutanı Tümg. İlhan Akoguz hazır bulundu. Yeni Kolordu komutanım Korg.sn. Hüseyin Kıvrıkoğlu idi.

Yeni tümen komutanı 30 Ağustos 1989’dan geçerli olarak Tümgeneral’liğe terfi ederek 3ncü Mknz. Tüm.K.lığına atanmıştı.

             Alay komutanlığının birinci yılında kuvvet komutanlığının denetleme heyeti tarafından harbe hazırlık denetlemesine tabi tutulduk. Bir önceki denetlemede başarısız görülen alay benim verdiğim denetlemede bin tam puan üzerinden yediyüz onbeş başarı puanı alarak birliğin verilecek muharebe görevine hazır olduğu tescil edilmiş oldu.Bu değerlendirme iyi bir seviyeyi gösteriyordu.

 Süloğlunda sulardan geçiş tatbikatı dahil atışlar ve atışlı tatbikatlarda oldukça başarılı olduk. Alay komutanlığım esnasında en çok  M44 T model 155 mm.lik kundağı motorlu toplar Türk ordusunda ilk defa bizim alayımızda envantere girdiği için üzerinde önemle duruluyordu. Bu maksatla motor testleri, atış kontrol sistemleri güç ve aktarma organları ki bunlar özel ihtisas gerektiren branşlardır.Biz o dönem birlikte çalıştığım değerli silah arkadaşlarımızla gecemizi gündüzümüze katarak envantere yeni giren bu silahların testlerini yapıp raporlarını tutup komuta katına aksatmadan bildiriyorduk.Türk ordusunda kundağı motorlu topçunun milli imkanlarla geliştirilen projesine önemli uygulama tecrübelerini ve fikri katkımızı yaptık. Tümen komutanı uyum içinde çalışılması ve ihtiyaçlarımızın karşılanmasına karşı duyarsız ve hissi bir komutandı.  Bir yıllık  alay komutanlığımda tümen komutanlığından maddi hiçbir destek almadım. Kendi imkanlarımla sistemi işletmeye gayret ettim. Garnizonda açılan silah sergileri, Edirne’nin kurtuluş törenleri, Cumhuriyet bayramı dahil  resmi törenleri sorumluluğumda icra edildi.Teknik görevlerimin yanısıra idari ve askeri görevlerle birlikte Edirne’nin tarihini de tetkik etme imkanlarını yarattım.

Okuduğum bir kitapta Osmanlı İmparatorluğu’na 22 sene başkent olarak hizmet eden bu tarihi şehir Cumhuriyet döneminde arzu edildiği seviyede gelişmemişti.

            Serhat şehri Edirne’nin tarihinde en çok Selimiye Camisi’nin inşasında gösterilen çalışma dikkatimi çekmişti. Cami inşasına başlanmadan takriben yedi sene önceden başlamak üzere şimdi Yunanistan hudutları içerisinde kalan Dimetoka ve civarında tavukçuluk teşvik edilmiş. Bu maksatla bölgede çok miktarda tavuk çiftliği kurdurulmuş ve tavuk yetiştirme ile yumurta üretimine hız verilmiş.Üreticilerden bedeli mukabili toplanan  yumurtanın beyazı caminin inşasında harca katkı maddesi olarak kullanılarak binanın sağlamlığı temin edilmiş olduğunu ilk defa öğrendim. Bu maksatla cami inşasında takriben 10 milyona yakın yumurta kullanılmıştır kaydı vardı.

            Bu sosyal ve ekonomik faaliyetin o günün şartlarında bölgenin ekonomik gücünü arttıran bir tedbir olduğu da  belirtiliyordu.

            Edirne için bir diğer tespitim de Osman Devletinde  Roman vatandaşların (Çingenelerin) askere alınmaması nedeniyle bölge halkının nüfus sayımı ve tespitlerinde askerlikten kurtulmak için kendilerini  bu kategorideki gruba kayda geçirtmeleri olmuştur.Bu yöntemle askerlikten kurtulma hilesinin yaygın kullanıldığını tespit ettim.

Bugün bile Edirne’de çingene vatandaşların çokluğundan bahsederler. bunun gerçek sebebi bu olsa gerek.

            Edirne’nin tarihinde en çok Balkan Harbi’nde Edirne müdafi olarak görev yapan merhum Şükrü Paşa’nın hayatı ve inançlarının etkisinde kaldım. Şükrü Paşa kimdi?

 

ŞÜKRÜ PAŞA’NIN BİYOGRAFİSİ

Aile Durumu :

Doğum Tarihi ve Yeri : 1857 Erzurum

Babası : Erzurumlu Kolağası Mustafa Efendi

Medeni Hali : Evli ve bir kızı var

 

Öğrenim Durumu :

Mühendishane Harbiyesi Topçu şubesini birincilikle bitirmiş.

