YENİ PAPANIN TÜRKİYE ZİYARETİ

    Vatikan Devleti; 7 Haziran 1929 da kuruldu.  Hıristiyan kültürünün merkezi olan Vatikanın  devlet başkanı ve  Hıristiyan dünyasının en büyük kolu olan Katoliklerin dini lideri Papanın 28 Kasım-01 Aralık 2014 tarihleri arasında ülkemizi  ziyaret etti. Bu ziyareti çok önemli kılan nedenler var. Bunlar papanın Ankara ziyaretinde bazı ilklerin yaşanması yanında vatandaşlarımızın ve dünyanın bu ziyaretin sonuçlarını  yakından takip ettiğini biliyoruz


  Tarihimizin Cumhuriyet öncesinde, Papa ziyareti yoktur.

Cumhuriyet döneminde ise ülkemizi ziyaret eden dördüncü papadır. 1967'de Paulu ıv, 1979'da Johannes paul II, 2006 da Papa Benedikt XVI,Dördüncü konuğumuz papa Francisco, 28 -30 kasım 2014 de ülkemizi ziyaret etti. Katolik dünyasının 266 nci Papası olan bu konuk diğer papalardan farklı olarak Güney Amerika kıtasından olması ve çok mütavazi bir şahsiyet özelliğini ön plana çıkarmasıdır.

Günümüzde Papa; hem “ruhani” yani Katoliklerin dini lideri ve hem de “siyasi” İtalyanın içinde bağımsızlığını ilan etmiş Vatikan Devletinin devlet başkanıdır.

Bu nedenle papanın statüsü çok önemlidir. Önemi iki görevi yapan bir şahsiyet olmasıdır.

Papa Francisco yurtdışına 6 ncı seyahatini ülkemize yaptı.

Bir önceki papa Alman kökenli olmasının tabii bir sonucumu yoksa Hırıstıyan dünyasının talebimi bilinmez ama Türkiyenin Avrupa Birliğine katılmasına karşı olduğunu açıkca ifade etmekten çekinmemişti. 

 O Şöyle demişti."AB'nin Türkiye ile müzakerelerini;  "tarihi hiçe sayan" bir hedefe yönelik '"hayati bir yanlış" diye tanımlamıştı; Gerekçe olarak da Türkiye'nin İslami köklerinin 'Avrupa'yla daimi bir tezat' içermesini göstermişdi.

Bununda aslında papaya göre haklı bir gerekçesi vardı.

Bu da; Avrupa Hıristiyan köklerinden uzaklaşmamalıdır.

Avrupa Hıristiyan kültürü denince “Hıristiyan inanç değerlerinden beslenmiş Vatikanın gözetimindeki insanların şekillendirdiği yaşam tarzı ve değerler sistemi”dir. Bu da Papaya göre; Avrupanın arzulanan kökleridir.

Papaya göre bu kültürde laik de olsa Türkiye ye yer yoktur.

Avrupa'nın Türkiye'ye yaklaşımı papanın düşüncesinden farklı olmadığını her vesile görüyoruz.

Bir diğer kötü haber, Türkiye'nin AB üyeliğinin getireceği pragmatik yararları savunacak devlet adamlarının Avrupa da sanıldığından daha az olmasıdır.

İyi haber ise; papanın ziyareti ile sergilenen görüntüden, medeniyetler çatışması korkusunun boşa çıkması dinler arası diyalog ve başta Işıt adı verilen terör örgütü olmak üzere insanlığa kötüğü dokunan yanlışlıklarla ortak mücadelenin önemi birkeredaha vurgulandı. Bu yaklaşım dinler arası diyaloğ kültürünün gelişmesine olanak sağlayacaktır.

Ancak 2025 yılı İZNİK konsülünün toplanmasının 1700 ncü yılına yönelik olarak bu papanın önemli projesi vardır.

Bilindiği üzere ms 325 yılında İZNİK te toplan ilk hıristıyan toplantısında; (birinci iznik konsülü)çok farlı incillerin ortaya çıkması ve bölünme ile hezhep farklarının ortadan kaldırılması için İznik konsülü bölünmüş kiliselerin birleştirilerek ortak bir incilin kabul edilmesi için yapılmıştı.İlk defa İncil sade bir yunanca ile bu konsül kararıyla birleştirilmiş ve bugün kullanılan incil  yazılmıştı.