1879’da Almanya’da eğitim görmüş.

 

Yükselme Tarihleri :

Teğmenliğe Nasbı : 1879

Paşalığa Nasbı : 1893

Müşirliğe Nasbı : Temmuz 1908

Birinci Ferikliğe İndirilişi : 1910

Askerlik Görevleri :

Mühendishanede dil ve topçuluk öğretmenliği

Sarayda yaverlik

Edirne Topçu Komutanlığı

Redif Müfettişliği ve Çanakkale Komutanlığı (Balkan Harbi’ne kadar)

Edirne Müstahkem Mevkii Komutanlığı

 

Katıldığı Savaş, Muharebeler ve Başarıları :

Balkan Harbi’ne kadar Redif Müfetteşliği ve Çanakkale Komutanlığı yapmış. Balkan Harbi çıkınca Edirne Müstahkem mevkii Komutanı olmuş. Şükrü Paşa Edirne’yi Bulgar ordularına karşı kahramanca müdafaa ederek şehirde süpürge tohumlarından başka yiyecek kalmadığı ve açlık tan halkın telef olmaya başladığı bir durumda Edirne yi Bulgar ordularına teslim etmek zorunda kalmıştır.

          Bulgar Kral’ı Ferdinand Şükrü paşanın Edirne savunmasındaki kahramanlığına karşı duyduğu hayranlığın bir nişanesi olarak esiri olan komutanın kılıcını taşımasına izin vermiştir.

         Sofya’daki 100 günlük esaretinde şehirde serbest bırakıldığıBulgaristan harp tarihi kayıtlarında mevcuttur.      

           Edirne müdafaası o dönemin basınında geniş yer almak suretiyle  bütün dünyada Türk kahramanlığı olarak anılmıştır. Halbuki  Balkan harbi bizim için bir yüz karasıdır.Yegane tesellimiz bu değerli komutanın Edirne savunmasındaki başarıdır ama o da teslimle sonuçlanmıştır. 

 

Ölümü :

1915 Mayıs’ının 26’sında 58 yaşında iken öldü. Cenazesi Cihan Harbi’ndeki müttefik ordularının da iştiraki ile askeri merasimle kaldırılmıştır. Mevlanakapı Çürüklük mezarlığında gömülüdür.

 

ŞÜKRÜ PAŞA’NIN VASİYETİ

            Düşman Hatları geçtikten sonra ölürsem, kendimi şehit kabul etmiyorum. Etimi, itler ve kuşlar çeke çeke yesinler.

            Fakat müdafaa hattımız bozulmadan şehit olursam kefenim, lifim, sabunum çantamdadır. Beni bu mahale gömeceksiniz ve gelen nesiller üzerime bir abide dikecekler."Demiştir.

 Tabur komutanlığı yapan Alay komutanlarının Alay komutanlığı bir yıl yapması konusunda alınan karar gereğince 1991 yılı atamalarında 5nci Kolordu komutanlığı emrine  ayni atama döneminde 1nci Ordu Komutanlığı Harekat Başkanlığına atandım. 8 Ağustos 1991 günü Ordu Harekat Başkanlığı görevini o sene Tuğgeneralliğe terfi eden bir komutanımdan devraldım. Aynı komutanıma ben Kıbrıs daki görevimi devretmiştim. O meslektaşımızda bugün balyoz davasından tutuklu emekli orgeneral olması beni ayrıca üzen bir durumdur.

            Alay komutanlığındaki başarımdan dolayı o zamanki  kolordu komutanı Korg. Sn.Hüseyin kıvrıkoğlun’ndan bir takdir yazısı aldım. Tümen komutanım beni takdire layık görmedi. Buda beni hiç üzmedi ama en çok  sancak devir teslim törenime tümen komutanın gelmememsi beni ziyadesiyle üzmüştür. 

          Çünkü sancak ordunun şeref ve namus timsalidir onurudur.Maiyetinde çalıştığım bir tümen komutanın bu hassasiyeti göstermememsi son derece anlayışsızca bir durumdur. gelmedi.  Sancak törenini komşu bir tümen olan 33ncü Piyade Tümen komutanımın huzurunda ve şahitliğinde yaptım.Bu durum benim için son derece üzüntü verici bir durumdu.

            Alay komutanlığımı çoğu zaman alayda yatarak sancağıma sahip olmaya özen gösterdim. Alay sancağını aldığım gibi tertemiz ve lekesiz olarak bir meslektaşıma teslim etmenin gururunu her zaman onurla yaşadım.

1NCİ ORDU HAREKAT BAŞKANLIĞI YILLARIM

 

8 Ağustos 1991 günü             1nci Ordu Harekat Başkanlığı görevine başladım. Ordu komutanı Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı, kurmay başkanı Tümg. Ali İhsan Türkkan’dı. Kurmay başkanı görev intibakım için vazifeye erken başlamamı istemişti.

          1nci Ordu Kara Kuvvetlerinin en güçlü ve en büyük ordusu idi. Ordunun mevcudu 102 bin civarında olup bu hazar kuvvesi idi. Sovyetler Birliği’nin dağılmaya başladığı, Irak harekatının ciddi tesirlerinin yaşandığı bu yıllarda TSK’lerinin emir komutasında beklenmedik değişikliklerde meydana gelmişti. GnKur. Bşk. Orgeneral Necip Torumtay istifa etmiş yerine 1 Ocak 1991’den itibaren Orgeneral Doğan Güreş GnKur. Bşk. olmuş, Org. Muhittin Fisunoğlu, K.K.K.lığına , Org. İsmail Hakkı Karadayı da 1nci Ordu K.lığına getirilmişti.

Bu dönemde:1nci Ordu kuvvet yapısında köklü değişikliklere başlanmıştı. Tümenler lağvedilerek Tugay-Tabur teşkilatına geçilecek, garnizonlar yeniden düzenlenecek, birçok birlikler lağvedilerek kışlalar yeni konuş için hazırlanacak, bazı araziler hazineye devredilecek yoğun bir şekilde birlik intikalleri başlayacak şekilde planlama ve kara kuvvetleri komutanlığının emirleri ve onayları alınacak şekilde çok yoğun ve sıkı karargah çalışmaları yapılıyordu. Bütün bu yapı değişikliği Cumhuriyet tarihinin ordudaki en ciddi ve önemli yapı değişikliği olacaktı. Bu faaliyetlerin karargah subayı olarak Ordu harekat başkanı olarak ordunun eğitim, atış, spor, bakım, tatbikatları aynı etkinlikte sürdürülürken ordudaki en büyük reform ve yeniden yapılanma faaliyeti de sürdürülecekti.Bunun karargah subayı olarak benim yani ordu harekat başkanın sorumluluğunda yerine getirilecekti.

Bütün bu yoğun çalışmalar yapılırken eşim ile İstanbul’da, 2 kızım öğrenim nedeniyle Ankara’da ailem iki parçalı olarak vazife yapıyordum.

1nci Ordu’nun yeniden yapılanmasında; 4 adet kolordu komutanlığı aynen muhafaza ediliyordu. Bunlar Gelibolu’da 2nci Kolordu Komutanlığı, İstanbul’da 3ncü Kolordu Komutanlığı, Çorlu’da 5nci Kolordu Komutanlığı ve İzmit’te 15nci Kolordu Komutanlığı idi. Bu kolordulardan 5nci Kolordu Komutanlığının şehir içindeki komutanlık karargahı Çorlu bitişiğinde bulunan 61nci Piyade Tümenin karargah binalarına taşınacaktı. Tümen karargahı lağvedilerek 61nci Tugay olarak Ulaş garnizonunda konuşlanacak şekilde planlama yapılıyordu.

Tümenlerin durumu ise şu şekilde planlanıyordu :

Edirne’de 3ncü Mknz. Piyade Tümeninden iki mekanize tugay kurulacak, bunlardan 54ncü Tugay Karaağaç’ta, 55nci Tugay Süloğlu’nda tümenin karargahı Edirne’de Taktik karargahı olarak kalacak, Kırklareli’de 33ncü piyade Tümeninden 2 tugay kurulacak bunlardan birisi Kırklareli’de 33ncü Mknz.P.Tugayı diğeri Pınarhisar’da 10ncu Zırhlı Tugay, Lüleburgaz’da 65nci Piyade Tümeni 65nci Mknz.P. tugayı olarak küçülecek birliklerinden bir kısmını Edirne Süloğlu ve Pınarhisar 10 ncu Tugaya sevk edecek. 41nci P. Tugayı yeni yapılanmada Vizede kalacak bazı birlik ve malzeme alış-verişleri olacak,

Çorlu’da 61nci Piyade Tümeni 61nci Mknz.P. Tugayı olarak teşkilatlanacak ve Ulaş garnizonuna yerleşecek. Bazı birliklerini Adapazarı ve Anadolu’ya gönderecek, Çerkezköy’de 3ncü Zırhlı Tugay yeni yapıya uyarlanarak bölgesinde kalacak,

5nci Kolordu 4 tümen ve 1 zırhlı tugayı iken 5 mekanize, 2 zırhlı ve 1 piyade tugayı ile bağlı unsurlardan meydana gelecekti.