Hıristıyanların kutsal kitabının yazılışının 1700 ncü yılını İznikte kutlamak isteyen papa Francisco, Fener rum patriği Bartholommeos ile Kudüste yaptıkları toplantıda bütün kiliseleri bir araya getirme ve hıristıyan dünyasındaki ayrılığın giderilmesi için  sürdürülen çabaların hasılasının alınması isteniyor ve bunda birinci İznik konsülü gibi 2025 yılında yine İznikte görkemli bir kutlama ile ilan edilmesi düşleniyor.Bunun için muhtemelen Türkiye den " anlayış göstermesi" ve işbirliği yapması istenecektir. 

Tarihimizde bizim papalık Devletiyle mücadelelerimiz çok olmuştur. Padişah II nci Selimin kardeşi Genç Osman uzun süre papalık devletinin elinde bir şantaj unsuru olarak tutulmuş, zaman olmuş papalık devletinin önderlik ettiği Osmanlıya karşı haçlı seferleri düzenlenmiştir.

Günümüzde de Papalık; devlet olarak varlığını sürdürmektedir ve Avrupaya’da manevi olarak hakimdir.Türkiye - Avrupa ilişkisinde hakim faktördür.

Papanın Türkiye ziyaretinin asıl amacı; “Katoliklerle, Ortadoksların birleşmesini” sağlamaktır.

Böylece Hıristiyan birliğinin sağlanması esas düşünce ise de aslında; Roma Katolik Kilisesi'yle İngiliz Anglikan kilisesi arasında muhtemel bir birleşmenin sağlanmasında 'ciddi engeller' vardır. Bunlar; kadınların Anglikan rahibi olabilmeleri ve bazı Anglikan kiliselerinin eşcinsel kimliğini açıklayan din adamlarını kabul etmesidir. Ortadoksların beklentileri ise bundan daha önemli ve inançlarının özüne yönelik farklılıklardır. Bu nedenle Katolik ve Ortadoks nikahının kıyılması belki kolay olur ama “Hıristiyan Birliğinin” sağlanması zordur.

Bu iki kilisenin birleştirilmesi uğraşısı aslında, 1438 den beri devam eden bir süreçtir ve bu güne kadar başarılı olamamıştır.

İlk birleşme teşebbüsü; Bizans İmparatoru İoannes ile patrik Joseph ve başka yüksek rütbeli papazlarla birlikte Floransa konsiline katılmak ve Rum kilisesi ile latin kilisesinin birleşmesini sağlamak amacıyla İtalya ya gitmesi ile başlamıştır.

Bu seyahatte Papa tüm yolculuk giderlerini üstlenmiş birleşme kararı imzalanmış, fakat dönüşlerinde Rumlar bu birleşmeden caymışlardır.

Doğu Ortodoks Kilisesi’de tıpkı Roma Katolik Kilisesi gibi sadece erkeklerin rahip olmasını kabul ediyor, eşcinsel ilişkileri kınıyor ve ibadetin geleneksel biçimlerini önemsiyor.Ama birleşme için bu görüş birliği yeterli değildir.

Papa ve Patrik arasındaki benzerlikler dine dayanıyor görünüyorsa da bu çabalar aslında İslam’a karşı Hıristiyan birliğini sağlanmaktır. her iki kiliseyi zorlayan bu gelişmeler çıkarları ve kullandıkları güç dikkate alındığında Fener Rum patriği bunu pek de arzu etmiyor.

Çünkü bu birleşmenin siyasi sonuçları olacaktır.

Bunun siyasi sonuçları bugün İstanbulda ki Ortadoks Rum kilisesi lideri patrik efendi, Türk kanunlarının kontrolünden kurtulmak için Latin katolik kilisesinin desteğine ihtiyaç duymaktadır. Bunun için dini inançlarında değişiklik yapacak mı? bilinmez ama bu birleşme Türkiye’yi rahatsız eder.

Papanın ziyaret sonrası yapılan açıklamada “ İslami hükümetlerin yaptığı baskıdan” yakınan birçok kilisenin, ki buna Türkiye'deki Ortodoks Kilisesi de dahildir. Papa bu kiliselerin gönlünü kazanmayı amaçlıyorsa, Hıristiyan dindaşlarının yanı sıra Müslümanlarla da köprüler kurmalı ve İslam dinine hakaret etmekten vazgeçmelidir.

Türkiye Cumhurbaşkanı sn. Recep Tayyip Erdoğan, Fracisco'un kendisine, Vatikan'ın artık Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğini istediğini” söylediğini açıkladı.

Bir Papalık sözcüsüyse daha dolaylı ifadeler kullanarak, Vatikan'ın Türkiye'nin Avrupa'ya 'entegrasyonunu' teşvik ettiğini belirtti. Ortada çelişkili açıklamalar var. Cumhurbaşkanının beyanları sanki yalanlanıyor.