Gelibolu’daki 2nci Kolordu’nun Keşen ve Tekirdağ’da 2 tümeni vardı. Bunlardan Keşan’daki 4ncü Tümen 4ncü Mknz. P. Tugayı, Tekirdağ’daki 8nci Tümen de 8nci Mknz. Piyade Tugayı olarak teşkilatlanacaklar, artan birliklerini Malkara’da 95nci zırhlı ve Gelibolu’da 18nci Zırhlı Tugay teşkil edilecek zırhlı tugaylara personel, malzeme ve birlik vereceklerdi.

İstanbul’da 3ncü Kolordu’nun 6ncı Tümenden oluşan 6ncı Piyade Tugayı ile Hadımköy’de 1nci Zırhlı Tugay, Topkule’de 66ncı Zırhlı Tugay, Hasdal’da, 26ncı Tugay küçük çaplı malzeme ve birlik intikalleri ile durumunu muhafaza edecekti.

İzmit’te 15nci Kolordu Adapazarı ve Samandıra’daki iki tümeni kuruluş değişikliği yaparak tümenler tugaya dönüşecek Kartal/Maltepe’deki 2nci Zırhlı Tugay araç ve silah alış verişi ile yeni yapılanmasını tamamlayacaktı.

1nci Ordu’nun topçu, istihkam, muhabere birlikleri dahil bünyesindeki pek çok birlik, depo, kurum ve kuruluş değişikliği çok ciddi ve titiz çalışmalarla planlanıyor, intikaller hesaplanıyor, malzeme ve personel envanteri çıkarılıyor, doğudan gelecek birlik, malzeme ve silahlar ile yeni yapılanmanın öngördüğü konuş hazırlıkları çok yoğun bir şekilde sürdürülüyordu. Bu yapı değişikliği Cumhuriyet tarihinde ordunun en ciddi ve köklü değişimi oluyordu. Bu faaliyetlerin sorumlu karargah subayı olarak ben Harekat Başkanı olarak çalışıyordum. Bu sorumlulukların yerine getirilmesinde emrimde çalışan başkanlığımız personelinin özverili çalışmasına daima minnet ve şükran duymuşumdur. Orduda bir taburu boğazın doğusundan batıya veya aksi yöne geçirmek bile çok hayati ve ciddi planlama ve çalışmayı gerektirdiğini düşünürsek yaklaşık 152 tabur büyüklüğündeki birlik yerinden oynamış ve yapı değişikliğine benim harekat başkanlığım döneminde başlamış ve bitirilmiştir.

O günleri ve mesaimizi unutmamız mümkün değildir. O günlerde emrinde çalıştığım komutanlarımın güven ve desteğini hep yanımda hissettim. Bu başarılı çalışmalardan dolayı komutanlarımdan daima takdir ve teşekkür aldım. Askerlik mesleğinde bireyin tek başına yapabileceği işler sınırlıdır. Mesleğimiz bir ekip çalışmasını gerektirir. Bu nedenle ben görevimi, o güç işleri o yıllardaki mesai arkadaşlarımla birlikte başardım. unutmadığım tek kural sorumluluk ferdidir. Başarı müşterektir. Bu günlerde hiçbir şey yapmadan yangelip yatan insanlar olduğumuz en yetkin ve etkin polikacılar tarafından ifade edilsede biz aslında çok çalışan üreten ve ülkesini çok seven cumhuriyet değerlerine önemverip bunu yaşatmaya çalışan  hem nesilleriz ve hemde fertleriyiz birçoğumuz hapishanelerde çürüsekte  biz yine ettiğimiz sadakat yeminine bağlı kalarak ülkeye ve halkımıza hizmete her zaman hazırız. Ben bu hizmet yarışının ortasında sistemin dışına çıktım bayrağı yetiştirdiğimiz silah arkadaşlarımız teslim etmenin haklı gururunu taşımaktayım saygılarımla

 
 SİTE İÇİ ARAMA

SON EKLENEN 5 MAKALE
TÜRKİYE- AVRUPA BİRLİĞİ TARİHÇESİ

KARŞI DEVRİM HAREKETLERİNİN EN ETKİLİSİ ŞEYH SAİD İSYANI

BM VE TBMM DE KABUL EDİLEN İKİ SÖZLEŞMENİN ÜLKEMİZE ETKİLERİ

CUMHURİYETİN 86 NCI YILINDA BAŞINA GELENLER

RİSK VE RİSK YÖNETİMİ

SİTE ANKET
Yeni Sitemizi Nasil Buldunuz?
Çok Iyi
Iyi
Normal
FikrimYok