Türkiye hükümeti bu ziyareti, iç politikada kendine bir şeyler kazandırmasını istiyor ama, hükümetin Kıbrıs politikası gibi buda, Türkiyeyi uzun vadede sıkıntıya sokacak bir gelişmedir.

Francisco nun papalığı sırasında sürekli olarak 'mütekabiliyet' diye nitelediği bir meseleyi vurguladı ve Müslüman ülkelerdeki Hıristiyan azınlıkların ibadetlerini, en az Batı'daki Müslümanlar kadar özgürce yerine getirmesi gerektiğini söylüyor.

Fener Patriği'ni ruhani baş olarak kabul etmeyen Moskova, Kudüs ve İskenderiye kıpti ortadoks kilisesi ile Hindistan Ortodoks patriklikleri gibi daha pek çok kilise İstanbul patriğine bağlı değildirler.

Bunlar Bu birleşmelerden rahatsız olacaklardır

Hıristiyanlığın iki mezhebini temsilen Papa ile Patrik arasındaki bu diyalog ve yakınlaşma çabasından siyasi amaçlar güdülürse İslam dünyası ile gerilimler doğar.

Papa ve Patrik bundan sakınmalıdır.

Bu dahil tüm bu ziyaretlerin temel nedeni Katolik-Ortodoks ayrılığını ortadan kaldırmaya yönelik uzun yolun taşlarının döşenmesi olarak kabul edilmesi karşısında bizde karşı tedbirlerimizi geliştirmeliyiz.

Ancak bunun gerçekleşebilme ihtimalinin, Ortodoks kiliselerin tarih içerisinde birbirlerinden kopmaları, birer ulusal ve ulusçu varlık haline gelmeleri, bu nedenle Patrikhane'nin onları temsil yeteneğinin güçsüzlüğünden dolayı, kısa ve orta vadede düşük olduğu dikkatlerden kaçmamalıdır. Yani şimdilik Patrikhane'nin diğer kiliseleri temsil gücü, 'müstakbel teolojik bir birlik'ten öteye gidemez. Fener dışındaki Ortodoks kiliselerin küreselleşmeye ve liberal fikirlere karşı ülkelerinde birer kale işlevi görmeleri de, birleşme idealinin en önemli engellerinden biridir. Francisco ya göre, Avrupa ülkelerinin çoğundan daha yüksek doğum oranına sahip 77 milyonluk Türkiye'nin üyeliği, Avrupa'nın görüntüsünü tersyüz edebilirde. Sonra, Almanya, Fransa, Britanya ve İtalya gibi Avrupa ülkelerinde Müslüman nüfusun artması,Çoğunluğu müslüman ülkelerden Avrupaya göç ve kaçak girişlerin yarattığı insani ve ahlaki sorunlar, Vatikan'ın Avrupa'yı Hıristiyanlaştırmaya yönelik manevi stratejisiyle çelişen bu değişimi hızlandıracaktır.

Papa'nın Katolik Kilisesi'yle Ortodoks Kilisesi arasındaki manevi köprüleri onarmak umuduyla Fener Rum Patriği Bartholomeos'la İstanbul'daki mekânında bir araya gelmesi ve ziyaretin resmi niteliğinin birleşme düşüncesinin ağır basması gelecek için tehlikelidir.

Papa'nın bu ziyareti, Hıristiyanlarla İslam dünyası arasındaki ilişkilere önem verdiği anlamına gelmez. Papa'nın Hıristiyan-Hıristiyan ilişkilerini onarmayı amaçlayan meşru çabaları, Hıristiyan-Müslüman ilişkilerine veya Türkiye'deki Müslümanlara karşıda dosdana bir hareket gibi görülmesi de daha çok erken

                                 29 kasım 2014 İstanbul

 
 SİTE İÇİ ARAMA

SON EKLENEN 5 MAKALE
TÜRKİYE- AVRUPA BİRLİĞİ TARİHÇESİ

KARŞI DEVRİM HAREKETLERİNİN EN ETKİLİSİ ŞEYH SAİD İSYANI

BM VE TBMM DE KABUL EDİLEN İKİ SÖZLEŞMENİN ÜLKEMİZE ETKİLERİ

CUMHURİYETİN 86 NCI YILINDA BAŞINA GELENLER

RİSK VE RİSK YÖNETİMİ

SİTE ANKET
Yeni Sitemizi Nasil Buldunuz?
Çok Iyi
Iyi
Normal
FikrimYok